Batman'da faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları, düzenledikleri basın açıklamasıyla Mescid-i Aksa'nın ibadete kapatılmasına ve siyonist işgal rejiminin Filistinli esirlereyönelik aldığı idam kararına tepki gösterdi.

Yoğun katılımın olduğu programda, söz konusu uygulamaların hem insan haklarına hem de uluslararası hukuka aykırı olduğu vurgulandı.

Turgut Özal Bulvarı Yılmaz Güney Sergi alanında gerçekleştirilen programın sunuculuğunu, Hamza Şat üstlendi.

3-232

Kur'an'ı Kerim tilavetini Şuayp Esmeray gerçekleştirdiği programda, Sivil Toplum Kuruluşları adına basın açıklamasını Cengiz Arı okurken, programda ayrıca İDEV Batman Koordinatörü Mehmet Emin Sütçü de bir konuşma yaptı.

Kitlesel katılımın dikkat çektiği basın açıklamasında, vatandaşlar sık sık sloganlar atarak tepkilerini dile getirdi.

Ellerinde pankartlar taşıyan katılımcılar, Mescid-i Aksa’nın özgürlüğü ve Filistin halkının hakları için çağrıda bulundu.

Sütçü

İDEV Batman Koordinatörü Mehmet Emin Sütçü

"Kınama mesajları, siyonizmi durdurmak yerine cesaretlendirmiştir"

Siyonist rejime ve destekçilerine karşı yapılan kınama mesajlarının artık fiili harekete dönüşmesi gerektiğini ifade eden İDEV Batman Koordinatörü Mehmet Emin Sütçü, "Kıymetli kardeşlerim, israil her geçen gün yeni bir alçaklığa imza atarak zulmün sınırının olmadığını göstermektedir. Bugün geldiğimiz noktada, Filistinli mahkumların idamına yönelik çıkarılan yasa, işgal rejiminin pervasızlığını bir kez daha gözler önüne sermektedir. Yıllardır çiğnenen uluslararası hukuk ve etkisiz kalan kınama mesajları, israil’i durdurmak yerine cesaretlendirmiştir. Artık açıkça görülmelidir ki, alışılmış tepkiler alışılmış zulmü durduramaz. Somut yaptırımlar uygulanmadıkça her kınama, bu zulme verilen örtülü bir destek anlamı taşımaktadır." dedi.

2-282

"israil’n 'yenilmezlik' algısı gerçeği yansıtmamaktadır"

Sütçü, "Bugün yapılması gereken, diplomatik söylemlerin ötesine geçmektir. İsrail’le askeri, ekonomik ve teknolojik tüm iş birlikleri derhal askıya alınmalıdır. Aksi halde söylenen her söz karşılıksız kalacaktır. Tarih, konuşanları değil, harekete geçenleri yazacaktır. İsrail’in “yenilmezlik” algısı gerçeği yansıtmamaktadır. Bugün yaşanan gelişmeler, bu algının bir yanılsama olduğunu ortaya koymaktadır. Gerçek güç, birlik ve kararlılıktır. Buradan tüm vicdan sahibi insanlara, kurumlara ve liderlere çağrıda bulunuyoruz: Artık sadece kınamakla yetinmeyin, somut adımlar atın. Zulmü durduracak olan sözler değil, ortaya konulacak iradedir." şeklinde konuştu.

Cengiz-1

Cengiz Arı

"Mescid-i Aksa, sadece Filistin halkının değil, tüm İslam aleminin kalbidir"

Basın açıklamasını okuyan Cengiz Arı, "İnsanlığın ortak mirası, İslam dünyasının ilk kıblesi ve Müslümanların kutsal harem-i şerifi olan Mescid'i Aksa'nın, gasıp israil tarafından haksız gerekçelerle ibadete kapatılması ve Müslümanların en temel hakkı olan din ve vicdan hürriyetinin engellenmesi büyük bir endişe ve infialle karşılanmıştır. Mescid'i Aksa, sadece Filistin halkının değil, tüm İslam aleminin kalbidir. Bu kutsal mekanın kapılarına 35 gündür kilit vurulması; uluslararası hukukun, insan haklarının ve inanç özgürlüğünün açıkça ihlalidir. Mescid'i Aksa'nın ibadet edenlere kapatılması Kudüs tarihinde ilk kez yaşanan bir durumdur. Bu yapılan açık bir zulümdür." ifadelerini kullandı.

