Potsdam İklim Etkileri Araştırma Enstitüsü tarafından yapılan ve Nature Food dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, çevresel tahribatın önemli bir bölümünü et tüketimine bağlayarak, Avrupa Birliği ülkelerinde et ürünlerine tam KDV uygulanmasını savundu. İddiaya göre bu adım, çevresel etkiyi %3 ila %6 oranında azaltabilir.
Çalışma, sığır, kuzu ve tavuk gibi hayvansal ürünlerin; sera gazı emisyonları, biyolojik çeşitlilik kaybı ve çevre kirliliğinde büyük paya sahip olduğunu öne sürüyor. Buna göre, et tüketimi hanehalkı beslenmesinden kaynaklanan sera gazı salımlarının yaklaşık dörtte birinden sorumlu.
Ancak uzmanlara göre bu yaklaşım, iklim krizinin asıl yapısal nedenlerini göz ardı eden indirgemeci bir bakış açısını yansıtıyor. Fosil yakıt şirketleri, ağır sanayi, silah üretimi, küresel lojistik ağları ve kontrolsüz tüketim ekonomisi yerine, doğrudan bireysel tercihler ve sofradaki et hedefe konuluyor.
Araştırma, AB’de 27 ülkeden 22’sinin ete indirimli KDV uyguladığını “sorun” olarak sunarken; enerji şirketlerine sağlanan teşvikler, havacılık sektörünün vergisel muafiyetleri ve büyük şirketlerin karbon ayak izi ise çalışmada tali başlıklar arasında yer alıyor.
Eleştirmenler, “iklimi kurtarma” söylemi altında yeni bir dolaylı vergi modeli oluşturulduğuna dikkat çekiyor. Zira rapora göre, et üzerindeki vergi ayrıcalıkları kaldırılırsa hanelerin yıllık gıda harcamaları ortalama 109 avro artacak. Vergi gelirlerinin vatandaşlara geri dağıtılması halinde bu yükün 26 avroya düşeceği iddia edilse de, uygulamanın pratikte dar gelirli kesimleri daha fazla etkileyeceği belirtiliyor.
Araştırmada ayrıca gıdaya karbon fiyatı getirilmesi öneriliyor. Ancak bu da çevre krizinin bedelinin, küresel şirketler yerine tüketiciye yansıtıldığı eleştirilerini güçlendiriyor.





