İslam alemi için rahmet ve bereket ayı olan Ramazan'a sayılı günler kaldı. 19 Şubat 2026 Perşembe günü kalkılacak ilk sahur ile birlikte oruç ibadeti idrak edilmeye başlanacak. On bir ayın sultanı yaklaşırken vatandaşların en çok araştırdığı konuların başında ise fitre ve fidye miktarları geliyor. Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, gerçekleştirdiği toplantının ardından 2026 yılı için geçerli olacak rakamları kamuoyu ile paylaştı. Belirlenen tutar, sadece fitre için değil, oruç tutmaya gücü yetmeyenlerin ödeyeceği fidye bedeli için de baz alınacak.

2026 FİTRE MİKTARI NE KADAR OLDU?

Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı Abdurrahman Haçkalı başkanlığında toplanan kurul, 2026 yılı Ramazan ayının başlangıcından bir sonraki yılın Ramazan ayına kadar geçerli olacak asgari fitre tutarını belirledi. Yapılan değerlendirmeler sonucunda 2026 yılı fitre bedeli 240 TL olarak açıklandı.

Kurul tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

'Konuyla ilgili hadisişerifler, mevcut sosyoekonomik hayat şartları ve bir kişinin günlük gıda ihtiyacı göz önünde bulundurularak ülkemizde fitre miktarının 2026 yılı ramazan ayının başlangıcından 2027 yılı ramazan ayının başlangıcına kadar olan süre için 240 lira olarak belirlenmesine, bunun yanında her bir mükellefin, günlük gıda harcamalarını dikkate alarak belirlediği meblağı fitre olarak verebileceğine, belirlenen meblağın nakdi olarak verilebileceği gibi gıda vb. maddelerden ayni olarak da verilebileceğine, bu meblağın aynı zamanda günlük oruç fidyesi bedeli olduğuna karar verildi.'

FİTRE VE FİDYE BEDELİ NASIL HESAPLANIYOR?

Fitre, diğer adıyla sadaka-i fıtır belirlenirken temel ölçü, bir kişinin bir günlük normal gıda ihtiyacını karşılayacak miktardır. Açıklanan 240 TL'lik tutar asgari sınır olarak kabul ediliyor. Maddi durumu daha iyi olan vatandaşların, kendi yaşam standartlarına ve günlük gıda harcamalarına göre bu miktarın üzerinde bir ödeme yapması tavsiye ediliyor. Ayrıca fidye miktarı da fitre ile aynı statüde değerlendiriliyor; yani bir gün oruç tutamayan kişinin ödemesi gereken bedel de fitre miktarı ile eşdeğer tutuluyor.

KİMLERE FİTRE VE FİDYE VERİLMEZ?

İslam hukukuna göre fitre ve fidye ödemelerinde akrabalık bağları belirleyici bir rol oynuyor. Bir kişi, bakmakla yükümlü olduğu birinci derece yakınlarına fitre veya zekat veremiyor. Zengin sayılan kişiler, usûl (anne, baba, dede, nine), fürû (çocuklar ve torunlar) ve eşlerine fitre veremiyor.

Buna karşılık; zengin olmayan kardeş, teyze, dayı, amca, hala ve onların çocukları ile gelin, damat, kayınpeder ve kayınvalide gibi akrabalara fitre verilebiliyor. Fitrenin tek bir kişiye verilebileceği gibi, bölünerek birkaç ihtiyaç sahibine dağıtılması da mümkün görülüyor. Ancak bir kişiye verilen miktarın, belirlenen asgari fitre tutarından (240 TL) az olmaması daha uygun bulunuyor.

ÖDEMELER İÇİN EN DOĞRU ZAMAN HANGİSİ?

Fitrenin vacip olma zamanı Ramazan Bayramı'nın birinci günü olsa da, ödemenin bayramdan önce yapılması yoksulların bayram ihtiyaçlarını karşılayabilmesi açısından daha faziletli kabul ediliyor. Bayram namazından önce verilmesi müstehap sayılırken, bayram gününde veya sonrasında da ödenebiliyor. Ancak ödemeyi bayram sonrasına bırakmak mekruh olarak değerlendiriliyor.

Şafii mezhebinde ise durum biraz daha farklılık gösteriyor. Meşru bir mazeret olmadıkça fitrenin bayramın birinci günü gün batımından sonraya bırakılması haram kabul ediliyor. Fitrenin Ramazan ayının ilk günlerinde verilmesi ise caiz görülüyor.

ORUÇ TUTAMAYANLAR İÇİN FİDYE KURALI

Kur'an-ı Kerim'de, 'Oruç tutmaya güç yetiremeyenler, bir yoksul doyumu fidye öder' (el-Bakara,2/184) buyuruluyor. İhtiyarlık veya iyileşme ümidi olmayan kronik rahatsızlıklar nedeniyle oruç tutamayan ve kaza etme imkanı da bulunmayan vatandaşlar, tutamadıkları her gün için bir fidye ödüyor.

Şafii mezhebinde, hamilelik ve emzirme dönemindeki kadınlarla ilgili özel bir hüküm bulunuyor. Emzirme veya hamilelik nedeniyle çocuğunun sağlığından endişe ederek oruç tutamayan annelerin, hem tutamadıkları oruçları kaza etmeleri hem de fidye vermeleri gerekiyor. Ancak endişe sadece annenin kendi sağlığı ile ilgiliyse, bu durumda sadece kaza orucu tutması yeterli görülüyor.

Muhabir: Haber Merkezi