5-100

"Bu onuru savunmak tüm insanlığın borcudur"

Mescid-i Aksa'nın, inananların izzeti ve onuru olduğunu vurgulayan Arı, "Bu onuru savunmak tüm insanlığın borcudur. Mescid-i Aksa'da ezanların susturulması ve Müslümanların mescide girişinin engellenmesi, bölgedeki barış ve huzuru baltalamaktan başka bir amaca hizmet etmeyecektir. Hiçbir güvenlik gerekçesi, Mescid-i Aksa’nın kapatılmasını ve inananların ibadetlerinden mahrum bırakılmasını meşrulaştıramaz. Bu haksız, hukuksuz ve haydutluğa varan uygulamaya derhal son verilmelidir. Mescid-i Aksa üzerindeki her türlü kısıtlama kaldırılmalı ve kapılar koşulsuz şekilde Müslümanlara açılmalıdır. Birleşmiş Milletler ve tüm uluslararası kuruluşlar, Kudüs’teki İsrail zulmünün son bulması adına somut adımlar atmalı ve bu haksız uygulamaya karşı sessiz kalmamalıdır." ifadelerini kullandı.

4-145

"İdam yasası büyük bir zulümdür"

Gazze'de ilan edilen ateşkese rağmen saldırıların durdurmadığına değinen Arı, "Aynı zamanda Batı Şeria'da hukuk tanımayan ve Müslümanların ilk kıblesi, Peygamber Efendimiz 'in miracı olan Mescid-i Aksa'yı ibadete kapatarak müminlerin yüreğini yaralayan işgalci rejim; son olarak parlamentosundan geçirdiği 'idam yasası' ile işlediği cinayetleri tahrif edilmiş bir hukuk kılıfına büründürmeye çalışmaktadır. Bu durum, sadece beşeri hukuk açısından değil, Allah'ın arzında adaleti tesis etme mükellefiyeti açısından da büyük bir fitne ve zulümdür." dedi.

"Hukuki açıdan ciddi problemler barındırıyor"

Arı, "israil parlamentosunda kabul edilen ve doğrudan Filistinli esir kardeşlerimizi hedef alan bu yasa, ağır hukukî ihlaller içermektedir. İdam kararlarının savcılık talebi olmaksızın, mahkemelerde basit çoğunlukla alınabilmesi ve af yollarının tamamen kapatılması, 'hükmün' adalet için değil, bir halkı topyekûn imha etmek için verildiğinin açık kanıtıdır. Bu durum, hem medeni ve siyasi haklara ilişkin uluslararası sözleşmelere hem de uluslararası teamüllere göre hukuki açıdan ciddi problemler barındırmaktadır. Özellikle işgal altındaki Filistin halkına yönelik ayrımcı biçimde uygulamalara ve düzenlemelere gidilmesi, durumu daha da vahim hale getirmektedir." ifadelerini kullandı.

"Uluslararası toplum harekete geçmeli"

Uluslararası hukukun, işgal altındaki topraklarda yaşayan sivillerin korunmasını açıkça hükme bağladığını anımsatan Arı, "Gözü dönmüş katillerin sözde hukukî garabetleri; insanların yaşam hakkı ve adil yargılanma hakkı gibi temel normlarla bağdaşmamaktadır. Batının desteğini alarak Filistinli mazlumların topraklarını işgal eden, onları haksız bir şekilde yerlerinden eden, tutuklayan, insani hiçbir değeri gözetmeden masum insanları keyfi olarak yıllarca cezaevlerinde tutarak onlara her türlü insanlık dışı zulmü reva gören bu yapının cezaevlerinde tutuklu bulunan on binlerce kişiyi idam etme girişimi caniliğin ta kendisidir. Tüm insanlık için tehdit olan israilin bir an önce durdurulması gerekmektedir." dedi.

"Tüm Müslüman liderler ve uluslararası kamuoyu harekete geçmelidir"

Arı, "israilin hukuk tanımaz ve uslanmaz bu alçak tavrı karşısında tüm Müslüman liderler ve uluslararası kamuoyu harekete geçmelidir. Tüm vicdan sahibi insanlara ve yöneticilere çağrıda bulunuyoruz. İşgal altındaki topraklarda süregelen gayriinsani ve gayrihukuki tüm uygulamaların son bulması için siyasi, hukuki ve diplomatik tüm imkânlar seferber edilmelidir. İlk kıblemiz üzerindeki necis eller çekilmeli, Müslümanların ibadet hürriyeti derhal güvence altına alınmalıdır. İnsan onurunu ve adil yargılanma hakkını hiçe sayan bu idam yasası derhal geri çekilmeli; esirlerin can emniyeti uluslararası denetime açılmalıdır. Müslüman devletler ve tüm insanlık camiası, bu sistematik zulme karşı sessiz kalmamalı; zalimin zulmünü engelleyecek somut ve caydırıcı adımlar atmalıdır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur." ifadeleriyle açıklamasını tamamladı.

Program, Muhammed Habib Durmaz'ın yaptığı dua ile sona erdi.

Kaynak: İLKHA