Ben-i Âdem`in hayatında en önemli olduğu halde millet olarak; en çok ihmal ettiğimiz ve en az bütçe ayırdığımız 'eğitim' konusuna devamla, 'eğitim kurumlarımızın durumu ve gözde alanlara' değineceğiz.

Yaz-boz tahtasına dönen eğitim sistemimiz, en çok değişime uğrayan alan olduğundan, bir türlü istikrara kavuşturulamıyor. Bunda, eğitimin 'en az maliyetle geçiştirilmesi` fikrinin büyük payı vardır. İktidarlar; eğitimde nitelik yerine, 'siyasi ve ekonomik` hedeflerine, kısa yol ve az külfetle varacak politikaları önemserler.

Zorunlu Eğitimdeki, 20 milyona yakın gençten çoğu; '3-9 arası zayıfa' rağmen, ders notlarında tutturduğu '50 ortalama' ile bir üst sınıfa geçti. Bunun sebebi, yine maliyet ve sınıf mevcutlarını düşürebilme hesaplarıdır. Buna rağmen İHL ve ya normal liselerin 9. sınıflarında öğrencilerin, yaklaşık 1/3`i sınıf tekrarına kalabiliyor. Demek ki sınıf geçmenin; başarı yerine maliyet hesaplarına endekslenmesi, öğrenciyi her açıdan olumsuz etkilemektedir. Eğitimde hal böyle olunca, çocuğumuzu kaliteli bir yükseköğretim kurumuna götürecek başarıyı sağlamak önem kazanmaktadır.

Çocuk eğitiminin her aşaması, şefkat ve iyi bir rehberliği gerektirmektedir. Yüce Peygamberimizin (sav) kendisini taşlayan Taifliler`e dediği; 'Ya Rabbi, sen onlara merhamet eyle, onlar bilmiyorlar' ilkesini iyi kavramak lazımdır. Deneme ve yanılma yoluyla varacağımız çoğu hedeflere ulaştıracak en kısa yol ve yöntemler, önceden birileri tarafından zaten bulunmuş ve uygulanmıştır. Başarılı bir şekilde denenmiş bu yöntemleri kullanmak zorundayız. Bilim dünyasından uzaklaşarak Amerika`yı yeniden keşfetmenin bir anlamı da yoktur.

Öğrencinin sınıf geçme, mezun olma ve nihayet LYS` deki başarısı; sadece çocuğun değil aynı zamanda, okulun ve ailenin de başarısı ve karne notu olduğu unutulmamalıdır. Herkes kendine bir hisse çıkarabilmelidir. Şu aşamada ise LYS` ye giren çocuklarımız için yapmamız gerekenler:
Mutlaka varılması gereken bir hedef (bölüm) seçilmiş ve buraya yerleşmemiz de mevcut puanımıza göre yetmiyorsa, gelecek dönem beklenebilir. Böylesi bir tercihe gidecek öğrenci de; 'Ben geleceğe daha iyi çalışır ve kendime güvenirim' diyebilmelidir.

Amaç, 'bildiklerini de unutturacak bir kuru oyalanma` ise bu beklemek; ailenin yükünü ağırlaştırmak; çocuk için de zaman kaybından başka bir anlam ifade edemeyecektir. Yıl kaybı; öğrenci için, bir yıl geç mezun olma, bir yıl geç işe girme/işini kurma gibi anlamlara gelecektir. Özellikle vurgulayalım; 'hafif bir umut veren öğrenciye, mutlaka tekrar şans(lar) verilmelidir.' Sevmediği bir bölümde okumak; öğrenci için, her gün bir yeni eziyet ve başarısızlık olacaktır. Vicdan azabı da cabasıdır.

Hedefine varmış öğrenci için yapılması gereken; onu tebrik edip yanında olmaktır. Eğitim süresince kalabilecekleri güvenli ve huzurlu bir çevre bulmak çok önemlidir. Bu çevre; maddî yönden çökertici, manevi yönden de tahrip edici olmamalıdır.

Bölüm tercihini yapmak: 'Okunabilecek en iyi bölüm mutlaka şudur' demek, herkes için doğru bir karar olmayabilir. En iyi bölüm; öğrencinin severek okuyabileceği bölümdür. Veliler buna engel olmamalıdır. Doktorluğa zorlanmış birilerinin, ailesi için Tıp okuduktan sonra, '12 enstrüman çalarak başarılı olduğu sanata (müzisyen)' döndüğünü bilirim. Bir öğrenciye, sadece matematik veya fen derslerinden başarılı olduğu için 'süper zeka, fıttır(fıtrî) zeka(!)' demenin dönemi çoktan kapandı. 'çoklu zeka' kavramı denen bir realite vardır. 'Resim, müzik, spor…' dallarından her hangi birinden başarısı ile ses getiren birileri zaten süper olur. Örneğin 'sosyal zekası' olan öğrenciyi, matematik veya fen alanına zorlamak, bir değerin telef olmasından başka bir işe yaramayacaktır.

Bütün bunlardan sonra, genel anlamda bizce öncelikli/gözde sayılan bölümler şunlardır:
Sağlık alanı; doktor, hemşire, fizik tedavi uzmanı, eczacılık, yaşlı bakım meslekleri
İnşaat ve petrol mühendislikleri, uzay-havacılık, nanoteknoloji-mekatronik. Matematik alanı; hukuk, İktisadî ve İdarî bilimler gibi alanlar değişik araştırmalarda öne çıkan bölümler olarak görülüyor. Öğrencilerin hayatlarının dönüm noktalarını oluşturan alan tercihleri için, her ailenin iyi bir rehberlik hizmeti de alarak çocuklarıyla oturup sağlıklı bir tercih yapmaları; duygusal karar vermemeleri gerekir. Yıllar sonra duyulacak hiçbir pişmanlık, heba olmuş zamanı telafi edemez.

Hülasa; 'Her İle Bir Üniversite' bir başarıdır, asıl başarı ise; 'siyasetçi, DPT, YÖK ve MEB'deki ilkeli çalışma ve ilgili iş sahaları açmaktan; bu da, her kesin iç istikrar için; tahribe değil, tamir/imara gayret etmesinden geçer. Her şey çocuklarımız için amma keşke; 'yaşlılar yapabilseydi, gençler de bilseydi' demeden...! Dua ile.