Dün petrol altyapılarının hedef alınmasıyla savaş yeni bir aşamaya geçti ve küresel petrol arz hatlarının daralması, Gine Körfezi’ni yeni bir stratejik öneme taşıyabilir.
İran İslam Cumhuriyeti ile İsrail-ABD koalisyonu arasında füze saldırıları sürerken ve Ortadoğu’daki kriz tırmanırken, Tahran’ın Körfez ülkelerinin karşılık verme kapasitesini fiilen etkisiz hale getirdiği görülüyor. İran’ın stratejisi, onlarca yıllık hazırlığın yansıması olan bir hassasiyetle uygulanıyor. Bu strateji iki aşamalı; İlk olarak Körfez bölgesindeki ABD askeri üslerini baskı altına almak (şu ana kadar bunun kısmen başarılı olduğu görülüyor) ve ikinci olarak deniz üslerine yönelerek Hürmüz Boğazı’nı kapatmayı hedeflemek. Bu, küresel enerji akışını yeniden şekillendirmeyi amaçlayan büyük bir stratejik hamle.
Eğer İran Hürmüz Boğazı’nı tamamen kapatmayı başarırsa, sonuçları Körfez’in çok ötesinde hissedilir. Çin ve Rusya’nın bu gelişmelere kayıtsız kalması zor olabilir. Çin’in petrolünün yaklaşık yüzde 40’ı bu dar su yolundan geçiyor ve petrol tedarikinin yüzde 20’si doğrudan İran’dan geliyor. Pekin boğazın kapanmasına izin verirse, sonuçları yalnızca Çin için değil, Japonya ve Hindistan için de yıkıcı olabilir; bu ülkelerin ekonomileri ciddi şekilde durma noktasına gelebilir.
Bu nedenle Çin, Rusya, Pakistan ve Kuzey Kore’nin İran İslam Cumhuriyeti'ne destek veren bir blokta yer alması, Hindistan ve Japonya’nın ise karşı cephede konumlanması muhtemel görünüyor. Aynı zamanda Yemen'deki Ensarullah güçlerinin Kızıldeniz koridorunu kapatmaya yönelmesi de beklenebilir. Böyle bir durumda Avrupa’ya Süveyş Kanalı üzerinden petrol sevkiyatı kesilebilir. Dünya, küresel petrol arzının hem doğu hem de batı damarlarının daraldığı bir senaryoyla karşı karşıya kalabilir. Bu durumda uzun süredir ikinci planda kalan Gine Körfezi küresel jeopolitiğin merkezine mi taşınacak?
ABD Başkanı Donald Trump'ın geçtiğimiz aylarda sıkça tehdit ettiği bir ülke vardı...Nijerya.
Afrika’nın en büyük enerji rezervlerinden bazılarına sahip olan Nijerya, İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı olan koalisyon için alternatif bir petrol kaynağı haline gelebilir. Ancak Nijerya yalnız değil. Angola, Gana, Ekvator Ginesi ve Kamerun da önemli petrol rezervlerine sahip.
Toplamda Gine Körfezi, dünyanın en az değerlendirilen fakat stratejik açıdan en önemli enerji merkezlerinden birini oluşturuyor. On yıllardır Ortadoğu’nun gölgesinde kalan bu bölge, Basra Körfezi’ndeki istikrarsızlığın artması ve Afrika enerji kaynaklarına yönelik ilginin yeniden yükselmesiyle birlikte küresel enerji politikasının merkezine kayabilir.
Gerçek şu ki Nijerya klasik bir “Catch-22” (çıkmaz) durumuyla karşı karşıya. Bir yandan petrol rezervlerini kullanarak küresel piyasaları kriz dönemlerinde dengeleyebilecek kilit bir tedarikçi olma fırsatına sahip. Öte yandan sabotajlar da yaşanabilir.
Tarih bunun örnekleriyle dolu. Doğal kaynak açısından zengin ülkeler genellikle büyük güç rekabetinin sahasına dönüşür. İran İslam Cumhuriyeti ve müttefik devletler ABD'ye yeni darbesini burası üzerinden de vurabilir. Nijerya petrolünün koalisyon güçlerine yönlendirilmesini engellemek için çeşitli yöntemlere başvurması beklenebilir. Gine Körfezi’ndeki korsanlık faaliyetleri, Nijer Deltası’ndaki isyanlar ve gizli operasyonlar burası için kullanılabilir.
Nijerya’nın durumu hassas. Petrol rezervleri büyük olsa da altyapısı kırılgan.
