Tevazu mu yapmacıklık mı?

Tevazu mu yapmacıklık mı?

Selamunaleyküm

Davetçi bir Müslüman insanlara karşı tevazu göstermeyi ahlak edinmelidir. Tevazuun eş anlamlısı; alçak gönüllülüktür. Yani gönülde olan bir enginlik, duruluk halidir. Kendisini kendi gözünde büyütmeme, yaptığı amelleri yetersiz görmektir ve bu ahlak kibrin ilacıdır. Günümüzde tevazu yanlış anlaşılmakta birçok insan kendi onurunu rencide edecek kadar tevazuda aşırıya kaçmaktadır. Tevazu insanın kendi onurunu rencide edecek kadar aşırıya kaçan bir alçak gönüllülük değildir. Yani karşı tarafa haddinden fazla övgü ve ilgi göstermek fazlaca değer verdiğini belli etmeğe çalışmak yapmacıklık olur. Bu tür davranışlar tevazu kaynaklı davranışlar değildir, bire bir gösteriştir. Tevazu kalpte bulunan bir haslettir. Bunun amele dönüşmesi ise insanın kendi şahsiyetini ayaklar altına alması değildir.

Allah her insanı özel yaratmıştır. Yaratılan her insan Nakkaş olan Allah'ın bir nakşıdır. En güzel desenlerle, yani özelliklerle işlenmiştir. Yerde ve gökteki bütün mahlukat, eşrefi mahlukat olarak yaratılan insana hizmet için vardır. Allah tarafından şerefli kılınan insan, başkalarına karşı insanlık onurunu ayaklar altına almamalıdır. Böyle bir davranışın adı asla tevazu olmaz.

Birçok düşünür mütevazı görünmeye çalışmanın altında kibrin yattığını söyler. “İhlas ehline göre, tevazu göstermek de kibir sayılır. Çünkü kendisinde bir varlık hisseden tevazulu görünmeye çalışır. Hâlbuki gerçek ihlas ehli, kendisinde bir varlık görmez ki tevazu göstersin.” Hz. Cüneyd-i BAĞDADİ. 

Demek ki tevazulu görünmeye çalışmak bir şeyleri ispat etmeye çalışmaktır. Cüneyd-i Bağdadi'nin itiraz ettiği tevazu kişinin kendindeki vasıfları ortaya çıkartma düşüncesi ile insanların dikkatini çekecek kadar alçak gönüllü gözükmeye son derece gayret etmesidir. Bunun sebebi de az önce dediğimiz gibi büyüklenme ve kendini beğenmişliktir. Allah bir kulunun başka bir kulunun karşısında kendi kendisinin onurunu, şahsiyetini küçültmesine razı olmaz. Yapmacıklığın şirin görünmeye çalışmanın hakim olduğu böyle bir toplumda, tevazu konusunda yanlış yargılar ortaya çıkmış.

Davetçi tevazuun ne manaya geldiğini iyi kavramalıdır. Kendisini riyaya düşürecek bir tevazu anlayışından uzak durmalıdır. Aksi taktirde kendisini alçak gönüllü zannedip, içinde çok büyük bir kibir beslediğinin farkında olmaz. Iyaz bin Himar (r.a)'den rivayet edildiğine göre: Peygamber (sav) sahabelerine bir konuşma yaparak şöyle buyurmuştur. “Allah (Azze ve Celle): Bir birinize karşı alçak gönüllülük ediniz ki hiç kimseye üstünlük taslanmasın, diye bana vahiy etti.”( İbn Mace cilt 10,syf453)

Bu hadiste belirtildiği gibi tevazu kişide öne çıkma ve üstünlük taslama hareketlerinin olmamasıdır. Bu hareketler başkalarının onurunu rencide eden davranışlardır. İnsanların kalplerinde yaralar açar.  İnsanları gösterişe teşvik eder. Bunun içindir ki peygamber (sav) kibri yasaklamıştır ve tevazua teşvik etmiştir.

Bir mahallede oturan kibirli insan bile komşularını davranışlarıyla etkisi altına alır. Onların kalplerinde yaralar açar ve psikolojilerini olumsuz yönde etkiler. Onları kendilerine hep yetersiz ve aşağı görmelerini sağlar. İşte kibir, toplumu bozan ve insanları birbirinden koparan kötü bir ahlaktır. Tevazu da insanları bir birine yakınlaştıran ve kardeşliği tesis eden bir ahlaktır.

Güzel ahlakın kaynağı kalptir. Davetçi kulluğunu arttırarak kalbini onarmalıdır. Güzel ahlaka Allah'ı razı etmek için sahip olmaya çalışmalıdır. Gösterişten ve yapmacıklıktan uzak durmalıdır.

Rumeysa Sülün DEMİR

En Çok Okunanlar