Son dönemde işsizlik rakamları yüksek seyrederken gençler için yeni bir ilgi odağı doğdu. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü'nün düzenli olarak çıktığı personel alımlarında en büyük payı infaz ve koruma memurları alıyor.
Kurum İçindeki Geniş Sorumluluk Ağı
Mesleğin içeriği, sivil hayattaki güvenlik görevlerinden çok daha karmaşık bir yapı barındırıyor. İstanbul'daki ceza infaz kurumlarında çalışan memurlar, içerideki sosyal ve yasal düzenin tek koruyucusu durumunda. Hükümlü ve tutukluların sayımlarının düzenli icra edilmesi günlük görevlerin sadece bir parçası. Hastane sevkleri, adliye duruşmaları için yapılan nakiller ve yer değişimleri doğrudan personelin sorumluluğunda. Ayrıca, kurumda yaşanabilecek en ufak bir kriz anında ilk müdahale ekibi olarak görev yapmak, personelin mesleki yetkinliğini zorunlu kılıyor.

Zamanın Durmadığı 24 Saatlik Döngü
Cezaevlerinde işleyişin bir saniye bile aksamaması gerekiyor. Bu nedenle çalışma sistemi 24 saat esası üzerinden formüle ediliyor. İnfaz ve koruma memurları için sabit bir mesai mefhumu bulunmuyor. İhtiyaca göre düzenlenen gündüz ve gece nöbetleri, vardiya sistemiyle personellere paylaştırılıyor. İstanbul'daki kurumların yoğunluğu göz önüne alındığında, nöbet çizelgelerinin idarenin anlık taleplerine göre hızlıca değişebildiği görülüyor.
Ekonomik Cazibe ve Gelecek Güvencesi
Tüm bu zorlu çalışma şartlarına rağmen mesleğe ilginin temelinde güçlü bir mali tablo yatıyor. 2026 yılı için geçerli olan rakamlara göre, mesleğe henüz adım atan bir memurun aylık geliri 70 bin TL'den başlıyor. Sistemdeki hizmet süresinin uzaması, nöbet tutulan saatler ve diğer ek ödeneklerle birlikte ulaşılan rakam 100 bin TL bandını bulabiliyor. Buna eklenen kapsamlı sosyal haklar ve sağlam bir emeklilik sistemi, infaz ve koruma memurluğunu en çok araştırılan devlet mesleklerinden biri yapıyor.





