Savunma analistleri ve diplomatik kaynaklara göre test, yalnızca füze ve denizaltının teknik performansını değil, aynı zamanda nükleer silahlı denizaltıların komuta, kontrol ve haberleşme kabiliyetlerini de sınamayı amaçladı.

Singapur'daki S. Rajaratnam Uluslararası Araştırmalar Okulu'ndan güvenlik uzmanı Collin Koh, testin Çin'in operasyonel nükleer saldırı kapasitesine yaklaştığını gösterdiğini belirterek, "Çin, ABD ana karasına ulaşamasa bile Guam ve Hawaii'yi hedef alabilecek kapasiteye sahip olduğunu göstermek istiyor." değerlendirmesinde bulundu.

Bölgesel tepkilere neden oldu

ABD, test edilen füzenin kıtalararası balistik füze (ICBM) olduğunu ve Güney Pasifik Okyanusu'na düştüğünü açıklarken, bölgedeki bazı ülkeler de denemeyi eleştirdi.

Çinli yetkililer ise testin herhangi bir ülkeyi hedef almadığını belirterek bunun "rutin bir askeri tatbikat" olduğunu savundu.

Nükleer stratejide denizaltılar öne çıkıyor

Analistlere göre füze, Çin'in envanterindeki altı Type-094 sınıfı nükleer balistik füze denizaltısından biri tarafından ateşlendi.

Bu platformlar, Çin'in "ikinci vuruş" kapasitesinin temel unsurları arasında yer alıyor. Olası bir ilk saldırıda kara konuşlu nükleer sistemlerin etkisiz hale getirilmesi durumunda, gizliliğini koruyan denizaltılarla misilleme yapılabilmesi hedefleniyor.

ABD ve müttefiklerinin Çin denizaltılarını savaş gemileri, su altı sensör ağları ve P-8 Poseidon deniz karakol uçaklarıyla yakından takip ettiği belirtilirken, Çin'in denizaltı filosunu daha sessiz ve gelişmiş yeni nesil platformlarla modernize etmeyi sürdürdüğü ifade ediliyor.

"Nükleer üçlü" vurgusu

Çin devlet medyası, füze testinin ülkenin kara, deniz ve hava unsurlarından nükleer saldırı gerçekleştirebilme yeteneğini ifade eden "nükleer üçlü" (nuclear triad) kapasitesini güçlendirdiğini savundu.

Devlet gazetesi Global Times, bu kabiliyetin Çin'e yönelik askeri baskıları azaltacağını ve büyük çaplı bir çatışma riskini düşüreceğini öne sürdü.

Kaynak: Reuters