Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, merkez üssü Sındırgı ilçesi olan 4,4 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.
Depremin 14,78 kilometre derinlikte meydana geldiği belirlendi.
Bölgede Ağustos ayından bu yana 25 binden fazla sarsıntı kaydedildi.
Jeoloji Yüksek Mühendisi ve Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Okan Tüysüz, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada bölgedeki depremlerin kısa sürede sona ermesinin beklenmediğini vurguladı.
Bölgedeki hareketliliğin kronolojisine dikkat çeken Prof. Dr. Tüysüz, sürecin 10 Ağustos 2025’te Sındırgı’nın kuzeyinde meydana gelen 6.1 büyüklüğündeki depremle başladığını hatırlattı. Tüysüz, artçıların zamanla güneye doğru yayıldığını ve 27 Ekim’de güneyde gerçekleşen bir diğer 6.1’lik depremle sarsıntıların sayıca ve büyüklük olarak arttığını belirtti.
Son günlerdeki artışa değinen Tüysüz, "Şimdi 5.1 (veya 4.9) ile yeni bir döngü başlamış gibi duruyor. Bu etkinliğin öyle birkaç gün içerisinde bitmeyeceğini söyleyebiliriz. En azından bir ay, belki daha da fazla bölge sarsılmaya devam edecek" ifadelerini kullandı.
Batı Anadolu’nun jeolojik yapısının bu tür uzun süreli deprem etkinliklerine yatkın olduğunu belirten Tüysüz, depremlerin Sındırgı fayı ile güneydeki Emendere fayı arasında yoğunlaştığını kaydetti.
Tüysüz, bölgedeki sismik aktivitenin nedenlerini şu şekilde sıraladı:
Birbirini Kesen Faylar: Bölgede çok sayıda birbirini kesen normal faylar bulunuyor.
Gömülü Faylar: Yüzeyde görülmeyen ancak yer altında aktif olan "gömülü faylar" deprem üretiminde rol oynuyor.
Akışkan Etkisi: Magma ya da jeotermal suların etkinliği, fayların hareketini kolaylaştırıyor olabilir. Ancak Tüysüz, bu konuda kesin konuşmak için detaylı yeraltı çalışmalarının yapılması gerektiğini vurguladı.
FAY BOYU VE DEPREM BÜYÜKLÜĞÜ İLİŞKİSİ
Prof. Dr. Tüysüz, teknik değerlendirmesinde fay boyu ile üretilebilecek deprem büyüklüğü arasındaki ilişkiye de dikkat çekti. Paylaştığı grafikte Ambrassey ve Ward gibi araştırmacıların verilerine atıfta bulunan Tüysüz, genel olarak fay uzunluğu arttıkça (logaritmik olarak) üretilebilecek deprem büyüklüğünün de arttığını, ancak bu durumun her zaman doğrusal bir ilişki göstermeyebileceğini belirtti.
Deprem fırtınalarının süresine dair tarihsel bir örnek veren Tüysüz, Japonya’da 1965-1967 yılları arasında yaşanan Matsushiro deprem fırtınasını hatırlattı. Bu süreçte bölgede 1 milyon civarında deprem kaydedildiğini belirten Tüysüz, Sındırgı’daki sürecin de uzun soluklu olabileceğine işaret etti.
Tüysüz, açıklamasını bölge halkı ve yetkililer için kritik bir soruyla sonlandırdı: "Neden ne olursa olsun depremler sürecek. Asıl soru şu: Depreme hazır mıyız?"





