"Hangi Ateşkes" sloganı eşliğinde bir araya gelen platform üyeleri, sağlanan uzlaşmaya rağmen Gazze şeridinde süregelen askeri operasyonları şiddetle kınadı. ABD Büyükelçiliği önünde gerçekleştirilen bu protestoda, işgal güçlerinin saldırgan tutumuna karşı sessiz kalınmaması gerektiği vurgulandı.
Eylem kapsamında okunan basın açıklamasında, hem arabuluculuk rolü üstlenen devletlere hem de dünya kamuoyuna, işgalci güçlerin durdurulması ve ateşkes şartlarının tavizsiz bir şekilde hayata geçirilmesi için harekete geçme çağrısı yapıldı.
Resmi bildiriden hemen önce söz alan ANFİDAP Dönem Sözcüsü Prof. Dr. Özkan Ünal, günün anlam ve önemine dair bir konuşma gerçekleştirerek platformun duruşunu ifade etti.

"İnanıyoruz ki biz sesimizi yükselttikçe zulmün sesi azalacak"
Prof. Dr. Özkan Ünal, "Sabah soğuk ve yağmurlu bir Ankara gününden bu saatte güneşin açtığı bir manzaraya şahit olduk. Bu güneş, inşallah bir gün Filistin’e ve Gazze’ye de doğar. 'bir güneş doğuyor Filistin’den, bir güneş doğuyor Türkiye’den' ezgilerimiz marşlarımız inşallah gerçek olur. Tabii ki yaklaşık iki buçuk yıldır ANFİDAP olarak, neredeyse bazen her gün, bazen her hafta; dilimiz döndüğünce, yüreğimiz yettiğince bir şeyler söylemeye çalıştık. Çok mu şey yaptık? Hayır. Elimizden geleni yapmaya çalıştık. Çok bir şey yapamadık belki ama haykırdık. Sadece belki gücümüzün yettiği buydu: haykırmaya çalıştık." dedi.
İşgalcilerin yaptıklarına karşı sessiz kalınmaması gerektiğini dile getiren Ünal, "İnanıyoruz ki biz sesimizi yükselttikçe zulmün sesi azalacak. Böyle inanıyoruz. Onun için haykıralım ki sesimiz Gazze’den duyulsun diyoruz. Haykıralım ki sesimiz Amerika’dan Beyaz Saraydan duyulsun istiyoruz. Haykıralım ki sesimiz ve nidamız arş-ı âlâda yankılansın istiyoruz. Onun için gücümüz yettiğince, dilimiz döndüğünce, yüreğimiz yettiğince biz burada olacağız. Filistin’in haklarını savunacağız. Gazze’nin haklarını savunacağız. Siyonizme karşı, zulme karşı haykıracağız. Ne zamana kadar? Ta ki Filistin bağımsız oluncaya, zulüm bitinceye, mazlum mazlumluktan çıkıncaya kadar… Biz burada haykıracağız." ifadelerine yer verdi.
Yapılan konuşmanın ardından, ANFİDAP adına Şehir ve Medeniyet Derneği Başkanı Aziz Oğuzhan Karaman tarafından basın açıklaması okundu.
"Açık bir soykırım ve toplu cezalandırma pratiği olarak karşımızda durmaktadır"
"Ateşkes soykırımı maskeleyen bir araç mı?" sorusuyla açıklamasını okuyan Karaman, "Gazze, siyonist israil tarafından 20 yıldır abluka altında, 2023 yılından itibaren sistematik soykırıma tabi tutulmaktadır. Sivillerin doğrudan hedef alındığı, yaşam alanlarının bilinçli biçimde yok edildiği bu süreç açık bir soykırım ve toplu cezalandırma pratiği olarak karşımızda durmaktadır. Konutlar, hastaneler, okullar ve ibadethaneler ayrım gözetilmeksizin bombalanmış ve ateşkese rağmen bombalanmaya devam etmektedir." dedi.

