İklim olarak hem Akdeniz'in yumuşaklığını hem de Karadeniz'in nemli ve serin yapısını taşıyan bu geçiş noktasında, tek bir bitkinin mutlak hakimiyetinden bahsetmek zordur. Ancak şehrin doğal ciğerlerini oluşturan kuzey ormanlarına bakıldığında, geniş yapraklı orman dokusunun temel direği olan Meşe (Quercus) ve Gürgen (Carpinus) ağaçlarının sayısal olarak inanılmaz bir yaygınlığa sahip olduğu görülür. Özellikle Belgrad Ormanı, Alemdağ ve Aydos eteklerinde farklı meşe türleri, İstanbul'un en köklü ve en yaygın doğal sakinleri olarak yüzyıllardır bu coğrafyayı korumaktadır.
Kuzeyin Ciğerleri: Belgrad Ormanı ve Kestane Ağaçları
Meşe ve gürgenlerin yanı sıra, özellikle Karadeniz sahiline yakın olan nemli kuzey ilçelerinde (Sarıyer, Beykoz, Şile) Kestane (Castanea sativa) ve Kayın ağaçları devasa topluluklar oluşturur. Sonbahar aylarında İstanbulluların kestane toplamak için akın ettiği bu ormanlar, şehrin mikro iklimini düzenleyen ve devasa su havzalarını koruyan en önemli doğal kalkandır. Ağaçların altındaki flora ise Karadeniz iklimine özgü olarak oldukça sık ve nemcildir; orman gülü, fındık çalılıkları ve sarmaşıklar ağaç gövdelerini sararak sık bir orman altı örtüsü meydana getirir.
Boğaziçi'nin Tarihi ve Görsel Simgesi: Erguvanlar
Doğal orman alanlarından çıkıp Boğaziçi'nin yamaçlarına ve şehrin tarihi dokusuna doğru yaklaştığımızda ise İstanbul'un en özel, en yaygın bilinen ve kültürel olarak şehre mal olmuş bitkisi karşımıza çıkar: Erguvan (Cercis siliquastrum). İlkbaharın gelmesiyle birlikte nisan ayının sonlarına doğru yapraklanmadan önce açtığı morumsu pembe çiçekleriyle İstanbul Boğazı'nı adeta efsanevi bir tabloya dönüştüren erguvan ağaçları, Bizans'tan Osmanlı'ya kadar bu şehrin görsel bir simgesi olmuştur. Tepeleri, koruları ve parkları süsleyen erguvanlar, sayısal olarak meşeler kadar çok olmasalar da, şehrin kimliğiyle en çok özdeşleşen bitki türüdür.
Şehir İçi Florası ve Asırlık Çınarlar
Kentsel peyzaj ve şehir içi florası değerlendirildiğinde ise İstanbul'un hemen her meydanında, cami avlusunda ve tarihi sokağında karşımıza çıkan devasa Çınar (Platanus) ağaçları son derece yaygındır. Osmanlı kültüründe uzun ömrün ve kudretin simgesi olan, geniş gövdeleri ve gölgelikleriyle yaz sıcaklarında İstanbullulara serinlik sağlayan anıt çınar ağaçları, kentsel dokunun vazgeçilmez bir parçasıdır. Park ve bahçelerde ise lale soğanları her ilkbaharda milyonlarca adet dikilerek şehrin tarihi mirasını canlandırmaya devam eden, geçici ama çok yaygın bir diğer botanik unsur olarak İstanbul florasında yerini almaktadır.





