HÜDA PAR İnsan Hakları ve Hukuk İşleri Başkanlığı, Yusuf Ziya Gümüşel dosyasına ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı.
Açıklamada, dosyanın uzun süredir adil yargılanma hakkı ve kişi özgürlüğü bakımından ciddi tartışmalara konu olduğu belirtilerek, Yargıtay'ın tespit ettiği eksiklik ve çelişkilerin giderilmesi yönündeki bozma kararına rağmen yerel mahkemenin önceki hükümde ısrar etmesinin hukuka olan güveni zedelediği ifade edildi.
HÜDA PAR, hiç kimsenin medya kampanyaları, toplumsal baskılar veya ideolojik yaklaşımlar doğrultusunda yargılanamayacağını belirterek, hukukun temel görevinin maddi gerçeği ortaya çıkarmak ve adil yargılanma güvencesini sağlamak olduğunu vurguladı.
Açıklamada, Yargıtay'ın işaret ettiği eksiklikler giderilmeden aynı hükmün korunması ve tutukluluk halinin sürdürülmesinin, adil yargılanma hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı açısından kabul edilemez olduğu ifade edildi. .
Gümüşel'e yönelik yargı sürecinin yalnızca hukuki bir mesele olarak değerlendirilemeyeceği belirtilen açıklamada, sürecin İslami kimlik, değer ve kurumları hedef alan algı operasyonlarından bağımsız düşünülemeyeceği ifade edildi.
HÜDA PAR açıklamasında, "Hukuk, algılara ve peşin hükümlere değil, adalete dayanmalıdır" denilerek, Yusuf Ziya Gümüşel'in özgürlüğüne kavuşmasının hukuk, adalet ve vicdan açısından ertelenemez bir sorumluluk olduğu kaydedildi.
Açıklamada şu ifadeler kullanıldı;
Yusuf Ziya Gümüşel dosyası, uzun süredir adil yargılanma hakkı ve kişi özgürlüğü bakımından ciddi ve haklı tartışmalara konu olmaktadır. Özellikle Yargıtay tarafından tespit edilen eksiklik ve çelişkilerin giderilmesi yönündeki bozma kararına rağmen; bu hususların tamamen göz ardı edilerek önceki hükümde ısrar edilmesi ve tutukluluk halinin devamı, kamu vicdanını ve hukuka olan güveni derinden sarsmıştır.
Hiç kimse medya kampanyaları, toplumsal baskılar veya ideolojik yaklaşımlar üzerinden yargılanamaz. Hukukun temel görevi, maddi gerçeği tüm yönleriyle ortaya çıkarmak ve adil yargılanma güvencesini sağlamaktır.
Yargıtay’ın ortaya koyduğu eksiklik ve çelişkiler giderilmeden aynı hükümde ısrar edilmesi ve tutukluluğun devamına karar verilmesi, adil yargılanma hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı bakımından kabul edilemez bir tablonun ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Ayrıca Yusuf Ziya Gümüşel Hoca’ya reva görülen bu muamele, yalnızca bir yargılama sürecinin sonucu olarak değerlendirilemez. Bu süreç, İslami kimliği, değerleri ve kurumları hedef alan algı operasyonları ile oluşturulan atmosferden de bağımsız düşünülemez.
Hukuk, algılara ve peşin hükümlere değil, adalete dayanmalıdır.
Bu açık hukuksuzluğun ve hak ihlalinin son bulması, Yusuf Ziya Gümüşel’in özgürlüğüne kavuşması; hukuk, adalet ve vicdan açısından artık ertelenemez bir sorumluluktur.


