Sıcak havalarda serinlemek amacıyla tercih edilen buzlu içecekler masum bir tüketim alışkanlığı barındırmıyor. Gıda sektörü analistleri bardağın büyük bir bölümünü kaplayan buzların arkasında psikolojik ve ekonomik bir mühendislik yattığını savunuyor. Tüketiciler ferahlama arzusuyla hareket ederken aslında hem içeceğin kalitesinden ödün veriyor hem de ciddi hijyen risklerine maruz kalıyor.
SIVIYI AZALTAN TİCARİ MÜHENDİSLİK
Ticari işletmelerde suyun maliyeti asitli içecekler ve kahvelerden çok daha düşük seyrediyor. Araştırmalara göre fast-food zincirleri ortalama bir bardağa yaklaşık 225 gram buz koyuyor.
Böylece bardağın yarısından fazlası donmuş suyla doluyor.
İşletmeler genellikle dar ve kavisli hilal şeklindeki tasarımları tercih ediyor. Bu özel tasarım parçaların birbirine kenetlenerek bardakta maksimum yer kaplamasını sağlıyor. Dışarıdan dolgun görünen bardak tüketiciye sunulan asıl sıvıyı sinsice azaltan bir illüzyon yaratıyor. Bardağa ne kadar çok buz konulursa konulsun erime süreci kaçınılmaz şekilde başlıyor. Eriyen parçalar bardağın içindeki toplam sıvının yüzde 15 ile 25'lik kısmını oluşturuyor. Masada bekleyen aromatik lezzet hızla sulanarak kalitesini yitiriyor.
BUZ MAKİNELERİ BAKTERİ YAYIYOR
Soğuk havanın mikropları öldürdüğü inancı gerçeği yansıtmıyor. Düşük sıcaklıklar bakterileri yok etmek yerine onları geçici bir kış uykusuna yatırıyor.
Restoranların mutfaklarında yoğun tempoda çalışan buz makineleri temizlik süreçlerinde genellikle es geçiliyor. Makine içlerinde zamanla küf ve biyofilm tabakaları oluşuyor. Las Vegas'ta ticari işletmeler üzerinde yapılan bir araştırma buz makinelerinin 1/3'ünün tehlikeli bakteriler barındırdığını kanıtladı. Uzmanlar incelenen buz örneklerinin yüzde 6'sında ve buz kovalarının yüzde 22'sinde E. coli benzeri patojenler saptadı.
Yoğun saatlerde personelin buza çıplak elle dokunması veya buz küreğini kirli yüzeylere bırakması hijyen krizini daha da büyütüyor.
AŞIRI SOĞUK TAT ALMA DUYUSUNU UYUŞTURUYOR
İçeceğin kalitesini arayan tüketiciler için aşırı soğuk ciddi bir engel yaratıyor.
Dil ve burundaki reseptörler sıcak sıvılardaki aromatik molekülleri buharlaşma yoluyla çok daha rahat algılıyor. Aşırı soğutulan sıvılar ise uçucu aromaları tamamen hapsediyor. Buzlu bir içeceğin şeker seviyesi değişmese bile insan dili bu sıvıyı daha az tatlı hissediyor. Nitelikli kahvelerin ve özel karışımların zengin notaları buzun yarattığı bu soğuk bariyerin arkasında kayboluyor.
AVRUPA KÜLTÜRÜNDE BUZSUZ SERVİS TERCİHİ
Amerika Birleşik Devletleri'ndeki yoğun buz kullanımı Avrupa kıtasında farklı bir anlayışla karşılaşıyor. Avrupalı işletmeler içecekleri çoğunlukla buzsuz veya çok az buzla servis ediyor.
Bu durum sadece mutfak alanlarının küçüklüğü veya enerji maliyetleriyle sınırlı kalmıyor. Avrupa mutfak felsefesinde bardağa konulan donmuş su parçaları üreticinin emeğine yapılmış bir saygısızlık sayılıyor. Özenle demlenen bir çayın donmuş suyla seyreltilmesi lezzete zarar veren temel bir hata kabul ediliyor. Bilinçli tüketiciler bardaktaki hacmi dolduran suya değil tam ölçüdeki asıl içeceğe ücret ödemeyi talep ediyor.





