Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım, Çarşamba akşamı yaptığı doğrudan konuşmada, Hizbullah’ın Pazartesi günü israile çok sayıda füze fırlatmasından sonra ilk kez kamuoyuna seslendi.
Kasım, Hizbullah’ın ,srail saldırganlığına karşı halkı, direnişi ve vatanı savunma kapsamında meşru müdafaa olarak gördüğü bir mücadele yürüteceğini vurguladı. Bu savunmanın varoluşsal bir nitelik taşıdığını ve hedeflere ulaşılıncaya kadar süreceğini söyledi.
“Onlar bu savaşı sınırları zorlayarak yürütmek istediler. Bizim tercihimiz ise onları sonuna kadar, gerekirse ölümüne karşılamaktır. Asla teslim olmayacağız. İmkânlarımız ve inancımızla, ne kadar büyük fedakârlık gerekirse gereksin kendimizi savunacağız; imkanlar arasında büyük bir eşitsizlik olsa bile.” dedi.
Kasım ayrıca, “Bizi acıttılar ama biz de onları acıtacağız.” ifadelerini kullandı.
Kasım, Pazartesi günü tek bir salvo halinde roket fırlatılmasının ABD-israil saldırganlığına ve 15 ay boyunca süren israil ihlallerine bir yanıt olduğunu belirtti. israilin füze saldırısından sonra gerçekleştirdiği eylemlerin ise bir “karşılık” değil, önceden planlanmış bir saldırı olduğunu ifade etti. Bu davranışın israilin Lübnan’a yönelik daha geniş bir projesinin parçası olduğunu ifade etti.
Kasım, israilin ateşkes maddelerine uymadığını ve diplomatik sürecin 15 ay boyunca hiçbir sonuç getirmediğini belirtti. Hizbullah’ın bu süre boyunca israilin tekrarlanan saldırılarına yanıt vermediğini, bunun sebebinin diplomatik süreci engellediği suçlamasıyla karşılaşmamak ve sorumluluğun devlete ait olması olduğunu söyledi.
“Defalarca sabrın bir sınırı olduğunu söyledik. Devletin daha etkin olması ve Lübnanlıların bunun sonuçlarını görmesi gerektiğini de dile getirdik. israilin saldırganlığı artık çok ileri boyutlara ulaştı.” dedi.
Kasım ayrıca, kendilerine Lübnan ordusunun Litani Nehri’nin güneyinde konuşlandırılmasının israil saldırılarını durdurmaya ve israilin geri çekilmesine kapı açabileceğinin söylendiğini belirtti. Ancak bunun gerçekleşmediğini ifade etti.
Kasım, israilin Lübnan, halkı ve bölgenin tamamı için varoluşsal bir tehdit olduğunu söyledi.
Öte yandan Kasım, Lübnan iç siyasetinde ve uluslararası dost ülkelerin baskıları altında devletin tek talebinin silahın tek elde toplanması olduğunu belirtti. Ancak sorunun asıl kaynağının işgal ve sürekli egemenlik ihlalleri olduğunu söyledi.
Lübnan hükümetinin 5 ve 7 Ağustos’ta aldığı silahın sınırlandırılmasına ilişkin kararları “büyük bir hata” olarak nitelendiren Kasım, bu kararların israilin saldırı özgürlüğünü meşrulaştırdığını söyledi. Hizbullah’ın israil-ABD saldırganlığının devam ettiği bu “tehlikeli süreci” durdurmak için elinden geleni yapacağını ifade etti. Aksi halde bunun Lübnan’ın egemenliğinin gasp edilmesine ve teslimiyete zorlanmasına yol açacağını söyledi.
Kasım, müdahalenin zamanlamasıyla ilgili olarak şu soruyu yöneltti:
“Bizden sonsuza kadar sabretmemiz mi bekleniyor? Her şeyin bir sınırı olduğunu söyledik. Günlük ihlallerin sürdüğü 15 ay yeterli değil mi? Yaklaşık 500 şehit, 10 binden fazla ihlal, israilin evleri ve toprakları geniş çapta tahrip etmesi… Bunlar, önceki savaşlarda yaptıklarının kat kat fazlası değil mi?”
Kasım, yürütülen mücadelenin sürekli bir saldırıya karşı verilen bir yanıt olduğunu ve Lübnan’daki savaşın başka bir cepheyle bağlantılı olmadığını söyledi. Amaçlarının saldırıları durdurmak ve işgali sona erdirmek olduğunu belirtti.





