DEM Parti’nin kadın doğum hastanelerinde yalnızca kadın personel çalıştırılması önerisine verdiği yanıt ibretlik nitelikte; ‘’ Doğum tercihi ve sağlığa erişim hakkı; cinsiyetçi, kadın düşmanı kodları temsil eden zihniyetin siyaset malzemesi değildir! Kadınların kendi bedenleri üzerinde söz sahibi olması, bu zihniyetin en büyük kaygısıdır. Doğum yöntemine ilişkin yapılan cinsiyetçi açıklamalar, kadın bedeni üzerinden tahakküm kurmaktır. "Utanç" ve "kaygı" adı altında sağlık hizmetlerini ayrıştırmak, cinsiyetçiliği üretmek; kadın iradesinin yok saymaktır. Nasıl doğum yapacağına, hangi doktora gideceğine karar verme hakkı kadına aittir. Kadınların sağlığa erişimde yaşadığı sorunlar; ayrıştırıcı ve baskıcı politikalarla değil, toplumsal cinsiyet eşitliği temellinde, parasız, erişebilir ve nitelikli bir sağlık hizmetiyle çözülebilir. Cinsiyetçi "çözüm önerileriyle" kadının güçlenmesinden duyulan rahatsızlığın, toplumun ve kadınların kaygısıymış gibi gösterilmesine izin vermeyeceğiz. Haddinizi bilin!’’

Ramazan ayı etkinliklerine karşı çıkan, çocukların Kur’an kurslarına gitmesini eleştiren bir zihniyetin bu konuda da farklı bir tutum takınması beklenmiyordu. “Kadınların kendi bedenleri üzerinde söz sahibi olması” ilkesini savunduğunu söyleyen DEM parti bir kadının, mahremiyet kaygısıyla kadın doktor talep etmesini neden gerici ya da ayrıştırıcı bir yaklaşım olarak sundu. Bu zihniyetin kadın politikasına hakim çevreler ise şu soruyu yöneltti; Kadın bedeninin istismarı okul yaşındaki kız çocuklarının eline silah verip dağda birilerine peşkeş çekmek midir yoksa okuyup doktor olmalarını sağlamak mı?

Söz konusu açıklamayla kadın düşmanı Apo’nun hizmetkarlarının “Jin, jiyan, azadî” sloganı bu kez ‘cinsiyet eşitliğine’ dönüşmüş oldu, savaşı, seçimi, depremi yaşanan her olayı ucundan kıyısından kadına başlayan DEM sadece mahremiyet kavramı devreye girdi diye erkeklerin kadın doğum uzmanı olma hakkını savunmaya karar verdi.

Diyarbakırlı teyzelere İstanbul’da dediği ‘Trans çocuk’ vardır’ı söyleyemeyen zihniyet ‘kadınların kadın doktor talebi yoktur, bu gericiliktir’ cümlesini de Diyarbakır’da kuramayacak ancak peşine takıldığı LGBT’lilere pazarlayacak.

Ancak kamuoyu yine de özgürlüğü kadın bedeninin teşhiri üzerinden yorumlayan aynı kadının örtünme hakkını baskı diye yaftalayan bu gerici zihniyetin bu açıklamasını başta Diyarbakır olmak üzere Kürt kentlerinde batıda LGBT’liler için yaptığı gibi basın açıklamalarıyla ilan etmelerini bekliyor.. Bakalım yıllarca ekolojik, demokratik paradigmayla uyuttuğu kitlesi ne tepki verecek…

Muhabir: Mehmet Yaman