Doğruhaber - Mesut Tunce
DEM Parti belli ki dünya gündemini yakından takip etmeyi seviyor. İran’daki son olaylarla ilgili yaptığı sert ve provokatif açıklamayla da bunu ayan beyan gözler önüne serdi.
Önce DEM’in ne söylediğine bir bakalım.
· İran’da sokağa çıkan KADINLAR, gençler ve farklı kimlikten insanlar, ağır ve kabul edilemez bir şiddetle karşı karşıya kalıyorlar.
· İran’da ÇOCUKLARIN zorla itirafçılığa maruz bırakılması insanlık dışıdır.
· İran yönetimi, baskı ve şiddetle yönetme ısrarından vazgeçmeli ve DEMOKRATİK kanalları acilen açmalıdır.
· DEM Parti, Emperyalist güçlerin Orta Doğu’yu ve Afrika’yı yeniden dizayn etmek için düğmeye bastığının farkındadır ama yine de İran halklarının onurlu ve meşru mücadelesinin yanında durmakta kararlıdır.
Şimdi neresinden tutarsak elimizde kalacak olan bu açıklama garabetini, okuyucuyu fazla sıkmamaya çalışarak deşelim.
Açıklamada gözümüze ilk çarpan kelimeler; kadın, çocuk, azınlıklar ve demokrasi oluyor. Yani DEM işlediği kabahatin farkında olacak ki, tutarsızlığını bir nebze olsun yumuşatabilmek için, basabileceği tüm düğmelere aynı anda basmaya çalışmış. Zira bir yandan emperyalist projelerin varlığından DEM vurup, bir yandan da emperyal çizgiyle bire bir aynı perdeden açıklama yapmak her babayiğidin harcı değil.
Ayrıca tabirimiz çok kaba kaçmayacaksa, sizce de DEM Parti kendi kendine gelin güvey olmuyor mu?
Yani hem ilgi alanını Türkiye’deki Kürtlerin haklarını müdafaa etmek olarak açıklayacaksın, hem de dünya devlerinin kapıştığı bir sahada üstüne vazife olmayan konular hakkında üst perdeden açıklamalarda bulunacaksın. Sen kimsin ya diye sormazlar mı?
DEM Parti’nin emperyal projelerin farkında olduğunu iddia etmesi, pratiğiyle çok ciddi tezatlar barındırıyor.
Yani hem böylesi iddialı bir açıklamada bulunacaksın, hem de İran’da dış odaklı olduğu aşikâr eylemleri, “halkların onurlu ve meşru mücadelesi” gibi iddialı cümlelerle savunmaya kalkacaksın. Bu durumda emperyalist dediğin ABD, İngiltere ve İsrail ile aynı çizgide buluşmuş olmuyor musun?
Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu…
Gelelim kadınlar, çocuklar ve azınlıklar hakkındaki duyarlılığına…
Ölen 19 gösterici üzerinden kadın ve çocuk vurgusu yapan DEM’in, Gazze’de vahşice katledilen on binlerce kadın ve çocuk için ağladığını gören oldu mu? Orada yuvaları bombalanarak bebekleriyle birlikte şehit edilen kadınlar, sizin kadın tanımınıza uymuyor mu?
Kurban eti dağıtırken vahşice katlettiğiniz Yasin Börü, sizin çocuk tanımınıza uymuyor mu?
19 kişi için girdiğiniz duygusal triplere 10 binlerce masum insan için neden girmediniz.
ABD ve İngiltere israili kınamadığı için mi siz de kınamadınız.
Sahi siz karşısında durduğunuzu iddia ettiğiniz emperyalist güçlerin onaylamadığı hiçbir kınamaya cesaret edemiyor musunuz?
Kınadığınız yerden illa ki İslam kokusu mu gelmesi gerekiyor.
Daha çarpıcı olan şey ne biliyor musunuz? DEM, İran’ı özgürlükleri tanımaya davet ediyor. Çağrıyı öyle bir havada yapıyor ki, sanki İran özgürlükçü bir yol takip ederse, sorunlar bir anda barışçıl yollarla çözülecek.
İran’daki eylemcilerin, sizin destek verdiğiniz GEZİ eylemcileri gibi “sorun ağaç değil, hala anlamadınız mı?” demeyeceğini nereden çıkardınız?
Kaldı ki, etki alanı içerisindeki hiçbir yapıya yaşam şansı tanımayan DEM’in bu çağrıda bulunması oldukça ironik değil mi? Eşbaşkan’ınızın çağrısıyla başlayan 6-8 Ekim olaylarının anıları zihinlerde hala dip dipdiri duruyorken, özgürlükçü söylemlerde bulunmak yüzsüzlük olmuyor mu?
Çok fazla soru sorduk, gelin konumuzu bir tespitle kapatalım:
Bizce DEM’in açıklama ve eylemleri, onu Orta Doğu'da İslam kokusu gelen tüm yapılara karşı Batı'nın doğal müttefiki haline getiriyor. Nitekim bunun pratikteki karşılığını, DEM’in sırtını dayadığı YPG-ABD işbirliği örnekliğinde görüyoruz. YPG’nin, Suriye’de Esed güçlerine karşı tek bir kurşun bile atmış değilken, bölgedeki tüm İslami yapılarla dur durak bilmeyen bir çatışma içerisinde olması, DEM ve unsurlarının aslında kime hizmet ettiğinin apaçık göstergesidir.




