ABD Başkanı Donald Trump ile NATO müttefikleri arasındaki ilişkilerin gerilmesiyle birlikte bazı Avrupa ülkeleri, kendi savunma kapasitelerini güvence altına almak için alternatif planlar üzerinde çalışmaya başladı.
Bu kapsamda, bazı yetkililerin “Avrupa NATO’su” olarak adlandırdığı planlar çerçevesinde, Avrupalıların ittifak içindeki komuta ve kontrol rollerini artırması ve ABD’ye ait askeri varlıkların Avrupa kaynaklarıyla ikame edilmesi hedefleniyor.
Planlara dahil olan yetkililere göre bu girişimler, mevcut NATO’ya rakip olmak amacı taşımıyor. Aksine, ABD’nin Avrupa’dan çekilmesi ya da savunma yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda Rusya’ya karşı caydırıcılığın sürdürülmesi ve operasyonların devamlılığının sağlanması amaçlanıyor. Bu değerlendirme, Wall Street Journal gazetesine dayandırıldı.
Avrupa’da ABD’ye güven krizi
İlk olarak geçen yıl gündeme gelen bu planlar, Avrupa’nın ABD’ye duyduğu güvenin zayıfladığını ortaya koyuyor. Trump’ın Danimarka’ya bağlı Grönland’ı “satın alma” tehdidi ve Avrupa ülkelerini İran’a karşı savaşa katılmadıkları için sert şekilde eleştirmesi, bu süreci hızlandırdı.
Trump’ın Avrupa müttefiklerini “korkak” olarak nitelemesi ve NATO’yu “kağıttan kaplan” diye tanımlaması, kıtada endişeleri artırdı. Trump ayrıca Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in de bu durumu bildiğini öne sürdü.
Avrupa ülkeleri bu gelişmelerin ardından savunma sorumluluklarını daha fazla üstlenme arayışına girdi.
Askeri üretim ve yeniden silahlanma adımları
Planlar kapsamında Avrupa’nın, ABD’nin gerisinde kaldığı alanlarda askeri üretimi hızlandırması hedefleniyor. Bunlar arasında denizaltılar, keşif sistemleri, havada yakıt ikmali ve hava taşımacılığı gibi kritik kapasite alanları bulunuyor.
Almanya ve İngiltere’nin kısa süre önce duyurduğu hayalet seyir füzeleri ve hipersonik silah geliştirme projesi, bu yeni yaklaşımın örneklerinden biri olarak gösteriliyor.
Ayrıca bazı Avrupa ülkeleri, Soğuk Savaş sonrası kaldırılan zorunlu askerliği yeniden gündeme almaya başladı.
Ancak hedefe ulaşmak zor
Her ne kadar Avrupa’nın bu yönelimi köklü bir zihniyet değişimini yansıtsa da, hedefe ulaşmanın kolay olmayacağı belirtiliyor. NATO’da Avrupa’daki en üst askeri komutanlık görevi her zaman bir Amerikalıya veriliyor ve ABD’li yetkililer bu pozisyondan vazgeçmeyi düşünmediklerini ifade ediyor.
Ayrıca hiçbir Avrupa ülkesinin, ABD’nin askeri liderliği ve özellikle nükleer caydırıcılık kapasitesinin yerini doldurabilecek güçte olmadığı değerlendiriliyor. ABD’nin sağladığı nükleer şemsiye, NATO’nun temel caydırıcılık unsurlarından biri olarak görülüyor.
Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, ABD’den Avrupa’ya sorumluluk devrinin fiilen başladığını belirterek, “Bu sürecin kontrollü şekilde yönetilmesi gerekiyor, aksi halde ABD ani bir çekilme kararı alabilir” dedi.
Trump daha önce NATO’dan çekilme tehdidinde bulunmuş, Avrupa’nın İran’a karşı politikalarına destek vermemesini sert şekilde eleştirmişti. Her ne kadar NATO’dan çıkış için Kongre onayı gerekse de, başkanın Avrupa’daki askeri varlıkları geri çekme ya da desteği azaltma yetkisi bulunuyor.




