Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Boğaziçi Üniversitesi Erkek ve Kız Yurtları Açılış Töreni"nde açıklamalarda bulunuyor.

İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları:

Yarınlarımızın mimarı sevgili genç arkadaşlarım, çok kıymetli misafirler, sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyor. Bu anlamlı açılış töreni münasebetiyle sizlerle beraber olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. Programımızı teşrif eden siz kıymetli misafirlerimize özellikle de genç kardeşlerime, öğrenci arkadaşlarıma ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bir araya gelmemize vesile olan Boğaziçi Üniversitesi Geliştirme Vakfımızın tüm mensuplarına aynı şekilde sayın rektörümüzün şahsında üniversite yönetimine şükranlarımı sunuyorum. Hepiniz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Konuşmamın hemen başında şu gerçeği açık yüreklilikle ifade etmek arzusundayım. Yarım asrı bulan siyaset ve devlet hayatının her safhasında gençlerle yol yürümüş gençlerin önünü açmış bir kardeşinizim. Ülkemizin istikbali olan gençlerle farklı vesilelerle sık sık bir araya gelmeye hassasiyet gösteriyorum. Bugün de aynı heyecanı ve sevinci yaşadığımın bilinmesini isterim.

"GENÇLERİMİZLE BULUŞTUKÇA ENERJİ TAZELEYORUZ"

Gençlerimizin çehresindeki şu aydınlığı gözlerindeki şu ışık ve kararlılığı gördükçe bizler de her seferinde güç ve enerji tazeliyoruz. Geleceğe olan inancımızı büyük ve güçlü Türkiye'ye olan sevdamızı Türkiye yüzyılı tutkumuzu sizlere baktıkça gençlerimizle buluştukça inanın daha da perçinliyoruz. Rabbim yolunuzu da bahtınızı da açık eylesin diyorum. Buradaki genç arkadaşlarımla birlikte kalbi Türkiye için çarpan tüm gençlere yüce Allah'tan hayırlı, sağlıklı, bereketli ömürler niyaz ediyorum. Değerli misafirler birazdan iki yüz on kişi kapasiteli bu vakıf erkek öğrenci yurdumuz ile yedi yüz altı kişilik Kuzey Kampüs Kız öğrenci yurdumuzun resmi açılışını yapacağız. Öğrenci sosyal alanlarıyla kapalı otoparkıyla ve diğer imkanlarıyla bu iki eseri üniversitemizin resmen hizmetine vereceğiz. Toplam bir milyar yüz elli milyon lira değerindeki bu yatırımları hayata geçiren Boğaziçi Üniversitesi Geliştirme Vakfımızı yürekten tebrik ediyorum. İşçisinden mimar ve mühendisine yurtlarımızın yapımında emeği geçen her bir kardeşimi canı gönülden tebrik ediyorum. Yüksek öğrenim süreçleri boyunca bu yurtlarda kalacak gençlerimize Rabbimden üstün muvaffakiyetler diliyorum. Farklı şehirlerden gelen öğrencilerin gönül huzuruyla konaklayacağı ailelerinin gözünün inşallah arkada kalmayacağı bu yurtların gençlerimize, üniversitemize ve şehrimize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum. Şunu da ayrıca sizlerle paylaşmak istiyorum. Araştırma faaliyetlerinden inovasyon teşviklerine uluslararası işbirliklerinden akademik destek programlarına oldukça geniş bir yelpazede Boğaziçi Üniversitesi Geliştirme Vakfı'nın kuruluşundan itibaren üç yıllık süreçte aldığı mesafe takdire şayandır. Toplam dokuz yüz on altı öğrencinin huzuru kalb ile barınacağı iki öğrenci yurdunun bu kadar kısa bir süreç içerisinde nihayeti erdirmek kolay bir iş değildir. Bunun için de vakfımızın tüm mensuplarını ayrıca tebrik ediyor. Her birine çalışmalarında üstün başarılar diliyorum.

"BİLİM VE HİKMETİN ALTIN ANAHTARI"

