HÜDA PAR Dış İlişkiler Başkanı Hüseyin İmir, ABD ve siyonist rejimin saldırgan politikalarının Orta Doğu’da istikrarsızlığı derinleştirdiğini söyledi. Bölge ülkelerinin tek tek hedef hâline getirildiğine dikkat çeken İmir, yeni kaos senaryolarına karşı acil ortak savunma ve dayanışma mekanizması kurulması gerektiğini ifade etti.

“ABD ve siyonist rejim, toplumsal fay hatlarını kışkırtıyor”

Siyonist rejimin Lübnan’a yönelik açık saldırı tehditlerine ve İran’a karşı sürdürülen askerî tehdit diline dikkat çeken İmir, “Washington ve siyonist rejim, yalnızca dış müdahalelerle yetinmemekte; bölge ülkelerinin iç dengelerine müdahale etmekte, toplumsal fay hatlarını kışkırtmakta ve krizleri bilinçli biçimde derinleştirmektedir.” ifadelerini kullandı.

Direnen tüm halklar yanlızlaştırılmak isteniyor

İmir, asıl amaçlarının direnen tüm halkları teker teker yalnızlaştırmak olduğuna vurgu yaparak şöyle devam etti “Dünya ve bölge ülkeleri şunu açıkça görmelidir: ABD’ye ve siyonist rejime karşı sessiz kalmak, hiçbir ülkeyi hedef olmaktan kurtarmayacaktır.” diyen İmir, şu ifadeleri kullandı: “Geçmişte Afganistan ve Irak’ta yaşananlar ortadadır: İşgal, yıkım, iç savaş ve kaynakların gaspı… Bugün aynı senaryolar, farklı ülkeler için yeniden sahneye konulmaktadır. Amaç; direnen tüm halkları teker teker yalnızlaştırmak, ardından askerî ve ekonomik zorbalıkla teslim almaktır.”

“Gazze direnişi, bu zorbalığın yenilmez olmadığını göstermiştir”

Gazze’de yaşananların bölge halkları açısından önemli bir ders niteliği taşıdığına vurgu yapan Hüseyin İmir, “Gazze direnişi, tüm imkânsızlıklara, soykırıma ve dünyanın en ağır silahlarına rağmen bu zorbalığın yenilmez olmadığını göstermiştir. Gazze’de elde edilen sonuç, mücadelenin ancak birlik, ortak savunma hattı ve kararlı duruş ile kazanılabileceğini ortaya koymuştur.” ifadelerine yer verdi.

Her ülkeyi sırayla hedef alacaklar

Bölge ülkelerine dikkat çeken bir çarğıda bulunan İmir, şöyle devam etti, “Tek tek hedef olmayı beklemek yerine derhâl ortak bir savunma ve dayanışma hattı oluşturulmalıdır. Aksi halde bu haydutluk düzeni, her ülkeyi sırayla hedef almaya devam edecektir.”

“Suriye’de tüm toplumsal kesimleri kapsayan bir yönetim inşa edilmeli”

Suriye’de son dönemde yaşanan çatışmalara da değinen İmir, “Halkın en temel beklentisi; yeni bir kaos döngüsüne sürüklenmeden, güvenlik, istikrar ve normalleşmenin sağlanmasıdır. Suriye’yi yeniden istikrarsızlığa sürükleyecek her gelişme, en başta sivillerin hayatını ve geleceğini tehdit etmektedir.

Suriye’de kalıcı istikrarın yolunun yeni ayrışmalar üretmekten değil, kapsayıcı bir yönetim anlayışından geçtiğini ifade eden İmir, “Etnik ve mezhepsel farklar üzerinden ayrışma değil; tüm toplumsal kesimleri kapsayan, eşit haklara dayalı ve halkın ortak menfaatini önceleyen bir yönetim inşa edilmelidir.” değerlendirmesinde bulundu.

ABD, siyonist rejimin güvenliği ve çıkarlarını önceliyor

Suriye’de kalıcı çözümün ABD arabuluculuğu ya da desteğiyle sağlanamayacağını ifade eden İmir, şöyle konuştu: “ABD’nin, siyonist rejimin güvenliği ve çıkarları doğrultusunda Suriye yönetimini yaptırımlarla tehdit ederek belirli anlaşmalara zorlaması, çözüm üretmekten ziyade yeni kırılganlıklar oluşturmaktadır. Bu yaklaşım, Suriye halkının iradesini ve ülkenin egemenliğini hiçe sayan bir baskı politikasıdır.”

“Bölge ülkeleri, Suriye’ye siyasi, ekonomik ve insani destek sunmalı”

Son olarak bölge ülkelerine önemli sorumluluklar düştüğüne vurgu yapan İmir, sözlerine şöyle son verdi, “Toparlanma sürecindeki Suriye’ye siyasi, ekonomik ve insani destek sunmalı; istikrarı güçlendirecek yapıcı bir rol üstlenmelidir. Suriye’nin geleceği, dış baskılarla değil, halkın iradesi ve bölgesel dayanışma ile şekillenmelidir.”

Muhabir: Mehmet Güllü Bozdaş