Avukat Gülden Sönmez, Filistinli Esra’ya yönelik uygulamaların “skandal boyutlara ulaştığını” belirterek kamuoyuna çağrıda bulundu. Sönmez, Gazze’de yaşananlara tepki gösterdiği ifade edilen Esra’nın sürecinde ciddi hak ihlalleri yaşandığını açıkladı.
Sönmez’in açıklamasında, Esra’nın ailesinin evine baskın yapıldığı, kapıların kırılarak girildiği ve gözaltı sürecinde kötü muameleye maruz kaldığı belirtildi. Açıklamada, nefessiz bırakma, fiziksel baskı ve bu anların kayıt altına alındığı yönünde iddialar dile getirildi.
Sönmez, Esra’nın ailesinin olayla ilgisi olmamasına rağmen sınır dışı edildiğini ve Türkiye’ye giriş yasağı getirildiğini açıkladı. Ayrıca Esra ve eşinin yaklaşık 8 ay boyunca Silivri Cezaevi’nde tutuklu kaldığını ifade etti.
21 Nisan’da görülen duruşmada mahkemenin ağır bir ceza verdiğini ancak uzun tutukluluk süresi nedeniyle tahliye kararı çıktığını belirten Sönmez, buna rağmen Esra’nın serbest bırakılmadığını duyurdu. Esra’nın gece saatlerinde farklı bir noktaya götürüldüğü ve daha sonra Ümraniye Dudullu’da bir karakolda bulunduğu ifade edildi.
Sönmez, Esraa’nın hala serbest bırakılmadığını duyurarak yetkililere “ihlaller zincirini durdurun” çağrısı yaptı. Açıklamada, yaşananların hukuki çerçevede değerlendirilmesi ve sorumlular hakkında işlem yapılması gerektiği vurgulandı.
Açıklamada şu ifadeler kullanıldı;
Sine-i Kamuoyu Vicdanı Filistinli Esra’ya yönelik skandal ihlaller bitmiyor. Gazze’deki çocuk katliamlarına isyan ederek, ABD’ye bir mesaj vermek isteyen Esra’nın durumu artık olağanüstü skandallara dönüşmüştür. Dilekçelerimizle, hukuk mercilerinde çabalarımızla anlamayanlara buradan kamuoyu önünde seslenmek istiyorum.
1.Esraa’nın ziyaret ettiği esnada ailesinin evine kapıları kırarak girdiniz.
2.Ailesinin yanında kafasına plastik torba geçirdiniz. Nefessiz bırakıp, bunu tekrar tekrar yaptınız. Yani işkence ettiniz.
3.Parmaklarını sıkarak (malum yönteminizle) acı çektirdiniz.
4.Bu yaptıklarınızın video ve/veya fotoğrafını çektiniz. Kime gönderdiniz bilmiyoruz.
5.“Skandal içerikli tehdidinizi” söylemiyorum bile ama o cümleyi kullanan Türk Polis olamaz ve olmamalı.
6.Esraa’nın anne, baba ve kız kardeşini olayla hiçbir alakası olmadıkları halde deport edip Türkiye’ye giriş yasağı koydunuz
7.Esraa ve kocasını 8 ay tutuklu olarak Silivri Cezaevinde tuttunuz.
8.ABD Konsolosluğu dahi mahkemede şikayetçi olmadığı halde, Esraa ile alakası olmayan vakaları ve ekstra suçları Esra’nın üzerine boca ettiniz.
9.Dün 21 Nisan’da sabah saatlerinde Mahkeme vereceği en ağır cezayı verdi ama o kadar uzun süre tutukluydu ki Esraa, hakkında “Tahliye Kararı” verildi.
10.Mahkeme kararına rağmen Esra’yı Silivri’de geceye kadar bırakmadınız. Kocası kapının önünde 14 saat bekledi. Gece bir polis aracı gelip Esraa’yı aldı ve bilinmeyen bir yere götürdü.
11.Tüm aramalarımız sonucunda bu sabah saat 09:00’da Ümraniye Dudullu’da (ne alaka ise) en uzak bir polis karakolunda bulduk.
12.Şimdi de Esra’yı hala bu karakolda tutuyor ve bırakılmayacağını söylüyorsunuz.
13.Sahi “siz” kimsiniz? Tüm bunları niye yapıyorsunuz? Türk halkının size verdiği yetkiyle ve kanuna göre yapmadığınız kesin.
14.Sayın yetkililer “yeter artık” isyan ediyoruz. Bu skandallar/ihlaller zincirini durdurun.
15.Bu olayı “özel” olarak takip/icra eden ilgili memur ya da memurlar bu muazzam öfkenizi ve sıkı iş takipçiliğinizi ülkemizde dolaşan İsrailli katillere yöneltseniz sadece Türk halkına değil insanlığa büyük hizmet edersiniz
16.ABD Dışişleri Bakanı Rubio’nun “bunlar barbar hayvanlar hepsi öldürülmeli” cümlesiyle bardağı taşan Esraa, sadece vicdanı isyan eden ve “durdurun bu soykırımı” diyen bir Filistinli genç. Üstelik Türkiye’yi ve Türk halkını o kadar seviyor ki memurların kendisine işledikleri suçu şu ana kadar şikayet konusu etmedi.
17.Yani lafın kısası “YETER ARTIK! Esraa’ya ve ailesine zulüm son bulsun. Esraa özgür ve güvende olsun. Herkesi Esraa için ses vermeye davet ediyorum





