Trafikte yaşanan küçük çaplı kazalarda taraflar kendi aralarında anlaşsa bile, kazadan günler hatta aylar sonra ilamsız icra takibi ile karşı karşıya kalmak mümkün. Son dönemde artan uygulamalar, özellikle kusurlu sürücüler açısından on binlerce liralık beklenmedik ödemelere yol açıyor.
Kazanın ardından karşı tarafla herhangi bir ihtilaf yaşanmadığını düşünen sürücüler, çoğu zaman haberi bile olmadan adlarına başlatılan icra takibiyle karşılaşıyor. Bu süreçte banka hesaplarına bloke konulabiliyor ve ciddi maddi kayıplar yaşanabiliyor.
Sadece tamir masrafı değil, araç kullanılamama bedeli de talep ediliyor
Mevzuata göre kazada kusurlu olan taraf, yalnızca karşı aracın onarım masrafından değil; aracın onarım süresince kullanılamaması nedeniyle oluşan zararları da karşılamakla yükümlü tutulabiliyor. Bu kapsamda araç değer kaybı tazminatı, narım süresince kiralık araç bedeli talep edilebiliyor. Değer kaybı sigorta şirketleri tarafından karşılanabilse de, bu kalemlerin dışındaki tutarlar çoğu zaman kusurlu sürücünün cebinden çıkıyor.
Vekaletle başlatılan icra takipleri
Son yıllarda ortaya çıkan mağduriyetlerde, hasarlı araç sahiplerine ulaşan bazı avukatların, araç sahibinden vekaletname alarak ilamsız icra takibi başlattığı belirtiliyor. Araç sahipleri çoğu zaman bu vekâleti yalnızca değer kaybı tazminatı için verdiklerini düşünse de, süreç farklı ilerleyebiliyor.
Avukatlar; kaportacı, özel servis ya da yetkili servisler üzerinden mağdur araç sahibinin iletişim bilgilerine ulaşıyor. Ardından araçta değer kaybı oluştuğu, bu kaybın sigorta tarafından karşılanacağı belirtilerek vekâlet talep ediliyor. Vekâlet alındıktan sonra:
Sigorta şirketine değer kaybı başvurusu yapılıyor, bunun dışında kalan alacaklar için kusurlu tarafa karşı ilamsız icra takibi başlatılıyor.
Bu süreçten, zaman zaman hasar gören araç sahibinin dahi tam olarak haberdar olmadığı ifade ediliyor.
İlamsız icra takibi nedir?
İlamsız icra takibi, alacaklının mahkeme kararı olmaksızın alacağını tahsil etmek için başvurduğu bir yol olarak biliniyor. Çek veya bono gibi senetlere dayalı takiplerde belge ibrazı zorunlu iken, ilamsız takipte belge sunma zorunluluğu bulunmuyor.
Trafik kazalarından doğan alacaklar için de bu yol kullanılabiliyor. Bu da kusurlu sürücülerin, herhangi bir dava açılmadan doğrudan icra takibiyle karşılaşmasına neden olabiliyor.
Uzmanlar, trafik kazası sonrası tarafların mutlaka yazılı anlaşma yapmasını, sigorta süreçlerini bizzat takip etmesini, sonradan doğabilecek taleplere karşı hukuki danışmanlık almasını öneriyor.
Aksi halde “küçük bir kaza” olarak görülen olaylar, ilerleyen süreçte ciddi hukuki ve maddi sonuçlar doğurabiliyor.



