İran’a yönelik savaş tehditleri savuran küresel haydut Donald Trump, Hürmüz Boğazı’ndaki direnişi kıramayacağını anlayınca çark etti. Savaş öncesi statüye geri dönmekten başka hiçbir somut kazanç elde edemeyen Washington, süreci "zafer" kılıfıyla örtmeye çalışırken, Tahran ise dik duruşuyla hem nükleer haklarını korudu hem de Siyonistlerin bölgedeki planlarını boşa çıkardı.

Iran Abd Reu 1525019-1

TRUMP’IN SIKIŞMIŞLIĞI: HÜRMÜZ'DE DİRENİŞE BOYUN EĞDİ

Küresel haydut Donald Trump, sosyal medya hesabı Truth Social’dan yaptığı açıklamada, İran İslam Cumhuriyeti ile "sanal" bir imza töreni düzenleneceğini ve ardından Hürmüz Boğazı’nın açılacağını öne sürdü. Ancak bu açıklama, Trump’ın iddia ettiğinin aksine ABD’nin bölgedeki tıkanmışlığının açık bir itirafı oldu.

Iran Abd-12

İRAN'IN KAZANCI VE ABD'NİN KAYBI

Uzmanlara göre ABD, aylar süren gerilim ve askeri hareketliliğe rağmen, savaş öncesinde zaten açık olan Hürmüz Boğazı’nı yeniden açtırmaktan başka hiçbir stratejik kazanım elde edemedi.

Trump'ın "başka alternatifler var" diyerek üstü kapalı tehditler savurması, aslında İran’ın kararlı duruşu karşısında diplomatik olarak köşeye sıkıştığının ve elindeki yaptırım gücünün tükendiğinin bir göstergesi olarak yorumlandı.

Iran Israil Saldırıları

NÜKLEER ALDATMACA: TAHRAN TAVİZ VERMEDİ

Trump, Obama dönemindeki nükleer anlaşmayı (JCPOA) eleştirerek kendi yapacağı anlaşmayı "nükleere karşı bir duvar" olarak iddia etti ve uranyumların imha edileceğini öne sürdü. Ancak işin aslı, İran'ın nükleer programının tamamen sonlandırılması bir yana, resmi olarak müzakere masasında meşru bir aktör olarak varlığını pekiştirdiği gerçeğidir. Tahran, nükleer teknolojideki kazanımlarından vazgeçmediği gibi, emperyalistlerin "şartsız teslimiyet" dayatmalarını da çöpe atmış oldu.

Hürmüz Boğazı Iran-3

TAHRAN’IN TEMKİNLİ VE ASİL DURUŞU

ABD tarafı iç siyasi kaygılarla alelacele bir "zafer illüzyonu" üretmeye çalışırken, İran İslam Cumhuriyeti her zamanki vakur ve diplomatik ağırlığını korudu. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, "Mutabakatın kesin imza zamanı için beklememiz lazım" diyerek temkinli bir dil kullandı. Tahran'ın bu tavrı, ABD'nin aceleciliğine karşı masada elini güçlü tutan tarafın kendisi olduğunu bir kez daha dünyaya ilan etti.

SİYONİST NETANYAHU’YA ACI REÇETE: DİRENİŞ LÜBNAN’I DA KORUDU

Bu sürecin en büyük kaybedeni ise kuşkusuz, ABD’yi arkasına alarak "İran’da rejim değişikliği" rüyaları gören katil Binyamin Netanyahu oldu.

ABD merkezli Axios’un aktardığına göre Trump, Netanyahu’yu arayarak adeta bir emir kipiyle, "Anlaşma bu. Harika bir anlaşma ve bu savaşı bitirme zamanı geldi" dedi. İşgalci Netanyahu, hamisi ABD'nin bu geri adımı karşısında çaresiz kaldı ve yenilgiyi kabullendi.

İran’ın masadaki en büyük diplomatik zaferlerinden biri de Lübnan oldu. İşgal rejiminin televizyonu KAN, Siyonist orduya, İran ile ABD arasındaki anlaşmayı tehlikeye atmamak adına Lübnan’daki saldırıları durdurma talimatı verildiğini itiraf etti. İran, kendi sınırlarını koruduğu gibi, direnişin kalesi olan Lübnan’ı da Siyonist vahşete karşı koruma altına alarak bölgedeki hamiliğini tescilledi.

Abd Iran Savaş-4

KAZANAN: İRAN İSLAM CUMHURİYETİ KAYBEDEN: ABD VE SİYONİST REJİM

İran, Hürmüz Boğazı üzerindeki diplomatik ve askeri ağırlığını korurken ABD, büyük vaatlerle başlattığı savaştan, eski statüye dönmek dışında hiçbir kazanım elde edemedi.

İran, bölgesel müttefiki Lübnan'a yönelik siyonist saldırıları durdurarak stratejik bir koruma kalkanı sağlarken ABD, bölgedeki "yenilmez armada" imajı çizildi; müttefiki siyonist rejimi masada yalnız bıraktı.

İran, emperyalist baskılara boyun eğmeyerek nükleer müzakereleri kendi şartlarına yakın bir zemine çekerken ABD, iç siyasi malzeme üretmek uğruna, direnişin şartlarını kabul etmek zorunda kaldı.

Muhabir: RECEP KURT