Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Lütfi Kırdar Kongre Merkezi'nde 2. İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi'nde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

"Türkiye, barışın kilit aktörü olmuştur"

Enerji arz güvenliğinin her alanda çok daha önem kazandığı bir süreçten geçiyoruz. Petrol ve doğal gaz halen stratejik kaynaklar olmaya devam ediyor. Temin etmek devletler için daha fazla önemli hale geliyor. Rusya-Ukrayna Savaşı patlak verdiğinde gündeme gelen en önemli konulardan biri enerji tedarikiydi. 28 Şubat'ta İran'a karşı başlatılan saldırılarda da enerji ticareti geliyordu. Sadece fiyatlar uçmadı, enerji tedariki ile ilgili de ciddi sıkıntılar baş gösterdi. Enerji kaynakları günlük hayatı, üretimi, turizmi, ekonomiyi vurmaya devam ediyor. Türkiye, zengin enerji kaynaklarına sahip ülkeler arasındaki en güçlü köprüdür, kavşak noktasıdır. Son zamanlarda yaşananlar Türkiye'nin bu özelliğini tahkim etmiştir. Ülkemiz tüm tahriklere rağmen sağduyulu siyasetiyle savaşın dışında kalmış, diplomasi ve diyaloğu öncelemiştir, barışın kilit aktörü olmuştur.

"Türkiye, enerjide pardigmayı değiştirdi"

Rusya'dan 2, Azerbaycan'dan 2, İran'dan 1 olmak üzere 5 boru hattıyla doğalgaz temin ediyoruz. Türkiye'yi Avrupa'nın en güçlü merkezlerinden biri haline getirdik. Türkiye, enerjide pardigmayı değiştirdi. 10 yılda enerji alanına çok büyük yatırım yaptık. Sakarya Gaz Sahası'nda günlük üretimimiz bugün 9,5 milyon metreküpe ulaştı. Sadece Karadeniz'de değil Gabar'da da tarih yazdık. Yurt içi petrol üretimimizin yüzde 44'ü Gabar'dan. Şırnak'taki petrol keşfi Cumhuriyet tarihinin en büyüğü. On yıllar boyunca terörle anılan bölgeler yatırımla, istihdamla anılıyor. Yıllarca atıl kalan yerde turizm artıyor, tarım gelişiyor, esnafımızın yüzü gülüyor. Diyarbakır'da 4 saha belirlendi. Önümüzdeki 3 yıl içinde 24 kuyuda daha çalışma planlıyoruz, bunun dışında başka hazırlıklarımız da söz konusu.

Türkiye, küresel enerji diplomasisinde önde. İklim ve hava şartları elverirse Somali'deki sondaj 6-9 ayda tamamlanacak. Savunma sanayiinde olduğu gibi enerjide de tam bağımsızlık ülkemizin Kızıl Elma'sıdır.

"GABAR'DA TARİH YAZDIK"

Kuşkusuz bir diğer kayda değer başarımız, 2016 yılında ilan ettiğimiz milli enerji ve maden politikasıyla başlayan sondaj ve arama faaliyetlerimizdir. Burada kelimenin tam anlamıyla paradigmayı değiştirdik. “Bulanlar ancak arayanlardır” şiarıyla 10 yılda bu alana çok ciddi yatırım yaptık. Kendi mühendislerimizle, kendi gemilerimizle, kendi ekipmanlarımızla Mavi Vatan'da arama faaliyetleri yürüttük. Fatih sondaj gemimizle Cumhuriyet tarihimizin en büyük doğalgaz keşfini gerçekleştirdik. Muhalefetin küçümsediği Sakarya Gaz Sahası'nda günlük üretimimiz bugün 9,5 milyon metreküpe ulaştı. Bu üretim miktarıyla milyonlarca hanemizin enerji ihtiyacını karşılıyoruz. Osman Gazi üretim platformumuzun devreye alınmasıyla birlikte 2026 yılında günlük üretimimizi 20 milyon metreküpe yükselteceğiz. Böylece inşallah 8 milyon hanenin ihtiyacını Karadeniz'den karşılamış olacağız. İkinci yüzer üretim platformumuzun inşası sürüyor. 2028'de onun da hizmete girmesiyle üretim üçüncü fazda günlük 45 milyon metreküpe çıkacak ve 16-17 milyon haneye yerli gazımız ulaşacak. Değerli dostlar, tabii sadece Karadeniz'de değil, Gabar'da da tarih yazdık. Şırnak Gabar'da gerçekleştirilen petrol keşfimiz, Cumhuriyet tarihimizin en büyük petrol keşfi olarak kayıtlara geçti. On yıllar boyunca terörle ve terör eylemleriyle anılan bölgeler bugün üretimle, yatırımla ve istihdamla anılıyor.

Yıllarca atıl kalan yerlerde bugün turizm canlanıyor. İstihdam artıyor. Tarım gelişiyor. Çiftçimizin, sanayicimizin, esnafımızın, vatandaşımızın yüzü gülüyor. Terörün karanlık gölgesi çekilip huzurun aydınlattığı alanlar genişledikçe yıllarca korkunun, göçün ve güvensizliğin sembolü olan şehirlerimiz hızla ayağa kalkıyor.

"TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİNİN MENZİLİNE ULAŞMASIYLA YENİ BİR HİKAYE YAZILACAK"
Bakınız bugün Gabar'dan elde edilen üretim Türkiye'nin enerji arz güvenliğine çok büyük katkı sağlamaktadır. Yurt içi petrol üretimimizin yüzde 44'lük kısmı sadece Gabar'daki kuyularımızdan gelmektedir. Terörsüz Türkiye sürecinin menziline ulaşmasıyla birlikte inşallah yeni bir hikâye yazılmaya başlanacaktır. Türkiye, ekonomisine doğrudan ve dolaylı maliyeti 2 trilyon doları aşan ağır bir yükten kurtulurken, terörle mücadeleye ayrılan kaynaklar daha verimli alanlara tahsis edilecek. Bunun da en büyük kazananı on yıllardır sıkıntı çeken bölge halkıyla birlikte 86 milyonun her bir ferdi olacak. Terörün sıfırlandığı bir atmosferin ülkemiz açısından ne manaya geldiğinin işaretlerine şimdiden şahit oluyoruz. Gabar'daki keşiften sonra Diyarbakır'da 4 saha belirlendi. Önümüzdeki 3 yıl içerisinde 24 kuyuda çalışma planlıyoruz. Bunların haricinde başka hazırlıklarımız da söz konusu. Türkiye Petrolleri'nin toplam 1 milyon varil petrol ve doğal gaz üreten bir şirket haline gelmesi için hem yurt içinde hem yurt dışında arama, sondaj ve üretim çalışmalarımızı artırarak sürdüreceğiz.

"TARİHİ BİR BAŞARIYA İMZA ATTIK"
Diğer taraftan madencilik alanında da büyük bir dönüşüm içindeyiz. Maden çeşitliliği bakımından dokuzuncu sıradayız. 2025 yılında maden ihracatımız 6,2 milyar dolar olarak gerçekleşti. Dünya bor rezervlerinin yüzde 73’üne sahip olan ülkemiz, Eti Maden aracılığıyla dünya bor pazarının lideridir. Nadir toprak elementlerinde Eskişehir Beylikova’da keşfedilen dev rezerv, Türkiye’yi kritik madenler alanında küresel ölçekte Şampiyonlar Ligi’ne taşımıştır. Eskişehir Kırka’da kurulan pilot tesisle lityum karbonat üretiminde ilk ürünü elde ettik. Aynı yerde yıllık 600 ton kapasiteli endüstriyel tesisin kurulumuna yönelik çalışmalarımız aralıksız sürüyor. Şu gerçeğin bir defa hepimiz farkındayız. Enerji dönüşümünün hızlandığı yeni dönemde kritik madenler artık petrol kadar, doğalgaz kadar önemli hale gelmiştir. Savunma sanayinden yüksek teknolojiye birçok sektörün geleceği bu kaynaklara bağlıdır. Türkiye bu yarışta seyirci değil, oyun kurucu olmayı hedeflemektedir. Son 23 yılda bunun altyapısını çok sağlam bir şekilde zaten hazırladık. Ufku ve vizyonu eski Türkiye’yi aşamayanlara rağmen dünyanın en büyük derin deniz filosuna sahip dördüncü ülkesi olduk. Mersin Akkuyu Nükleer Güç Santrali’yle bu alanda yeni bir çığır açtık. Güneş ve rüzgâr enerjisinden hidroelektrik santrallerine temiz enerji alanında tarihimizin en büyük projelerini hayata geçirdik. Bütün bunları da öncelikle ülkemizde tesis ettiğimiz güven ve huzur iklimi sayesinde başardık. Yere sağlam bastık. Kararlı yürüdük. Türkiye’nin önünü kesmek isteyenlere aldırmadan diğer alanlar gibi enerjide de tarihi bir başarıya imza attık. İnşallah enerjide, madencilikte ve doğal kaynaklarda çok daha büyük başarılarla ülkemizi buluşturmakta kararlıyız. Bunun için karada veya denizde hükümranlık alanlarımızda ne kadar tabii kaynağımız varsa işleyecek, bu kaynakların Türkiye’nin atılım sürecinde lokomotif vazifesi görmesini mutlaka sağlayacağız. Altını çizerek ifade etmek isterim ki savunma sanayinde olduğu gibi enerjide tam bağımsızlık ülkemizin kızıl elmasıdır. Türkiye bu hedefine doğru emin adımlarla yürümektedir. Bu yürüyüşün önünün kesilmesine de hiçbir surette müsaade etmeyecektir. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin diyorum. Bu düşüncelerle 2. İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi’nin ülkemiz, bölgemiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Zirveye katkı sunan dost ülkelerin temsilcileriyle düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Kalın sağlıcakla.

Muhabir: Mehmet Güllü Bozdaş