"Gazze açlık, susuzluk, salgın hastalıklar ve açıkta kalma gerçeğiyle karşı karşıyadır"
7 Ekim 2023 tarihinden bu yana yaklaşık 72 bin Filistinli katledildiğini hatırlatan Karaman, "Bu saldırılar sonucunda çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan 71 bin 654 Filistinli katledilmiş, yüz binlerce insan yerinden edilmiş, on binlerce kişi yaralanmış veya kalıcı sakatlıklarla yaşamaya mahkûm edilmiştir. Ateşkes şartları yerine getirilmediği için Gazze açlık, susuzluk, salgın hastalıklar ve açıkta kalma gerçeğiyle karşı karşıyadır. En temel insani ihtiyaçlara erişilememektedir. Gazze hükümeti medya ofisi, israilin Gazze'nin altyapısının yüzde 90'ını yok ettiğini açıklarken, Birleşmiş Milletler, Gazze'nin yeniden inşa maliyetini yaklaşık 70 milyar dolar olarak açıklamıştır." şeklinde belirtti.
"İşgalci israil anlaşmayı 1520 kez ihlal etmiştir"
Karaman, "10 Ekim 2025'te yürürlüğe giren ateşkesten bu yana Filistin direnişi ateşkes şartlarına gereği gibi riayet etmiştir. Esirleri ve cesetleri teslim etmiştir. İşgalci israil anlaşmayı 1520 kez ihlal etmiştir. İsrailin anlaşmayı ihlal eden saldırılarında 566 Filistinli hayatını kaybetmiş, 1418 kişi yaralanmıştır. Ateşkes sürecinde israil 221 konutu yıkmıştır. Anlaşma kapsamında Gazze Şeridine günlük olarak 600 yardım, ticari mal ve yakıt tırının giriş yapması gerekirken ortalama 257 tırın girişine izin verilmiştir." diye konuştu.
"Bu ihlallerin ve saldırıların devam etmesi yeni bir soykırım sürecinin dayatılması anlamına gelmektedir"
Açıklamanın devamında Karaman, şunları söyledi: "Refah sınır kapısı insani yardımlara açılması gerekirken halen yardım girişlerine kapalıdır. Gazze’den yaralıların çıkması ve 7 Ekim sonrası soykırım sürecinde Gazze’den çıkanların tekrar dönmesi için sınırlı olarak açılan Refah kapısından anlaşmada karar verilen günlük çıkış ve dönüş sayılarına riayet edilmemektedir. Yine israil anlaşmada belirlenen hatların gerisine çekilmemiş ve anlaşmayı bu yönüyle de ihlal etmeye devam etmektedir.
israil, enkaz kaldırma ve hayatını kaybedenlerin naaşlarına ulaşma amacıyla sivil savunma için gerekli ağır ekipmanların girişine izin vermemiştir. Sağlık ve tıbbi ekipmanlar ile ilaçların girişini engellemiş, altyapının onarımı için gerekli malzemelerin girişini sağlamamıştır. Çadırların ve konteynır barınakların girişine engel olmuştur.
Bu ihlallerin ve saldırıların devam etmesi, ateşkes anlaşmasının tehlikeli bir biçimde aşındırılması ve halkın açlık, baskı ve zor yoluyla boyun eğdirilmesine dayalı yeni bir soykırım sürecinin dayatılması anlamına gelmektedir."
"Dünya Filistin'de yaşanan ihlalleri seyretmektedir"
İşgalcilerin açık ihlallerine rağmen israili durdurmak için ne BM, ne anlaşmanın arabulucu ülkeleri, ne de Trump tarafından adına Barış kurulu denen kurul harekete geçmemekte olduğunu belirten Karaman, "Dünya ihlalleri seyretmektedir. Bu çerçevede, anlaşmanın arabulucularının, uluslararası toplumun ve Birleşmiş Milletlerin; işgalci İsrail’in saldırılarını durdurma, anlaşma kapsamında ki tüm yükümlülüklerini eksiksiz uygulamaya zorlama, sivillerin korunmasını sağlama ve insani yardımların güvenli ve acil biçimde Gazze Şeridi’ne girişini temin etme sorumluluğu vardır. Ayrıca, anlaşma hükümleri doğrultusunda geçici konutların, konteynerlerin ve barınma malzemelerinin girişinin sağlanması, Gazze’de derinleşen insani felaketin hafifletilmesi açısından zorunluluktur." dedi.
