İslami Cihad Hareketi Sözcüsü Muhammed el-Hac Musa, bugün yaptığı açıklamada, israil işgalinin Gazze Şeridi’ne yönelik gerçekleştirdiği bombardımanların, ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının sonuçlarına israilin kendi vizyonunu dayatma girişimi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

El-Hac Musa, bombardımanların tırmanmasına ilişkin olarak el-Arabi el-Cedid gazetesine yaptığı değerlendirmede, israil hükümetinin, iç seçimlerin yaklaşmasıyla birlikte iktidarda kalabilmek ve varlığını sürdürebilmek için katliamlar politikasına başvurduğunu, gerginlik ve saldırganlık halini bilinçli olarak sürdürdüğünü ifade etti.

İslami Cihad Sözcüsü, Netanyahu hükümetinin, işgal ve yayılmacılıktan başka hiçbir vizyona sahip olmadığı için tüm cepheleri sürekli sıcak tuttuğunu vurguladı. Netanyahu hükümetinin, gerek Gazze’de gerekse Güney Lübnan’da hedeflerine ulaşmakta başarısız olduğunun farkında olduğunu belirten el-Hac Musa, bu nedenle her iki sahada da katliamları ve suikastları korkutma ve caydırma aracı olarak kullandığını dile getirdi.

Arabulucularla yürütülen temaslara ilişkin olarak ise el-Hac Musa, özellikle Mısır tarafıyla temasların yoğun ve kesintisiz biçimde sürdüğünü, Mısır’ın sahada yaşananların tamamına vakıf olduğunu söyledi. Mısır, Türkiye ve Katar’ın israilin suikastlarını ve ateşkes ihlallerini kınayan çok sayıda açıklama yayımladığını hatırlatan el-Hac Musa, asıl sorunun, işgalin saldırılarını sürdürmesine tam bir koruma sağlayan Amerikan tutumunda yattığını ifade etti.

Öte yandan İslami Cihad Sözcüsü, işgalin Gazze’de oluşturulan idari komitenin bölgeye girişini engellemesini, ikinci aşamaya ve bu aşamanın sonuçlarına ilişkin kendi tasarımını dayatmak için kullandığı yöntemlerden biri olarak değerlendirdi. Bu engellemelerin, Refah Sınır Kapısı’ndaki insanlık dışı uygulamalar ve direniş güçlerinin silahsızlandırılmasının şart koşulması gibi bir dizi başka engelle birlikte yürütüldüğünü belirten el-Hac Musa, ABD yönetimini, Trump Planı kapsamında imzalanan ateşkes anlaşmasının işgal tarafından uygulanmasını sağlamaktan sorumlu tuttu.

16 Ocak’ta Mısır’ın başkenti Kahire’de idari komitenin resmen oluşturulduğunun ilan edilmesine ve bu adımın hem Filistinli gruplar hem de bölgesel aktörler tarafından memnuniyetle karşılanmasına rağmen, komite ve üyeleri henüz fiilen görevlerine başlayamadı.

Direnişin silahları meselesine ilişkin olarak el-Hac Musa, İslami Cihad Hareketi’nin tutumunun açık ve net olduğunu vurgulayarak, silahın ve direnişin Filistin halkını korumanın gerçek güvencesi olduğunu söyledi. Hareketin, silahın teslim edilmesini ya da bu konuda herhangi bir dayatmanın kabul edilmesini kesin bir dille reddettiğini ifade etti.

El-Hac Musa, silah konusundaki herhangi bir tartışmanın tamamen Filistinlilerin iç meselesi olduğunu belirterek, bu silahın Filistin halkına ait olduğunu ve hiç kimsenin bu haktan vazgeçme yetkisine sahip olmadığını vurguladı. İşgalin, Filistin halkının meşru haklarını savunmak ve her türlü mücadele biçimini kullanmak hakkını elinden almaya çalıştığını da sözlerine ekledi.

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, önümüzdeki dönemde Hamas Hareketi’ne silah bırakma çağrısında bulunmuş ve ateşkes anlaşmasının tam olarak uygulanmasını istemişti. Bu çağrı, soykırımcı israil Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun, ikinci aşamanın “yeniden imar değil, silahsızlandırma aşaması” olduğunu sık sık dile getirdiği açıklamalarla eş zamanlı olarak gelmişti.

Muhabir: Mehmet Yaman