Dünyanın birçok bölgelerinden, siyonist yönetimin uluslararası hukuku yok sayan tutumuna karşı İran'a güçlü dayanışma açıklamaları geldi.

Asya'dan Latin Amerika'ya kadar geniş alandaki devletler, egemenliğini koruyan İran'a yönelik bu saldırı ve müdahaleleri kırmızı çizgi kabul ediyor.

ABD'nin bölgedeki ülkeleri kendi üstü olarak kullanma stratejisi bu ülkelerin net ve kararlı tavrıyla etkisiz olurken, savunma İşbirliği ve stratejik birlik gibi birçok alanda direniş cephesi daha da güçleniyor.

Kuzey Kore:
ABD’nin küresel hegemonyasına karşı Tahran ile stratejik askeri iş birliğini en üst seviyeye çıkararak füze teknolojileri ve savunma sistemlerinde doğrudan dayanışma sergiliyor.

Rusya:
İran ile imzaladığı kapsamlı stratejik ortaklık anlaşması gereği, Basra Körfezi'ndeki saldırganlığa karşı Tahran'a istihbarat ve gelişmiş hava savunma desteği sağlıyor.

Çin:
İran petrolünün en büyük alıcısı olarak ekonomik yaptırımları geçersiz kılıyor, saldırılara karşı maddi destekte bulunuyor ve BM Güvenlik Konseyi’nde Tahran’a yönelik operasyonel kararları veto ederek diplomatik siper oluyor.

Türkiye:
Kendi topraklarındaki üslerin İran’a yönelik bir saldırıda kullanılmasına kesin bir dille karşı çıkarak, bölgesel barışı savunuyor ve komşuluk hukuku gereği Ankara-Tahran hattını koruyor.

İspanya:
Avrupa Birliği içerisinde israil’in saldırganlığına karşı en sert duruşu sergileyen ülke olarak, Filistin ve İran’a yönelik hukuk dışı müdahaleleri tanımadığını ilan ederek Batı blokunda çatlak oluşturuyor.

Suriye:
Ülkedeki ABD varlığının İran’a karşı bir saldırı noktası olarak kullanılmasına "egemenlik ihlali" gerekçesiyle karşı çıkarak lojistik set çekiyor.

Lübnan:
Direnişin cephe hattı olarak, hem resmi düzeyde hem de halk tabanında İran’a yönelik saldırıları doğrudan Lübnan’a yapılmış sayarak askeri caydırıcılık sağlıyor.

Yemen:
Kızıldeniz’de ABD ve İsrail bağlantılı gemilere yönelik operasyonlarıyla, İran üzerindeki askeri baskıyı dağıtan en aktif ve fiili cephe desteğini sunuyor.

Irak:
ABD güçlerinin kendi toprakları üzerinden İran’a saldırmasını anayasal ve hukuki olarak yasaklayarak, Washington’un operasyonel kabiliyetini büyük oranda kısıtlıyor.

Pakistan:
Bölgesel bir nükleer güç olarak, İran’a yönelik herhangi bir dış müdahalenin Güney Asya’nın güvenliğini sarsacağını belirterek Tahran’ın güvenlik hassasiyetlerine destek veriyor.

Brezilya:
BRICS üyesi olarak, küresel güneyin sesiyle ABD saldırganlığının hukuksuzluğunu vurguluyor ve İran’ın çok kutuplu dünyadaki yerini savunan diplomatik bir duruş sergiliyor.

Umman:
Geleneksel tarafsızlığını "barıştan yana" kullanarak, topraklarının ve kara sularının saldırı amaçlı kullanılmasına izin vermeyerek İran için güvenli bir diplomatik koridor sağlıyor.

Nijerya:
Afrika’daki güçlü Müslüman nüfusu ve diplomatik ağırlığıyla, İsrail’in saldırganlığını kınayarak uluslararası platformlarda İran’ın egemenlik haklarına vurgu yapıyor.

Mısır:
Gazze ve bölgesel güvenlik ekseninde, bölge dışı güçlerin (ABD) İran’a yönelik bir savaş başlatmasının bölgeyi felakete sürükleyeceğini belirterek askeri iş birliği taleplerini geri çeviriyor.

Küba:
On yıllardır süren ABD ambargosuna karşı İran ile "kader birliği" içinde olduğunu vurgulayan Havana, Tahran’ın meşru müdafaa hakkını kayıtsız şartsız destekliyor.

Venezuela:
"Stratejik Müttefik" seviyesindeki ilişkileriyle, ABD yaptırımlarını delmek için İran ile enerji ve savunma alanında derin bir iş birliği yürütmekte ve her türlü saldırganlığa karşı ortak savunma iradesi göstermektedir.

Nikaragua:
Sandinist devrimci mirasıyla, İran’ın yanında saf tutarak, çok kutuplu dünya düzeni için Tahran ile sarsılmaz bir diplomatik blok oluşturmuştur.

Kolombiya:
Gustavo Petro yönetimiyle birlikte, İsrail’in Gazze’deki soykırımına karşı İran’ın tezlerine yakın bir duruş sergilemiş ve bölgedeki Batı hegemonyasına karşı bir tutum almıştır.

Bolivya:
Sosyalizme Yöneliş Hareketi (MAS) iktidarında, yerli halkların direniş ruhunu uluslararası siyasete taşıyarak, İran’ın emperyalist kuşatmaya karşı verdiği mücadeleyi "halkların özgürlük savaşı" olarak nitelendirmektedir.

Şili:
Gabriel Boric liderliğinde, özellikle insan hakları ve uluslararası hukuk çerçevesinde İsrail saldırganlığına en sert tepkiyi veren Latin Amerika ülkelerinden biri olmuş ve İran üzerindeki tek taraflı baskılara karşı çıkmıştır.

Burkina Faso:
İbrahim Traoré liderliğindeki yeni yönetim, "Neo-sömürgeciliğe hayır" diyerek Fransa ve ABD ile bağlarını koparırken, İran’a her türlü desteğe hazır olduğunu bildirerek direniş hattına Afrika’dan güçlü bir ses vermiştir.





