Gazze, Lübnan ve İran hattında saldırıların sürdüğü bir dönemde, Afganistan ile Pakistan arasında yaşanan son gelişmeler bölgede “kardeş kavgası” endişesini artırdı. Kabil’de bir rehabilitasyon hastanesini hedef alan hava saldırısı zaten savaşlar ve krizlerle yıpranmış iki Müslüman komşu ülke arasında gerilimin tehlikeli bir eşiğe ulaştığını ortaya koyuyor.

Pakistan’ın Afganistan İslam Emirliği’nin başkenti Kabil’de uyuşturucu rehabilitasyon hastanesine düzenlediği hava saldırısında 400’den fazla kişinin öldüğü ve 250 kişinin yaralandığı açıklandı. Afganistan İslam Emirliği hükümet sözcüsü Zebihullah Mücahid saldırıya ilişkin açıklamasında “Pakistan rejimi tam olarak israilin ayak izlerini takip ediyor. israilin Gazze'deki sivilleri, hastaneleri ve yerleşim alanlarını hedef aldığı gibi, Pakistan da burada aynısı yapıyor.” İfadelerini kullandı.

Pakistan ise iddiayı “yanlış ve yanıltıcı” olarak reddetti ve pazartesi gecesi “askeri tesisleri ve terör destek altyapısını hassas şekilde hedef aldığını” iddia etti. Pakistan Enformasyon Bakanı Attaullah Tarar, X platformunda yaptığı paylaşımda, “Saldırılar sonrası görülen ikincil patlamalar, büyük mühimmat depolarının varlığına açıkça işaret ediyor” dedi.

Hava saldırısı, Çin’in Güney Asya’daki bu iki Müslüman ülke arasındaki gerilimi azaltma çabalarını sürdürmeye hazır olduğunu açıklamasından ve taraflara savaşı genişletmemeleri ve müzakere masasına dönmeleri çağrısı yapmasından saatler sonra gerçekleşti.

Geçen ay başlayan çatışma, 2.600 kilometrelik sınırı paylaşan komşular arasında bugüne kadarki en kötü kriz olarak değerlendiriliyor. Çin gibi ülkelerin arabuluculuk çabalarıyla bir süre azalan gerilim, Ramazan Bayramı’na günler kala yeniden tırmandı. Bu tırmanış, ABD ve soykırımcı israilin İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik saldırıları ve Tahran’ın misillemesiyle Orta Doğu’nun krize sürüklendiği daha geniş bir istikrarsızlık ortamında gerçekleşti.

İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Abdul Mateen Qanie saldırıda 408 kişinin hayatını kaybettiğini, 265 kişinin yaralandığını açıkladı. Afgan yetkililer, ölü ve yaralıların Kabil’deki hastanelere sevk edildiğini ancak kaç cesedin çıkarıldığı veya sayımın nasıl yapıldığına dair detay vermedi.

Tanıklar, akşam namazını kılan insanların bulunduğu sırada üç patlama sesi duyduklarını ve bunlardan ikisinin hasta odalarına isabet ettiğini aktardı.

“Her yer alev aldı. Kıyamet gibiydi,” diyen 50 yaşındaki Ahmed, hastanede tedavi gördüğünü belirterek “Arkadaşlarım ateş içinde yanıyordu, hepsini kurtaramadık.” Dedi.

Yerel medyanın paylaştığı görüntülerde, tek katlı bir binayı saran alevler ve kompleksin başka bir bölümünden yükselen yoğun duman görülürken, çalışanların sedyelerle cesetleri taşıdığı aktarıldı.

Ambulans şoförü Haji Fahim, yaptığı açıklamada, “(Dün gece) geldiğimde her şeyin yandığını gördüm, insanlar yanıyordu,” dedi. “Sabah erken saatlerde tekrar çağırdılar, enkaz altında hala cesetler olduğunu söylediler.”

PAKİSTAN’DAN AÇIKLAMA

Afganistan İslam Emirliği Hükümetinin Sözcü Yardımcısı Hamdullah Fitrat, saldırının pazartesi saat 21.00’de gerçekleştiğini ve devlet işletmesindeki, 2.000 yatak kapasiteli Omid hastanesini hedef aldığını söyledi.

Pakistan Başbakanlığı Sözcüsü ise Afgan tarafının “uyuşturucu kullanıcılarının hedef alındığı” iddiasını “sürekli yalanlar” olarak nitelendirdi ve Pakistan’ın “terörle mücadele operasyonlarının”, “teröristler ve altyapıları tamamen yok edilene kadar” süreceğini söyledi.

ÇİN SÜKUNET ÇAĞRISI YAPTI, HİNDİSTAN SALDIRIYI KINADI

Omid hastanesi 2016 yılında kurulmuş ve yüzlerce kişiye tedavi sağlamanın yanı sıra terzilik ve marangozluk gibi mesleki eğitimler de sunarak istihdam imkanı sağlamayı amaçlamıştı.

