Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) süresiz nafaka adaletsizliğine son veren iptal kararı, DEM Parti’yi fena rahatsız etti. Partiden yapılan açıklamada, kararın "ideolojik" olduğu iddia edilerek, adeta erkekleri ömür boyu köleleştiren sistemin devamı savunuldu. Kadın-erkek eşitliğinden dem vuran ama iş icraata gelince kadın hegemonyasını ve erkeğin ekonomik olarak sömürülmesini meşrulaştıran bu zihniyet, bir kez daha kendi çelişkilerinde boğuldu.
Bu trajikomik çıkış, DEM Parti’nin samimiyetsizliğini ve toplum mühendisliği çabasını gözler önüne seren iki büyük skandalı barındırıyor.
Eşitlik masalı bitti, "erkeği cüzdan görme" sevdası başladı!
Her fırsatta "kadın-erkek eşittir" ezberi yapanlar, boşanma masasına oturulduğunda erkeği insan değil, "ömür boyu borçlu bir bankamatik" olarak görüyor. Sadece 1 gün evli kalmış bir erkeğin, ayrıldığı kadına hayatı boyunca haraç öder gibi nafaka vermesi savunuluyorç
Bu politika, kadın-erkek eşitliğini değil, erkeği hayattan izole eden, onu sadece kadının geçimini sağlamakla yükümlü bir figür haline getiren açık bir kadın hegemonyası savunuculuğu olarak değerlendiriliyor. İşlerine gelince ''kadın özgürdür'' gelmeyince kadını "kendi ayakları üzerinde duramayan aciz bir varlık", erkeği ise "ömür boyu sömürülecek bir cüzdan" olarak gören bu yaklaşım, modern köleliğin dik alası olarak yorumlanıyor.
"Aile gerici bir kurumdur" ama faturası ömür boyudur!
DEM Parti ve arkasındaki ideolojik çizginin en büyük riyakarlığı ise aile kavramına olan düşmanlıklarında saklı. Dağ kadrolarından meclis kürsülerine kadar her yerde "Aile, devletten sonra gelen en gerici kurumdur" propagandası yapanlar, toplumun temel taşı olan aile birliğini dinamitlemek için her yolu deniyor.
Vatandaşlar haklı olarak soruyor; madem aile sizin gözünüzde bu kadar gerici, tasfiye edilmesi gereken bir kurum; o halde o size göre "gerici" yapı yıkıldığında neden erkeğe ömür boyu bedel ödetiyorsunuz?
Aileyi değersizleştirmek için yarışanların, evlilik bittikten sonra erkeği o "gerici kurumun" borç zinciriyle ölene kadar bağlamak istemesi tam bir ideolojik ikiyüzlülük değil midir?
DEM Parti’nin "kadın mağduriyeti" sosuna bulayarak piyasaya sürdüğü son ucube açıklama, aslında erkeği adeta bir sömürge unsuru, ömür boyu sağmal bir bankamatik olarak gören ideolojik bir körlüğün ifşası olarak kabul ediliyor.
AYM’nin kararı, adaletin terazisini yeniden dengeye getirdi. DEM Parti’nin hukuku hiçe sayan, erkeği insandan saymayan ve toplumsal barışı cinsiyet savaşları üzerinden baltalamaya çalışan bu dışlayıcı politikası ise kamuoyu vicdanında mahkum oldu.




