Sudan ile Etiyopya arasındaki ilişkiler onlarca yıldır yalnızca diplomatik düzlemde ilerlemedi. İki ülke arasındaki sınır hattı, kabile bağları, silahlı hareketler ve güvenlik hesapları nedeniyle ilişkiler çoğu zaman iç içe geçmiş bir yapıya sahip oldu.
1990'lı yılların başında Sudan yönetimi, Etiyopya'daki Mengistu Haile Mariam rejimine karşı savaşan Tigray Halk Kurtuluş Cephesi'ne dolaylı destek verdi. Bu süreç sonunda Meles Zenawi iktidara geldi.
Hartum yönetimi o dönemde Etiyopya'daki yönetim değişikliğini kendi güvenliği açısından stratejik bir kazanım olarak görüyordu. Çünkü Addis Ababa yönetimi, Güney Sudan'daki ayrılıkçı hareketlere destek veriyordu ve Sudan açısından Etiyopya'daki siyasi dönüşüm bir güvenlik meselesi olarak değerlendiriliyordu.
Aradan geçen yılların ardından bugün ortaya çıkan tablo dikkat çekici bir tersine dönüşe işaret ediyor. Bir dönem Etiyopya'daki güç değişiminde etkili olan Sudan, bugün kendi topraklarında dış müdahalelerle karşı karşıya bulunuyor. Addis Ababa yönetimi ise artık yalnızca arabulucu değil, doğrudan sahaya etki eden aktörlerden biri olarak öne çıkıyor.
Etiyopya neden HDK'ye yakınlaşıyor?
Sudan ordusu son aylarda Etiyopya'yı açık biçimde Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) destek vermekle suçluyor.
Özellikle Mavi Nil eyaletindeki çatışmaların ardından yapılan açıklamalarda, HDK unsurlarının Etiyopya sınırından Sudan'a geçtiği, bazı saldırıların Etiyopya topraklarından organize edildiği ve silahlı unsurların Etiyopya'daki kamplarda eğitim aldığı öne sürüldü.
Sudan ordusunun özellikle el-Kurmuk çevresindeki çatışmalara dikkat çekmesi tesadüf değil. Çünkü bölge hem Etiyopya sınırına yakınlığı hem de stratejik konumu nedeniyle son derece kritik bir noktada bulunuyor. Bölgeyi kontrol eden güç, Sudan'ın doğusuna ve Mavi Nil hattına önemli ölçüde hakimiyet sağlayabiliyor.
Reuters tarafından yayımlanan araştırmalarda da Etiyopya'nın Benişangul-Gumuz bölgesinde HDK bağlantılı eğitim faaliyetleri yürütüldüğü iddiaları yer aldı. Yale Üniversitesi bünyesindeki araştırma laboratuvarlarının yayımladığı uydu görüntülerinde de Etiyopya sınırına yakın askeri hareketlilik tespit edildiği aktarıldı.
Bu süreçte Assosa Havalimanı çevresindeki askeri hareketlilik, yeni hangarlar, insansız hava araçlarına uygun altyapılar ve yoğun sevkiyat faaliyetleri dikkat çekti.
Etiyopya açısından HDK ile ilişki kurulmasının temel nedenlerinden biri, Sudan ordusuna kıyasla daha esnek bir ortak arayışı olarak değerlendiriliyor. Çünkü Sudan ordusu özellikle sınır güvenliği, Fashaga bölgesi ve Hedasi Barajı konusunda Etiyopya'ya karşı sert bir tutum benimsiyor.
HDK ise merkezi devlet yapısından bağımsız hareket eden, sınır bölgelerinde etkinliği bulunan ve dış aktörlerle daha rahat ilişki kurabilen bir yapı olarak görülüyor.
Fashaga krizi ilişkileri kırılma noktasına taşıdı
Sudan ile Etiyopya arasındaki gerilimin en önemli nedenlerinden biri Fashaga bölgesi oldu.
Tarım açısından son derece verimli olan bu sınır hattı yıllardır iki ülke arasında anlaşmazlık konusu. Sudan, 1902 anlaşmasına dayanarak bölgenin kendisine ait olduğunu savunurken, Etiyopya uzun süredir burada fiili nüfuz oluşturmaya çalışıyor.
2020 yılında Etiyopya'nın Tigray savaşıyla meşgul olmasını fırsat bilen Sudan ordusu bölgede yeniden kontrol sağlamaya başladı. Bu gelişme Addis Ababa'da ciddi rahatsızlık oluşturdu.
Fashaga meselesi yalnızca sınır anlaşmazlığı olarak görülmüyor. Bölge aynı zamanda tarım, su kaynakları, güvenlik koridorları ve kaçak ticaret yolları açısından büyük önem taşıyor.
Sudan ordusunun bölgede güç kazanması, Etiyopya'nın Sudan politikasını daha sert hale getiren başlıca nedenlerden biri oldu.
Hedasi Barajı ve Nil üzerindeki mücadele
İki ülke arasındaki gerilimin bir diğer önemli başlığı ise Hedasi Barajı.
Etiyopya'nın Mavi Nil üzerinde inşa ettiği baraj, uzun yıllardır Kahire ile Addis Ababa arasında büyük krizlere neden oluyor. Sudan ise süreç boyunca zaman zaman taraflar arasında denge kurmaya çalıştı.
