Eğitim; baştan sona ilim, hikmet, tecrübe, gayret, sabır ve istikrar ile insan yetiştirme yöntem ve stratejisidir. Bir çocuğun ailesinden aldığı eğitim en temel ve kapsayıcı olandır. Okullarda ve diğer kurumlarda aldığı eğitim bunun üzerine bina edilir. Ebeveynin mürebbilik vazifesinin farkındalığının ölçüsünde, çocukta gelişimsel farklılık meydana gelir.
Çocukluk çağı, yaşam döngüsü içerisinde en eğlenceli, mutlu, araştırmacı, renkli, devamlı yenilenen ve sürekli tekamüle doğru ilerleyen kendini bulma ve özündeki cevherleri keşfettiği bir çağdır. Toplumu şekillendirecek, yön verecek; ilim-irfan ve ahlâk ekseninde ileriye taşıyacak kişidir çocuk. Saf ve berrak akıl ve zekası işlenmeye müsait değerli maden gibidir.
Ebeveynler bu kıymetli madeni işlemek için gece-gündüz gayret eder, şekil verirler. Her an dakik ve uyanık bir ruh ile, içten bir hissediş ve vahyin rehberliğinde, sünnetin ışığında, bıkıp usanmadan içlerindeki cevherin zuhuru için gayret sarf ederler. Fazlaca nasihatte bulunmaktan ziyade yaşayarak yaşatma, hissederek dokunma, ince ve nazik anları kollayarak eğitme, anlayış kabiliyetini iyi keşfetme, anlatma tekniğini ve şeklini çocuğun özelliklerine ve fıtratına göre belirlemek eğitimde izlenilecek yollardır. Acele etmeden fakat ihmale de mahal vermeden bu değerli cevheri şekillendirirler.
Dakik bir gözlem ve sağlam duygusal bağlar eğitimi kolaylaştıracak etmenlerdir. Şartsız sevgi ve merhamet temel gıdalar kadar lüzumludur. Değerli hissettirmek ve bu değeri Yaradanın yaratılış gayesi ile ilintilendirmek çocuğu asli ve sarsılmaz ulvî değerlilik duygusu ile donatır. Çağın maddeci ve ben merkezli, insaniyetten yoksun sahte değerlerinden arınması ancak manevi değerler üzerinde inşa edilecek bu değerlilik duygusu ile olabilir.
Sahte değerlerle donatılan şu çağın birçok evladı maalesef duygudan, merhametten ve empatiden yoksun kaba ve haşin robotlara dönüşüyorlar. Bu mekanik algıdan kurtulmanın yolu çocuğa dünyada var olan tüm canlı ve cansız varlıkların bir hikmete binaen yaratıldığını ve onlar üzerinde mutlak bir tasarruf hakkına sahip olmadığımızı dolayısıyla emanet olarak bize verildiğini ve onları israf ve yanlış kullanma ile tüketemeyeceğimizi yani insanın imha değil inşa için var edildiğini belletmek gerekiyor. Her şey insana hizmet eder fakat insan da Allah'a kulluk etmek için yaratılmıştır. Var olan her şeyin bir amacı vardır madem, o zaman senin amacın, istidadın, yeteneğin nedir? Bu soruların cevabını çocukla beraber keşfetmek ve fark ettirmek onun ufkunu aydınlatacaktır.
Beşikten mezara ilim talep etmenin gerekliliğini çocuk ebeveyninde bizzat görmelidir. Ahlâk ve erdem anlayışını, insanlarla saygı ve sevgi ekseninde iletişim kurmanın gerekliliğini kalıp yargılardan ziyade anne babanın tepkilerinden, mimiklerinden, duruşundan, açıklamalarından ve tüm davranışlarının hülasasından sudur eden anlamlar üzerine inşa edeceği için dakik gözlemcilerin varlığının farkında olmalı ebeveyn.
Sadakat, fedakârlık, doğruluk, isâr, takva, ibadet, merhamet ve tüm alanlarda ne kadar birikimimiz varsa o kadarını aktarabiliyoruz çocuklarımıza. Mirasımız ölçüsünde onlar varlık sahibi olabilirler. Yani aslında çocuk eğitiminden önce anne-babanın eğitimidir şart olan.
Asrı ıskalamadan, saadet asrından esintilerle ilim ve bilimi beraber önemseyerek, tarihini, coğrafyasını, dünyayı, küresel sorunları, çözümlerini, bu sorunların müsebbiplerini ve nedenlerini, kendisinin konumunu, nerede ve nasıl durması gerektiğini adım adım, sindire sindire belletmek lazım çocuğa. Yol uzun ve zahmetlidir fakat dengeyi tutturduğumuz zaman güzel ve bereketli sonuçlar alacağımızı da unutmamak gerekir.
Tatili olmayan, mesaisi bitmeyen, yorgunluk, bezginlik ve vazgeçmenin olmadığı bir meslektir ebeveynlik. Rabbim tevfik ve inayeti ile başarılı kılsın bizleri.