Boruhatları sabotajlara açık, rafineriler eski ve yönetişim sorunları devam ediyor. Yolsuzluk, bürokratik verimsizlik ve siyasi istikrarsızlık uzun yıllardır Nijerya’nın kaynak zenginliğini tam anlamıyla değerlendirmesini engelledi. Ancak kriz dönemleri aynı zamanda fırsatlar da doğurur. Nijerya enerji sektörünü istikrara kavuşturabilir ve özellikle deniz yollarını güvence altına alabilirse, jeopolitik konumunu kökten değiştirebilir. Uzun süre ikinci planda kalan Gine Körfezi, küresel enerji çeşitlendirmesinin temel taşlarından biri haline gelebilir.
Bu durum yalnızca Nijerya’yı değil tüm bölgeyi ilgilendiriyor. Angola’nın derin deniz rezervleri, Gana’nın yeni açık deniz sahaları ve Ekvator Ginesi’nin LNG potansiyeli, Ortadoğu’daki dalgalanmalara karşı stratejik bir tampon oluşturabilir. Ancak bölgesel iş birliği olmadan bu fırsatlar boşa gidebilir.
Deniz güvenliği sorunları, zayıf kurumlar ve dış müdahaleler Gine Körfezi’nin enerji potansiyelini birleştirmek yerine parçalayabilir. Bu nedenle İran’a karşı olan koalisyon çok da heveslenmemeli yeni enerji rotalarını ve Nijerya petrolünü güvence altına almanın sadece ticari bir mesele olmadığını anlamalı. Bu, güvenlik, altyapı ve yönetişime yatırım gerektiren uzun jeopolitik bir mesele.
Aslında kaynakların var olması Nijerya’nın enerji geleceği hem umut hem de risk barındırıyor. Çünkü hakim olacak olan ABD gittiği her yere kaos götürüyor. En iyi senaryoda ülke, piyasaları dengeleyen güvenilir bir tedarikçi haline gelir ve Gine Körfezi Ortadoğu petrolüne alternatif olur. En kötü senaryoda ise bölgedeki istikrarsızlık daha da artar.
Nijerya’nın alacağı kararlar kritik olacak. Küresel enerji politikasında yaşanan bu büyük dönüşümde Gine Körfezi, yeni jeopolitik mücadelenin sahnesi haline gelebilir.
Jeopolitik yeniden hizalanma
Daha geniş tabloya bakıldığında, eğer İran İslam Cumhuriyeti Hürmüz Boğazı’nı kapatır ve Ensarullah Kızıldeniz koridorunu devre dışı bırakırsa, Avrupa hızla alternatif arayacaktır. Kuzey Denizi rezervleri tükeniyor ve Rusya’ya bağımlılık siyasi olarak kabul edilemez hale geldi. Geriye kalan en gerçekçi seçenek Batı Afrika.
Nijerya’nın düşük kükürtlü Bonny Light petrolü bir anda vazgeçilmez hale gelebilir. Angola’nın derin deniz rezervleri hızla devreye alınır. Gana’nın Jubilee sahası daha büyük önem kazanır.
Ancak bu yeni enerji hattı tartışmasız olmayacaktır. Rusya, Tahran'la aynı cephede yer alsa da yüksek petrol fiyatlarından fayda sağlayabilir; buna rağmen Avrupa’nın yeni alternatifler bulmasını istemeyecektir. Çin ise Körfez petrolüne bağımlı olduğu için Kuşak ve Yol yatırımlarını kullanarak Batı Afrika petrolünü güvence altına almaya çalışabilir.
Gine Körfezi halihazırda korsanlık faaliyetleri nedeniyle dünyanın en tehlikeli deniz bölgelerinden biri olarak biliniyor. Eğer küresel güçler bu bölgenin petrolüne bağımlı hale gelirse, bölgedeki rekabet daha da sertleşecektir. ABD Afrika Komutanlığı bölgedeki varlığını genişletebilir, Çin ise Afrika limanlarına yaptığı yatırımlar sayesinde deniz kuvvetlerini konuşlandırarak enerji hatlarını korumaya çalışabilir.
Batı Afrika ülkelerinin bu ihtimale hazırlıklı olması gerekiyor. Gana petrol sahalarını güvence altına almaz, Angola derin deniz rezervlerini değerlendirmez, Ekvator Ginesi ve Kamerun ise Nijerya ile birlikte deniz güvenliğini sağlamazsa çok da bir şey değişmez. Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS), bölgesel bir blok olmaktan çıkıp küresel enerji politikasında stratejik bir aktör haline gelmesi beklenebilir.
İran İslam Cumhuriyeti Hürmüz Boğazı’ndaki hamlesi küresel enerji akışını yeniden şekillendirebilir ve Kızıldeniz koridoru kapanabilir. Böyle bir durumda Avrupa, Hindistan ve Japonya gözlerini güneye, Gine Körfezi’ne çevirmek zorunda kalacaktır. Nijerya, Angola ve Gana bir anda vazgeçilmez hale gelebilir.