Çin bir kez daha taraflara itidal çağrısı yaparak bölgede bulunan Çinli personel, projeler ve kurumların güvenliğinin sağlanmasını istedi.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, “Çin, kendi kanalları üzerinden yapıcı rol oynamaya ve iki ülke arasındaki gerilimi düşürmeye devam edecektir” dedi.

Hindistan ise hastaneye yönelik saldırıyı açık şekilde kınadı.

Hindistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü yaptığı açıklamada, “Bu saldırının Ramazan ayında, barış ve merhametin öne çıktığı bir dönemde gerçekleştirilmesi, onu daha da kabul edilemez kılmaktadır” ifadelerini kullandı.

Daha önce yakın müttefik olan iki Güney Asya ülkesi arasındaki şiddetli çatışmalar, geçen ay Pakistan’ın Afganistan İslam Emirliği’nde silahlı hedeflere yönelik olduğunu söylediği hava saldırılarıyla başlamıştı.

Afganistan İslam Emirliği ise bu saldırıları egemenliğinin ihlali ve sivilleri hedef alan eylemler olarak nitelendirerek karşılık verdi.

İslamabad, Kabil’i Pakistan’a saldırı düzenleyen gruplara güvenli sığınak sağlamakla suçluyor. Afganistan İslam Emirliği ise bu iddiayı reddederek militanlıkla mücadelenin Pakistan’ın kendi iç meselesi olduğunu savunuyor.

GERİLİM SON 6 AYDA ARTTI

Afganistan İslam Emirliği ve Pakistan arasındaki askeri çatışmalar son altı ayda arttı.

Geçtiğimiz yıl Katar ve Türkiye'nin arabuluculuğuyla iki taraf ateşkes konusunda anlaştı ve ardından ateşkesin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla Doha, İstanbul ve Riyad'da birkaç tur görüşme yapıldı, ancak somut bir sonuç alınamadı.

Mevcut çatışmanın gelişmesiyle birlikte Birleşmiş Milletler ve komşu ülkeler diplomatik ve barışçıl bir çözüm çağrısında bulundular.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Afganistan İslam Emirliği ve Pakistan'ı iyi komşuluk ilişkileri çerçevesinde diyalog yoluyla farklılıklarını yönetmeye ve çözmeye çağırdı. Afgan medyası ayrıca Katar'ın Afganistan ile temasa geçtiğini ve Afganistan ile Pakistan arasındaki artan gerilimleri hafifletme çabalarına yardımcı olmayı teklif ettiğini bildirdi.

Pakistanlı savunma analisti ve emekli tuğgeneral Dr. Tughral Yamin ise şu değerlendirmelerde bulundu:

"Şahit olduğumuz şey, birikmiş güvensizliğin ve çözülmemiş güvenlik endişelerinin sonucudur. Kırılgan bir barış, açık savaştan daha iyidir ve sürdürülebilir barış, ilerlemenin tek yoludur. Bölge zaten yoksulluk ve az gelişmişlikle boğuşuyor. Askeri çatışma yalnızca sefaleti derinleştirecektir; diyalog, doğrulama mekanizmaları ve sorumlu devlet yönetimi ileriye dönük yoldur."

İKİ MÜSLÜMAN KOMŞUNUN ÇATIŞMASI ENDİŞE YARATIYOR

Orta Doğu’da Epstein çetesinin Gazze, Lübnan ve İran İslam Düşmanı hattında saldırıları sürerken, Güney Asya’da iki Müslüman komşu ülke arasında yükselen tansiyon yeni bir krizin habercisi olarak değerlendiriliyor. Bölgede uzun süredir devam eden istikrarsızlık ve çatışmalar, halkları ekonomik ve sosyal açıdan yıpratmış durumda. Uzmanlara göre, yeni bir cephe açılması halinde bu yükün en ağır kısmını yine siviller taşıyacak. Özellikle sınır bölgelerinde yaşayan halk, güvenlik riskleri ve ekonomik daralma tehdidiyle karşı karşıya.

Öte yandan, gerilimin yalnızca iki ülke arasındaki anlaşmazlıklarla sınırlı olmadığı, dış aktörlerin etkisinin de belirleyici olduğu ifade ediliyor. Bölgedeki bazı analizlerde, özellikle ABD ve Hindistan’ın, Afganistan İslam Emirliği ile Pakistan arasındaki gerilimi tırmandırabilecek politikalar izlediği ve iki ülke arasındaki çatışma ihtimalini körüklediği iddiaları öne çıkıyor.

Güvenlik uzmanları, bu tür bir senaryonun yalnızca iki ülkeyi değil, tüm bölgeyi etkileyebilecek geniş çaplı bir istikrarsızlığa yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Zira Afganistan İslam Emirliği ve Pakistan hattında yaşanacak bir çatışma, göç dalgaları, ekonomik krizler ve yeni güvenlik tehditlerini beraberinde getirebilir.

Tüm bu gelişmeler ışığında, savaşlardan ve krizlerden zaten yıpranmış toplumlar düşünüldüğünde, yeni bir “kardeş kavgası” ihtimali hem insani hem de siyasi açıdan ciddi bir tehdit olarak öne çıkıyor.

Muhabir: HİLAL HİKMET YEŞİLBUDAK