HÜDA PAR Dış İlişkiler Başkanı Hüseyin İmir, Kassam Tugayları komutanlarından Muhammed Avde’nin eşi ve çocuklarıyla birlikte israil saldırısında şehit edilmesine ilişkin açıklama yaptı.
İmir, şehitler için Hamas hareketine, direniş güçlerine ve Filistin halkına taziye dileklerini ileterek, “Kassam Tugayları komutanlarından Muhammed Avde’nin eşi ve evlatlarının işgalci rejim tarafından gerçekleştirilen alçakça saldırıda şehit düştüğünü derin bir teessürle öğrenmiş bulunuyoruz” ifadelerini kullandı.
Açıklamada, 10 Ekim 2025’te Şarm eş-Şeyh’te “barış ve garantörlük” adı altında imza atan ülkelerin, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana geçen 227 gün içerisinde israilin gerçekleştirdiği 3 bin 5 ihlal ve bu saldırılarda 910 kişinin şehit edilmesi karşısındaki sessizliği eleştirildi.
İmir, “Bunca zulme karşı meşru müdafaa hakkını kullanarak misilleme yapılması halinde, sözde garantör devletler yine mazlum Filistin halkını ve Hamas’ı mı sorumlu tutacaktır?” diye sordu.
“Trump Barış Planı, Gazze’yi teslim etme projesidir”
HÜDA PAR'lı İmir açıklamasında, bugün yaşananların “Trump Barış Planı” olarak sunulan sürecin gerçek yüzünü ortaya koyduğu belirtildi.
İmir, “Bugün şahit olduğumuz barbarlık, sözde ‘Trump Barış Planı’nın Gazze’yi siyonist işgalcilere altın tepside teslim etme projesinden başka bir şey olmadığını bir kez daha açıkça gözler önüne sermiştir” dedi.
Açıklamada ayrıca, vaat edilen barış sürecinin gerçekte “zamana yayılmış ağır bir soykırım” anlamına geldiği ifade edildi.
Ayrıca israilli yetkililerin Filistinlileri Gazze’den tamamen sürgün etmeye yönelik açıklamalarına dikkat çekerek, bu planın engellenmesinin tek yolunun Filistin direnişine “tereddütsüz ve açık destek verilmesi” olduğunu vurguladı.
İmir açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
Kassam Tugayları komutanlarından Muhammed Avde’nin eşi ve evlatlarının, işgalci rejim tarafından gerçekleştirilen alçakça bir saldırıda şehit düştüğünü derin bir teessürle öğrenmiş bulunuyoruz.
Bu kalleş saldırıda hayatını kaybeden aziz şehitlerimize Allah'tan rahmet; Hamas hareketine, mücahid komutanımıza ve direnişin kalesi olan Filistin halkına en kalbi taziyelerimizi iletiyoruz.
10 Ekim 2025'te Şarm el-Şeyh’te "barış ve garantörlük" adı altında imza atan ülkelerin, ateşkesin yürürlüğe girdiği tarihten bu yana geçen 227 günde siyonist rejimin 3005 ihlal gerçekleştirmesine ve bu saldırılarda 910 canımızın şehit edilmesine karşı sergilediği derin sessizliği de ibretle izliyoruz.
Bunca zulme karşı meşru müdafaa hakkını kullanarak misilleme yapılması halinde, sözde garantör devletler yine mazlum Filistin halkını ve Hamas’ı mı sorumlu tutacaktır?
Bugün şahit olduğumuz barbarlık, sözde "Trump Barış Planı"nın Gazze’yi siyonist işgalcilere altın tepside teslim etme projesinden başka bir şey olmadığını bir kez daha açıkça gözler önüne sermiştir.
Vadedilen süslü barış vaatlerinin arkasında, vahşi ve hızlı bir soykırımın sadece zamana yayılmış ağır bir soykırıma dönüştürülmesi gerçeği yatmaktadır.
Üstelik siyonist rejim yetkililerinin, Filistinlileri Gazze’den tamamen sürgün etmek için çalışacaklarına dair küstah ve açık beyanları ortadayken, bu kirli tehcir planını önlemenin tek yolu Filistin direnişine tereddütsüz ve amasız şekilde açıkça destek vermektir.