Ancak son yıllarda Sudan ile Mısır arasında gelişen askeri iş birliği Etiyopya'da endişe oluşturdu. Ortak tatbikatlar, güvenlik anlaşmaları ve diplomatik yakınlaşma Addis Ababa tarafından doğrudan tehdit olarak algılandı.
Etiyopya yönetimi, Sudan ordusunun Mısır'la yakınlaşmasını yalnızca diplomatik mesele olarak değil, kendi ulusal güvenliği açısından stratejik risk olarak görüyor.
Bu nedenle Addis Ababa'nın Sudan'daki savaşta ordu yerine HDK'ye daha yakın durduğu değerlendirmeleri güç kazandı.
Kızıldeniz hedefi Addis Ababa'nın temel hesabı
Etiyopya'nın Sudan'daki gelişmelere ilgisinin arkasındaki en önemli nedenlerden biri de Kızıldeniz'e ulaşma hedefi.
Denize kıyısı bulunmayan Etiyopya, yıllardır bölgedeki limanlara erişim arayışında. Başbakan Abiy Ahmed son dönemde bu meseleyi açık şekilde "ulusal varlık meselesi" olarak tanımladı.
Etiyopya'nın Somaliland ile yaptığı liman anlaşması bölgedeki dengeleri değiştirdi. Bu gelişmenin ardından Somali yönetimi Mısır'a daha fazla yaklaşırken, Eritre de Etiyopya'ya karşı daha sert pozisyon almaya başladı.
Böylece bölgede Etiyopya karşıtı yeni bir eksen oluşmaya başladı.
Sudan ise bu jeopolitik mücadelenin merkezindeki ülkelerden biri haline geldi. Çünkü Sudan yalnızca komşu ülke değil aynı zamanda Nil havzası, Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu arasındaki geçiş alanı konumunda bulunuyor.
Etiyopya'nın Sudan'daki nüfuzunu artırma çabası bu nedenle yalnızca iç savaşa müdahale olarak değerlendirilmiyor. Addis Ababa aynı zamanda Mısır'ın bölgede genişleyen etkisini sınırlamaya çalışıyor.
İç krizler dış politikayı sertleştiriyor
Etiyopya yönetimi son yıllarda ciddi iç sorunlarla mücadele ediyor.
Tigray savaşı ülkeyi ekonomik ve siyasi açıdan ağır şekilde sarstı. Savaş resmen sona ermiş görünse de etnik gerilimler tamamen bitmedi.
Amhara ve Oromo bölgelerinde süren huzursuzluk, merkezi yönetime yönelik tepkiler ve ekonomik darboğaz hükümet üzerindeki baskıyı artırıyor.
Ülkede yüksek enflasyon, döviz krizi, borç sorunu ve işsizlik gibi ekonomik problemler de derinleşmiş durumda.
Uzmanlara göre Abiy Ahmed yönetimi, içeride yaşanan krizlerin etkisini azaltmak için dış politikada daha agresif hamlelere yöneliyor. Hedasi Barajı, Kızıldeniz planları ve Sudan'daki savaşta artan rol bu stratejinin parçaları olarak görülüyor.
Bu yaklaşım, Etiyopya'nın son yıllarda izlediği "krizi dışarı taşıma" politikasının devamı şeklinde değerlendiriliyor.
Sudan savaşı artık bölgesel hesaplaşmaya dönüştü
Sudan'daki savaş bugün yalnızca Sudan ordusu ile HDK arasındaki güç mücadelesi değil.
Mısır, Eritre, Etiyopya, Birleşik Arap Emirlikleri ve diğer bölgesel aktörlerin dahil olduğu geniş çaplı bir nüfuz savaşı ortaya çıkmış durumda.
Etiyopya'nın HDK'ye verdiği iddia edilen destek de bu büyük jeopolitik rekabetin önemli parçalarından biri olarak değerlendiriliyor.
Özellikle Mavi Nil hattındaki gelişmeler, Etiyopya'nın Sudan'ın doğusunda uzun vadeli nüfuz alanı oluşturmak istediği yönündeki değerlendirmeleri artırıyor.
Bu durum yalnızca Sudan açısından değil, tüm Afrika Boynuzu açısından yeni riskler doğuruyor.
Çünkü Sudan'daki savaşın daha da derinleşmesi, Etiyopya ile Mısır arasında dolaylı çatışma ihtimalini artırabilir. Aynı şekilde Eritre'nin de sürece daha aktif şekilde dahil olma ihtimali bulunuyor.
Uzmanlara göre Etiyopya'nın mevcut politikası üç farklı sonucu beraberinde getirebilir.
İlk senaryoda Addis Ababa, HDK üzerinden Sudan'ın bazı bölgelerinde kalıcı nüfuz elde edebilir.
İkinci senaryoda bölgesel gerilim doğrudan askeri çatışmaya dönüşebilir.
Üçüncü ve en tehlikeli ihtimal ise Sudan'daki merkezi yapının tamamen parçalanması ve ülkenin uzun yıllar sürecek istikrarsızlık dönemine sürüklenmesi.
Tüm bu gelişmeler, Sudan savaşının artık yalnızca yerel bir kriz olmadığını açık biçimde ortaya koyuyor. Afrika Boynuzu'nda şekillenen yeni güç mücadelesi, Sudan'ı bölgesel hesaplaşmanın merkezine yerleştiriyor.





