• DOLAR 5.718
  • EURO 6.378
  • ALTIN 260.985
  • ...
Hakikate ulaşmak çalışma ve emek ister

Hakikat kendini öyle kolay ve zahmetsiz teslim etmez. Özel ilgi ve yöneliş ister. Hakikate ulaşmak ciddi çalışmayı ve emeği gerektiriyor. Şayet gereken zahmete katlanır ve bedel ödenir ise hakikat ömür boyu sana rehberlik eder. Bu nedenle hakikat için çalışmak ve emek vermek şarttır.

Bilgi edinme ihtiyacımız okumaya sevk ederken, okumalarımız da bilgilenme ile sınırlı kalmamalıdır. Bilgilenmedeki amacımız hakikate ulaşmak, hakikat Nur`larıyla nurlandırmaktır. Bunun için de bilgi üzerinde çalışmak, onu işlemek gerekiyor ki ondan hâsıl olan mana, anlam elde edilebilsin. Bilgiye ait hakikatin keşfedilmesi, ortaya çıkarılabilmesi için çalışma ve işlemin yapılması gerekiyor.

Bilgi kulluğumuz ile Rabbimiz arasındaki irtibatı gerçek anlamda sağlamak ve onu hayata geçirebilmek için okuyoruz, ilgileniyoruz. Temel amacımız ve gayretimiz bunu gerçekleştirmektir. Yoksa sadece daha çok bilgi sahibi ve kültürlü olmak, güzel, edebi konuşmak veya zihnin gelişmesi için değil. Bu bilinç ve şuuru kazanmalıyız ki okuma ve bilgilerimizi nasıl değerlendireceğimizi ve nasıl kullanacağımızı bilelim, niçin okumamız ve bilgilenmemiz gerektiğini öğrenelim.

Duygularımızda, kafamızda, aklımızda, kalbimizde ve ruhumuzda çeşitli bilgilerimiz var, bunlar arasında hiç ihtiyacımız olmayan, lüzumsuz olan veya çok az kullandığımız belki de hiç kullanmadığımız bilgilerimiz bulunuyor. Akıl midemizi tıka basa dolduruyoruz, bilgiden şişmeyi anlıyor ve genişliyoruz. Bunları sindirmeye, akla, kalbe ve ruha gıda olmasına çalışmalıyız. Bunun için ciddi bir çalışma performansına, emek gücüne, zahmete katlanmak gerekiyor. Sindirme işlemini geciktirir veya ihmal edersek, akıl midemizin hazımsızlığının afetine düçar olacağız.

Evlerimiz, odalarımız, dolaplarımız, gündelik yaşamda sık kullanmadığımız fakat biriktirdiğimiz ne çok eşya ve nesnelerimiz var. Belki lazım olur bahanesi ile biriktiriyor sonra da kullanmadan eskitiyor, tüketiyoruz. Belki lazım olur şeklindeki biriktirme alışkanlığımız ve hastalığımız bilgi toplama ve biriktirmeye de sirayet etmiş, hâ bire ölçüsüzce ediniyor ve biriktiriyoruz. Biriktirmiş olduğumuz bilgileri gerektiği şekilde işleme tabi tutmadığımız, cevherine ve hakikatlerine ulaşmaya çalışmadığımızdan, bu bilgilerden hâsıl olan neticeyi alamıyoruz.

Okumalar da yine böyledir. Okumalarımız, bilgi edinmelerimiz, herhangi bir dünyalık zaruretimizden kaynaklanmamalı. Ebedi ihtiyaçlarımızı hissedip bilgi ve okumalara tıpkı hastanın ilaca doktora yönelmesi gibi yönelmeliyiz.  İhtiyacı olan ve hasta olan biziz. Şifa bulmaya, iyileşmeye ihtiyaç duyuyorsak bunu yapmak durumundayız.

Hakikate ulaşmak, çalışma ve emek gerektirdiği için bilgilere, okumalara gerekli özeni göstermeli ve emek vermeliyiz ki, bizde bunların bir yansıması ve neticesi görülebilsin. Sahabeler kendi zamanlarında vahiyle gelen hakikatler ile Allah Resul`ünün öğretilerini gün boyu kendi aralarında münazara, müzâkere eder, iç âlemlerinde tefekkür eder, zihinlerinde bilgi ve öğretileri tekrar ederek, işleyerek kalıcı hale getirirlerdi. Bilgi ve öğretiye tam vakıf olabilmek ve bilgiyi gündelik yaşamlarında kullanmak için yaparlardı. Gün boyu duyduklarını akıl, kalp ve ruh midelerinde öğütmeye ve sindirmeye çalışırlardı. Onlar bunu yaparak bilgi ve öğretileri akıl, kalp ve kurullarında inkişaf ettirmeyi başardılar ve böylelikle hakikate ulaştılar.

Hayatımıza yeterince faydası olmayan, olsa da olur, olmasa da cinsinden biriktirmiş olduğumuz bir sürü bilgi ve malumatımız var. Bunlar içinde ihtiyacımız olan, gayemize hizmet edecek ve amacımızı gerçekleştirmeye yarayacak bilgilerimiz de mevcuttur. İdeal ve hakikat cinsinden ezbere bildiğimiz bilgilerimiz var. Ezbere bilmemiz yetmiyor, onlar üzerinde çalışmamız ve emek vererek yaşamamız gerekiyor. İdeal ve hakikat bilgileri, ideal ve hakikatli davranışları netice verir. Hakikat bilgileri ve okumalarınızı davranışlara dönüştürecek olan çalışma ve emektir.

Yüce Allah “oku” diyerek insanı muhatap almış. Burada sadece bir eyleminden ve emrinden söz edilmiyor, oku emri düşün, öğren ve yaşa eylemleri ile birlikte verilmiştir. Okuma düşünmeden ve öğrenmeden ayrı; öğrenmek ise yaşamdan ve yaşamaktan ayrı düşünülemez.

Allah`ın içimizde yaratmış olduğu insan olma özelliklerine sahip olabilmek için okumalarımızı ve bilgilerimizi Allah`ın murat ettiği şekilde yapmalıyız. Bu bilgilerle yapılması emredilen şeyi yapmak, yerine getirmek, anlamlarını hayatımızla irtibatlandırmak bunlardan kendimize bir ahlâk ve kişilik kazandırmak, bunları kendimiz için yaşam biçimi, hayat tarzı yapmamız gerekiyor. Bize halife olarak verilen vazife ve sorumluluk bunu mutlak suretle yapmamızı gerekli kılıyor.

İçimizdeki hakikatleri ortaya çıkarabilmek için çok çalışmalı ve emek vermeliyiz. Öylesine, hakkını vermeden ve emek vermeden olmuyor. Çok istemek, temenni etmek ve dua etmek yetmiyor. İlla çalışmak, İlla emek...

ENVER KAPLAN

Markanız bizimle şehrin markası olsun
ŞEHİR MARKALARI
Reklam İletişim 0212 562 60 06

Bu haberler de ilginizi çekebilir