Analistler, boğazın uzun süre kapalı kalmasının petrol fiyatlarını 150 ila 200 dolar seviyelerine çıkaracağını ve küresel bir ekonomik küçülmeyi tetikleyeceğini öngörüyordu.
Ancak kriz dördüncü ayına girerken, Brent petrolün varil fiyatı 100 doların altında seyrediyor.
Wall Street Journal'ın haberine göre bu beklenmedik direncin arkasında ise dünyanın en büyük petrol ithalatçısı Çin'in kritik hamleleri ve ABD'nin petrol ihracatını günlük ortalama 4 milyondan 5 milyon varilin üzerine çıkarması yatıyor.
WSJ'ye göre Çin'in İran savaşı sırasında ham petrol ithalatında keskin bir düşüşe gitmesi, petrol fiyatlarını baskılayarak küresel ekonominin çarklarının dönmesini sağladı.
Gümrük verilerine göre, Çin'in son yıllarda günlük ortalama 11 milyon varil olan petrol ithalatı mayıs ayında 7,8 milyon varile geriledi.
Savaştan önce aylarca ucuz Rus ve İran petrolü depolayan Çin'in, uzun süre ithalat açığını karşılayacak 1 ila 1,4 milyar varillik devasa bir rezerve sahip olduğu tahmin ediliyor.
İthalattaki bu ani düşüşe rağmen Çin'de günlük yaşamda hiçbir aksama yaşanmıyor.
Ülkede benzinli araçların yerini hızla elektrikli araçların alması ve kısa mesafe uçuşlar yerine elektrikle çalışan yüksek hızlı trenlerin tercih edilmesinin bu durumun en büyük nedenlerinden biri olduğu belirtiliyor.
Çin'in ithal ettiği petrolün büyük bir kısmı araç yakıtı olarak değil, plastik, ambalaj ve endüstriyel ürünlerin hammaddesi olan etilen üretiminde kullanılıyor.
Hem devlete ait hem de özel rafinerilerin faaliyetlerini önemli ölçüde azalttığı, bu durumun etilen gibi hammaddelerin tükenmesine ve nihayetinde üretim maliyetlerinin artmasına yol açabileceği uyarısı yapılıyor.
Bazı analistler ekonomiyi canlı tutmak için Çin'in yaz aylarında petrol alımlarını artırmak zorunda kalacağını öne sürse de güçlü rezervlerin bu direnci uzun süre koruyabileceği de belirtiliyor.





