İran İslam Cumhuriyeti'nin İslamabad Büyükelçisi Rıza Emiri Mukaddem, sosyal medya platformundaki hesabından paylaştığı mesajında, İran ve ABD arasında Pakistan'ın arabuluculuğunda İslamabad'da yapılması hedeflenen ancak ABD'nin deniz ablukası gibi eylemleri nedeniyle henüz gerçekleştirilemeyen görüşmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İranlı Büyükelçi, "Evrensel olarak kabul edilmiş bir gerçektir ki, büyük bir medeniyete sahip tek bir ülke, tehdit ve güç altında müzakere etmez." ifadelerini kullandı.
Bunun "İslami bir ilke" olduğunu belirten Mukaddem, işgalci ABD'nin henüz bu gerçeği kavrayamadığını savundu.
İran İslam Cumhuriyeti Meclis Başkanı Muhammed Kalibaf ise sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, emperyalist ABD Başkanı Donald Trump'ın deniz ablukası uygulayarak ve ateşkesi ihlal ederek müzakere masasını teslimiyet masasına dönüştürmek ve savaş kışkırtıcılığını meşrulaştırmak istediğini belirtti.
Meclis Başkanı Kalibaf, "Tehdit gölgesi altında müzakereyi kabul etmiyoruz ve son iki hafta içinde sahada yeni kartları devreye sokmaya hazırlandık." ifadelerini kullandı.
-
Hürmüz'de kriz büyüyor
ABD'nin İran İslam Cumhuriyeti'ne ait gemiyi hedef almasıyla başlayan kriz, Hürmüz Boğazı'nda küresel etkiler doğurmaya başladı.
Uluslararası piyasalarda petrol fiyatları hızla yükselirken, Brent petrolün yüzde 7 artışla 97,5 dolara, ABD ham petrolünün ise 91 dolar seviyesine çıktığı bildirildi. Artışta, Hürmüz Boğazı'ndaki güvenlik riskleri ve geçişlerin aksaması belirleyici oldu.
Denizcilik verilerine göre, bölgede risk seviyesi "kritik" olarak değerlendirilirken, çok sayıda geminin boğazdan geçiş girişiminden vazgeçtiği aktarıldı.
Öte yandan ABD ile İran İslam Cumhuriyeti arasında Pakistan'ın başkenti İslamabad'da yapılması planlanan ikinci tur müzakereler de tehlikeye girdi.
ABD Başkanı Donald Trump anlaşma konusunda "iyimser" olduğunu söylese de Tahran yönetimi ateşkesin ihlal edildiğini belirterek görüşmelere katılmama sinyali verdi.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf "Düşmana güvenmiyoruz, her an savaşı tırmandırabilir." diyerek temkinli bir duruş sergiledi.
Uzmanlar, sahadaki askeri gerilim ile diplomatik süreç arasındaki kopuşun derinleşmesi halinde, bölgede geniş çaplı bir çatışmanın kapısının aralanabileceği uyarısında bulunuyor.





