İstanbul'u tehdit eden deprem gerçeği üzerine yürütülen tartışmalar yeni bir boyut kazandı. Yıllardır büyük bir yıkım beklentisiyle şekillenen hakim görüşe karşı bilim dünyasından dikkat çekici bir çıkış geldi. Marmara Denizi'nin altındaki fay sisteminin yapısını ve enerji birikimini farklı bir yaklaşımla ele alan Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, fay hattının sanıldığından daha karmaşık bir işleyişe sahip olabileceğini belirtti. Bektaş, herkesin tek bir devasa kırılmaya odaklandığı süreçte altı farklı ihtimalin altını çizerek deprem ezberlerini bozdu.
MARMARA'NIN KARANLIK SULARINDAKİ 6 KRİTİK İHTİMAL

Beklenen büyük Marmara depreminin teknik altyapısını inceleyen Prof. Dr. Bektaş, fayın yapısına dair yerleşik algıları değiştiren tespitler sıralayarak önemli uyarılarda bulundu. Bektaş'ın öne çıkardığı ilk nokta, yer kabuğundaki sürünme hareketi oldu. Marmara'nın oluşum sürecindeki jeolojik değişimlerin, enerjinin devasa bir kırılma yerine sürünme adı verilen yolla ve daha küçük depremlerle boşalmasına zemin hazırlayabileceği belirtildi.
Fay hattındaki parçalı yapının da felaket senaryosunu zayıflatan unsurlar arasında olduğu ifade edildi. Tekirdağ, Orta Marmara, Kumburgaz ve Çınarcık bölgelerindeki çukurların sınır oluşturması nedeniyle, kırılmanın tek seferde geniş bir alana yayılmasının oldukça zor olduğu vurgulandı. Öte yandan, deniz tabanındaki kalın tortul tabakaların olası bir depremde enerjinin bir kısmını emerek sönümleme ihtimali de masaya yatırılan bir diğer önemli başlık oldu.
Geçmişte İstanbul'da meydana gelen depremlere yönelik tahminlerin dönemin zayıf zemin koşulları, binaların dayanıksızlığı ve rezonans etkileri nedeniyle belirsizlik içerdiğini belirten Bektaş, bu verilerin yeniden değerlendirmeye muhtaç olduğuna dikkat çekti.
1912 Şarköy-Mürefte depreminden bu yana batıdan doğuya bir stres aktarımı gözlendiğini ifade eden Bektaş, doğu kesimlerin daha yakından izlenmesi gerektiğini vurguladı. 2025'de Silivri'de meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki depremi hatırlatan Bektaş, bu sarsıntının Marmara Fayı'nın daha iyi anlayabilmek adına önemli bir doğal deney olduğunu söyledi.
İKİ FARKLI FAY VE DEĞİŞEN YIKIM ETKİSİ

Büyük depremin sadece büyüklük rakamlarıyla değil, üreteceği sarsıntının karakteriyle de değerlendirilmesi gerektiğinin altı çizildi. İzmit ve Marmara faylarının yapısal farklılıklarının yaşatacakları yıkım üzerinde de etkili olacağını söyleyen bektaş şunları kaydetti:
"İzmit Fayı daha sert ve yüksek frekanslı, kısa süreli ama yıkıcı sarsıntılar üretebilir. Marmara fayları ise yüksek ısı akısı, kalın sediman havzaları ve daha zayıf kilitlenme nedeniyle daha uzun süreli ve düşük frekanslı sarsıntılar üretebilir."




