Bilim insanları, küresel ölçekte okyanus, göl ve nehirlerdeki çözünmüş oksijen miktarının hızla azaldığını belirterek, bunun su ekosistemleri ve biyolojik çeşitlilik açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu açıkladı.
Limnology and Oceanography dergisinde yayımlanan araştırmada, "sulardaki oksijen tükenmesinin" iklim değişikliği ve biyolojik çeşitlilik kaybı gibi gezegeni tehdit eden temel çevre sorunları arasında değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
Araştırmaya göre, çözünmüş oksijenin azalmasının başlıca nedenleri küresel ısınmaya bağlı su sıcaklıklarının yükselmesi ve tarım, sanayi ile kanalizasyon kaynaklı azot ve fosfor kirliliği olarak gösteriliyor. Isınan sular daha az oksijen tutarken, aşırı alg çoğalmaları ve mikroorganizma faaliyetleri de sudaki oksijenin hızla tüketilmesine yol açıyor.
Bilim insanları, çözünmüş oksijen seviyelerindeki düşüşün balıklar başta olmak üzere çok sayıda su canlısının yaşamını tehdit ettiğini, bunun da ekosistem dengesini bozarak gıda zincirini etkileyebileceğini belirtti.
Avrupa Birliği'nin Copernicus Girişimi verilerine göre, dünya okyanusları 1950'li yıllardan bu yana çözünmüş oksijenlerinin yaklaşık yüzde 2'sini kaybetti. Mevcut eğilimin devam etmesi halinde yüzyılın sonuna kadar bu oranın yüzde 1 ila 7 arasında daha artabileceği öngörülüyor.
Araştırmacılar, oranların düşük görünmesine rağmen çözünmüş oksijendeki küçük değişimlerin bile su ekosistemlerinde büyük sonuçlar doğurabileceğini belirterek, sürecin bazı bölgelerde geri döndürülemez bir noktaya yaklaşabileceği uyarısında bulundu.
Çalışmada ayrıca, sulardaki oksijen kaybının iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik kaybı ve besin kirliliği gibi diğer küresel çevre krizleriyle doğrudan bağlantılı olduğu ifade edildi.
Bilim insanları, çözünmüş oksijen yoğunluğu, aşırı düşük oksijen bölgelerinin yaygınlığı, oksijene duyarlı canlı türlerindeki değişim ve canlıların oksijen ihtiyacını ölçen metabolik göstergelerin küresel ölçekte düzenli takip edilmesi çağrısında bulundu. Araştırmacılar, bu sorunun gezegenin öncelikli çevre krizlerinden biri olarak ele alınmasının acil önem taşıdığını vurguladı.




