Beslenmenin rutininde şeker yalnızca Bir tatlandırıcı değil, hormonlarımızı, organlarımızı ve beynimizi etkisi altına alan biyokimyasal bir güçtür. Dr.Sten Ekberg gibi uzmanlar açıkladığı üzere, şeker kullanımı vücutta yaygın bir " yangın" (enflamasyon) düzeyinde tutar. Bu rutinden çıkıp 30 gün şeker tüketimini bırakırsak, vücudumuzda tam olarak neler yaşanır? İşte sürece dair gün gün biyolojik dönüşüm:

İLK ÜÇ GÜNDE YAŞANANLAR
Ilk 3 gün, vücudun şekere karşı direnç gösterdiği zamandır. Şeker beyin yapısında dopamin salgılatarak bağımlılığa neden olur. Şeker yemeği bıraktığımızda, beyniniz bu dopamin ihtiyacını yeniden ister.

- Bilişsel Durum: "Beyin sisi" (brain fog), konsantrasyon kaybı ve yoğun sinirlilik hali. Dr. Ekberg bu durumu, beynin alternatif yakıt kaynaklarını henüz kullanamadığı "geçici bir enerji kıtlığı" olarak tanımlar.
- Fiziksel Durum : Baş ağrısı ve yorgunluk görülebilir. Vücudunuz glikozu ana yakıt olarak kullanmaya o kadar alışmıştır ki, yağ depolarına ulaşmayı henüz hatırlamamıştır.

4. VE 10. GÜNDE YAŞANAN DURUM
Bu günlere kadar ilerleyen süreç değişimin en önemli noktalarından biridir. Vücutta meydana gelen kan şekerindeki ani düşüş süreci biter ve vücutta bulunan yağ depolarını yakmaya geçer.

- Hormonal Durum: İnsülin seviyeleri hızla düşmeye başlar. İnsülin düştüğünde, "yağ depolama" emri durur ve vücut lipoliz (yağ yakımı) sürecine girer.
- Açlık Durum: İnsülinin düşmesiyle birlikte, tokluk hormonu olan leptin üzerindeki blokaj kalkar. Artık doyduğunuzu gerçekten hissetmeye başlarsınız. Dr. Ekberg'in belirttiği gibi, iştahınız artık bir irade meselesi olmaktan çıkıp biyolojik bir otomatiğe bağlanır.

11. VE 20. GÜN MEYDANA GELEN DÖNÜŞÜMLER
Vücudumuzun en önemli yapı taşlarından olan karaciğer, şekerin oluşturduğu zorlanmadan kurtulur.

- Karaciğer Durum: Şeker, özellikle karaciğer yağlanmasının ana nedenidir. Şekersiz geçen iki hafta, karaciğer enzimlerinin normale dönmesine ve organın üzerindeki yükün hafiflemesine yardımcı olur.
- Ödem Durum: Şeker molekülleri vücutta su tutar. Bu dönemde yüz hatlarınızın netleştiğini, parmaklarınızdaki veya ayaklarınızdaki şişkinliğin azaldığını fark edersiniz.
- Ciltte Durum: "Glikasyon" süreci yavaşlar. Şeker, kolajen liflerine yapışarak cildi yaşlandırır; şeker kesildiğinde ise cilt daha elastik, sivilcelerden arınmış ve parlak bir görünüm kazanır.

21. VE 30. GÜN VÜCUT SİSTEMİNDE YAŞANANLAR DÖNGÜLER
Sonucun sonuna gelirken, metabolizman ve sinir sistemin "doğal tavan seviyesine" geri döner.

Tat Duyusunun Yenilenmesi: Dilinizdeki tat reseptörleri o kadar hassaslaşır ki, işlenmiş gıdalar size artık "itici" derecede tatlı gelmeye başlar. Bir adet badem veya bir dilim kırmızı biberin içindeki doğal şekeri bile ayırt edebilir hale gelirsiniz.
Uyku ve Derin Dinlenme: Kan şekerindeki gece dalgalanmaları durduğu için kortizol (stres hormonu) dengelenir. Bu da daha derin, kesintisiz ve dinlendirici bir uyku sağlar. Sabahları alarmdan önce, dinç bir şekilde uyanmak artık bir standart haline gelir.

DR. STEN EKBERG'İN PERSPEKTİFİ: NEDEN 30 GÜN?
Dr. Ekberg, şekeri bırakmanın sadece "kalori kısmak" olmadığını, aslında hormonal bir reset olduğunu savunur. Ona göre şekeri bıraktığınızda:

- İnsülin Direnci Kırılır: Bu, kronik hastalıkların (tip 2 diyabet, kalp hastalıkları) kök nedenini ortadan kaldırır.
- Otofaji Tetiklenir: Vücut, şeker bombardımanı altında yapamadığı hücresel temizliği (hasarlı hücrelerin onarımı) gerçekleştirmeye başlar.
- Duygusal Stabilite: Kan şekeri dalgalanmalarına bağlı olan ani öfke patlamaları ve depresif ruh halleri yerini "kalıcı bir memnuniyet" haline bırakır.