"Gazze’de ateşkes süreci israilin soykırımını unutturmamalıdır"
Karaman, "Gazze’de ateşkes süreci israilin soykırımını unutturmamalıdır. İsrail ateşkes öncesi canlı yayınlarda tüm insanlığın gözleri önünde yürüttüğü soykırımı ateşkes sürecinde sessizce sürdürmektedir. Tepkisizlik, yaşananların dünya kamuoyunda gündem olmasını engellemektedir. Dünyanın onurlu insanları tepkisizliğini bozmalı soykırım suçlarından dolayı İsrail’in yargılanma süreçlerini desteklemelidir. Ateşkesin ikinci aşamasında Gazze’yi yönetmek için ABD tarafından BM’ye sunulan ve güvenlik konseyinde kabul edilen tasarıya dayanılarak Trump tarafından oluşturulan Barış kurulu gerçekten barışı sağlayabilecek midir?" ifadelerine yer verdi.
"Gazze için oluşturulacak istikrar gücünün başına ABD'li Tümgeneralin atanması endişeleri artırmaktadır"
ABD'nin, soykırımın en büyük destekçisi olduğunu hatırlatan Karaman, "Soykırımın en büyük destekçisi olan Amerika’nın başında bulunacağı bir kurulun barışla ilgisinin nasıl sağlanacağı sorusu ortadayken, kurula Gazze ve Filistin yönetimi değil soykırımcı siyonist rejimin davet edilmesi yapılan işin ciddiyet ve samimiyetten ne kadar uzak olduğunu göstermektedir. Gazze için oluşturulacak istikrar gücünün başına ABD'li Tümgeneralin atanması endişeleri artırmaktadır." şeklinde belirtti.
"Siyonizm tüm vahşiliği ile ifşa olmuş durumdadır"
Epstein dosyalarıyla siyonistlerin pisliklerinin bir kez daha gün yüzüne çıktığını belirten Karaman, "israilin soykırımı karşısında uluslararası sistemin acizliği sistemin yanılsamadan ibaret olduğunu göstermiştir. Artık bugün net bir şekilde ortaya çıkmıştır ki uluslararası hukuk, suçlunun ve mağdurun kimliğine göre farklı işlemektedir. Güçlünün yaptıklarından muaf tutulduğu bir sistem artık yürümemektedir. Siyonistlerin tasarladığı uluslararası sistemin insanlığın onurunu ve güvenliğini korumadığı, aksine insanlık için tehdit oluşturduğu gerçeğiyle iki yıldır acımasız bir şekilde yüzleşiyoruz. Bugünlerde basına sızdırılan Epstein dosyasındaki bilgiler siyonizmin dünya ve insan algısını, siyonistlerin vahşi hesapları için neler yapabileceğini göstermesi açısından çok kritiktir. Siyonizm tüm vahşiliği ile ifşa olmuş durumdadır ve kendi kararlarını dayatmak amacıyla devletleri, kuruluşları hangi yöntemleri kullanarak kontrol altına aldığının görülmesi açısından da manidar vesikalar insanlığın gözü önündedir." dedi.
"Siyonizmin hakimiyetine giren ABD yöneticilerinin neden israilin emir eri gibi davrandıkları ifşa olmuştur"
Son olarak Karaman, "Pedofili, sapkınlık ve her türlü iğrençlikle siyonizm hakimiyetine giren ABD yöneticilerinin neden israilin emir eri gibi davrandıkları ifşa olmuştur. İnsanlığın onurlu ve adil geleceği için küresel vicdan harekete geçmeli ve soykırım ortaklığına varan bu sapkınlık için tepkilerini göstermelidir. Dünyanın soykırıma karşı olan vicdanlı insanları, adil bir dünya talebiyle birlikte seslerini yükseltmelidirler. İnsanlık onuru için, adalet için, barış için: Gazze’de yaşananlara sessiz kalma!" diye konuştu.
Açıklamanın ardından toplanan vatandaşlar yüzlerini ABD Büyükelçilik binasına çevirerek, sloganlar attı.