Hükümetli misafirler, sevgili genç kardeşlerim. Sezai Karakoç bir yazısında şöyle diyordu, hayatımızı yöneten ilke sadece zeka değildir. Zekanın güçlenmişi ve olumsuzluklardan arınmışı akıl, ondan daha güçlüsü gönül ve hepsinden daha da güçlüsü ruhumuz vardır. Üstadın yarım asır önce kaleme aldığı bu tespitler bugün daha da anlamlı hale gelmiştir. Merhum Karakoç'un dediği gibi, bizler dünyaya ve ötesine sadece bilgisiyle değil, ruhuyla da, gönlüyle de, sezişiyle de bakan insanlarız. Hikmet ve hakikati müminin yitik malı olarak tarif eden inancımız bize bir arayış içinde olmamızı emrediyor. Bunun yolunu ise Peyamberimiz bizlere şöyle gösteriyor, ya öğreten ol, ya öğrenen ol, ya dinleyen ol, ya da ilmi destekleyen ol. Beşincisi olma, helak olursun. Evet, işte tüm mesele budur. Meselenin özü işte bu kadar açık ve sarihtir. Bizim için ilim, hikmet ve hakikate giden yolun altın anahtarıdır. Bizim için üniversite ilmi fikrin yani bilginin üretim ve işleme merkezidir. Bizim için öğrenci yani talebe ise ilmi talep ettiği için, bilgiye talip olduğu için talebedir. Bakınız, bu topraklar asırlar boyu dünyanın dört bir yanından öğrencileri, hocaları, ilim ve kültür erbabını ağırladı. Bilim insanlarımız cebirden tıbba, astronomiden coğrafyaya, mimariden şiire, edebiyata kadar ilmin ve sanatın her başlığında dünyaya kıymetli katkılar yaptı. İnsanlığın yolunu aydınlatan ışık uzun yıllar doğudan yükseldi. Özellikle İstanbul ilmin, bilimin yuvası oldu. Her alanda bir merkez, bir ışık kaynağı oldu. Cumhuriyet dönemi ile birlikte bu kazanımlar mümkün mertebe muhafaza edilmeye, akademik müktesebat daha da güçlendirmeye çalışıldı. Yani, geçmiş ile gelecek arasındaki bağ, aksayan yönleri olsa da bir şekilde sağlandı.

"DURAN PAS TUTAR YOSUN BAĞLAR"

Değerli hocalarım, şimdi bu birikimi daha da güçlendirmemiz, aksayan taraflarını giderip eksiklerini tamamlayarak daha iyi hale getirmemiz gerekiyor. Bilhassa üniversitelerimizin asli misyonlarına uygun şekilde araştırmaya, özgün ve nitelikli bilgi üretmeye, Türkiye'nin yolunu ve ufkunu açan projeler geliştirmeye odaklanmasının şart olduğuna inanıyorum. İster Boğaziçi gibi köklü, isterse hükümetlerimiz döneminde açılmış yeni üniversitelerimizden olsun, 208 yüksek öğretim kurumumuzun Türkiye'nin vizyon merkezi olmasını canı gönülden arzu ediyoruz. Dünya hızla değişirken, Türkiye'de toplum, özel sektör, iş çevrelerimiz bu değişime ayak uydururken, tüm bunların üzerine küresel ölçekte yıldızı giderek parlayan bir Türkiye gerçeği varken, Üniversitelerimiz de buna adapte olmalı, kendilerini yenilemeli ve güncellemelidir. Değişimden, dönüşümden, tekamülden asla korkmamalıyız. Şunu önemli hatırlatmakta fayda görüyorum, unutulmasın ki eğer bir yerde hareket varsa orada bereket ve başarı olur. Tersi durumda ise gerileme kaçınılmaz hale gelir. Duran pas tutar. Yosun bağlar. Bir müddet sonra da denklem dışı kalır. Biz Boğaziçi dahil tüm üniversitelere böyle bakıyoruz. Üniversitelerin bu atmosfere kavuşması amacıyla var gücümüzle çalışıyoruz.

"ÜNİVERSİTELER KİMSENİN DEREBEYLİĞİ DEĞİLDİR"

Elbette bu süreçte önümüzü kesenler önümüze engel çıkartanlar oluyor. Özellikle üniversiteleri ideolojilerinin arka bahçesi olarak görenler üniversitelerde keyiflerince işlettikleri bir derebeylik kuranlar doğrusunu söylemek gerekirse imtiyazlarını kaybetmek istemiyor. Türkiye'nin normalleşmesi, bilim, kültür ve sanat hayatımızın çeşitlenmesi Türk üniversitelerinin formatlanma yerine asli misyonlarına odaklanması maalesef bu kesimlerin işine gelmiyor. Üniversiteleri özgür birer bilim yuvası değil ideolojilerin harp meydanında kontrol edilmesi gereken birer mevzi olarak gören sözde özgürlükçü fakat özde baskıcı bu zihniyete rağmen hedeflerimize doğru yürüyoruz. İnşallah menzile varana kadar da durmadan duraksamadan ilerlemeye kararlılıkla devam edeceğiz. Burada şunu da vurgulamak durumundayım. Üniversite ve hocalarımızın bir yandan evrensel nitelikte işler yaparken diğer yandan yerleşme hamlelerini devam ettirmelerini önemsiyoruz. Boğaziçi Üniversitemizin son dönemde bu yönde önemli adımlar atmasını büyük bir memnuniyetle karşılıyorum. Üniversite yönetimimize Boğaziçi mezunu arkadaşlarımıza ve sivil toplum kuruluşlarımıza bir vesile teşekkür ediyorum. Boğaziçi Üniversitemizin dünyanın önde gelen eğitim kurumlarında öğrenim görmüş genç akademisyenleri kadrosuna katarak tersine beyin göçüne liderlik etmesi ayrıca kayda değerdir. Türkiye'nin en seçkin yüksek öğretim kurumlarından biri olan Boğaziçi Üniversitemiz inanıyorum ki Türkiye'nin geleceğini şekillendirecek bilgili, şuurlu ve özgüvenli bir gençliğin yetişmesine anlamlı katkılar sunacaktır.

"EĞİTİM BÜTÇESİNDE DEVASA ARTIŞ"

Çok değerli akademisyenler, değerli öğrenciler milletimizin takdiriyle Türkiye'nin kaptan köşküne geçtiğimiz günden beri eğitim üzerinde hassasiyetle durduğumuz alanların en başında geldi. Üniversitelerimizin bilhassa uluslararası başarı listelerinde daha yüksek sıralara tırmanması için tüm imkanlarımızı seferber ettik. Yirmi üç yıl önce eğitime ayrılan bütçe yalnızca yedi buçuk milyar liraydı. İki bin yirmi altı yılında bu rakam yüksek öğretim dahil üç trilyon lirayı buldu. Üniversite sayımızı yetmiş altıdan iki yüz sekize. Akademik personel mevcudunu ise yetmiş binden yüz seksen yedi bine ulaştırdık. Halihazırda üniversitelerimizde altı milyon sekiz yüz otuz bin öğrenci eğitim alıyor. Dünyanın yüz doksan sekiz ülkesinden gelen üç yüz elli bini aşkın misafir öğrenci aynı şekilde üniversitelerin yüksek standartlarda öğrenim gördük. Aynı dönemde uzun yıllar ülkemizin kanayan yarası olan yurt sorununu yürüttüğümüz projelerle çözüme kavuşturduk. İki bin ikide yüz doksan olan yurt sayımızı bugün sekiz yüz seksene çıkardık. Yatak kapasitemizi yüz seksen iki binden aldık. Bir milyona getirdik. Başvuran her öğrencimize burs veya kredi imkanı sağlıyoruz. Geçen ay müjdesini verdiğimiz gençliğin üretim çağı programıyla genç arkadaşlarımızın iş hayatına katılma süreçlerinde de yanlarında oluyoruz.

"BOĞAZİÇİNE 5 MİLYAR LİRALIK İKİ YENİ MÜJDE"

Boğaziçi Üniversitesi'nde iki bin yirmi bir yılında kurduğumuz hukuk fakültesi bu sene inşallah ilk mezunlarını verecek. Daha evvel izole bir bölgede bulunan hazırlık okulunun yer problemini çözmek için Anadolu Hisarı kampüsünü Boğaziçi Üniversitemize kazandırdık. Bir kez daha hayırlı uğurlu olsun diyorum. Burada iki önemli müjdeyi daha sizlerle paylaşmak istiyorum. Geçen yıl depreme dayanıksız olduğu için yıkılan Boğaziçi Üniversitesi Kütüphanesi çok yakın bir zamanda inşallah yeniden inşa ediyoruz. İki milyar lira yatırım değeri olan yeni kütüphanemiz üniversitemiz ve öğrencilerimiz için şimdiden hayırlı olsun. Önümüzdeki sene ise üç milyar liralık bir yatırımla Boğaziçi Üniversitesi'ne tam teşekküllü ve modern bir laboratuvar binası kazandıracağız. Bu yatırımlarımız da aynı şekilde şimdiden hayırlı uğurlu olsun. Üniversitelerimiz için çalışmaya, gençlerimiz için üretmeye, Türkiye yüzyılı hedeflerimize doğru koşar adımlarla ilerlemeye inşallah devam edeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Bu düşüncelerle açılışını yapacağımız erkek ve kız öğrenci yurtlarımızın bir kez daha hayırlı olmasını temenni ediyorum. Bu eserlerle emeği geçen Boğaziçi Üniversitesi Geliştirme Vakfımızı ve sayın rektörümüzün şahsında üniversite yönetimini tebrik ediyorum. Boğaziçi Üniversitemizden yakaladığı ivmeyi sürdürmesini doğru bildiği yolda kararlılıkla ilerlemesini bekliyor. Açılış törenimize iştirak eden tüm misafirlerimize tekrar teşekkürlerimi sunuyorum. Sağ olun. Var olun. Allah'a emanet olun. Kalın sağlıcakla.

Muhabir: FATİH SİVİ