Günümüzde yapay zeka ve dijital iletişim araçları hayatın merkezinde yer alırken, bu teknolojilerin özellikle duygusal süreçlerde ve psikolojik değerlendirmelerde nasıl kullanıldığı önemli bir tartışma konusu haline geliyor.

Gürkan, yüz yüze yapılan sohbetlerde duygu aktarımının ve karşılıklı etkileşimin daha güçlü olduğunu belirterek, dijital ortamda bu sürecin aynı yoğunlukta yaşanmadığını ifade etti. Gürkan, dijital iletişimde her şeyin daha kalıplaşmış ve yüzeysel bir yapıya dönüşebildiğini, bunun da duygusal süreci zayıflatabildiğini söyledi.

"Anne babalara ve bireylere önemli uyarılar"

Gürkan, özellikle anne babaların bu konuda daha bilinçli olması gerektiğini belirterek, yapay zekaya yöneltilen psikolojik içerikli soruların risk taşıdığını söyledi.

Gürkan, bireylerin “Bipolar olabilir miyim?” veya “Şizofreni belirtileri bende var mı?” gibi soruları yapay zekaya yöneltebildiğini, sistemin ise çoğu zaman bu tür yönlendirmeleri onaylayıcı şekilde cevaplayabildiğini ifade etti.

Gürkan, “Bu durum tehlikeli bir nokta oluşturuyor. Sosyal medyada da sürekli ‘narsizmin üç belirtisi’, ‘dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun üç belirtisi’ gibi içerikler paylaşılıyor. Anne babalar da ‘Çocuğumda dikkat eksikliği var mı?’ ya da ‘Konuştuğum kişi narsist mi?’ gibi soruları çok sık soruyor.” dedi.

Bu tür etiketlemelerin sağlıklı olmadığını belirten Gürkan, “Olabilir ama bu kadar kolay tanı koymamalıyız. Kişiyi sürekli bu şekilde değerlendirmek hem karşı tarafı hem de değerlendiren kişiyi zorlar.” ifadelerini kullandı.

Gürkan, bu süreçte en doğru yaklaşımın yüz yüze iletişim ve uzman desteği olduğunu vurguladı.

"Gerçek iletişim ve insan teması"

Gürkan, insanın doğası gereği temasa ve gerçek iletişime ihtiyaç duyan bir varlık olduğunu belirtti. Gürkan, uzun süreli dijital konuşmaların, hatta gerçek kişilerle yapılan çevrim içi sohbetlerin bile yüz yüze iletişimin yerini tutamayacağını söyledi.

Gürkan, “İnsan insanla gerçekten iyileşir. Yüz yüze iletişimde mimikler, duygular ve anlık tepkiler vardır. Bunlar sürecin önemli bir parçasıdır. Dijital ortamda bu unsurlar eksik kaldığı için iletişim de sınırlı kalıyor.” ifadelerini kullandı.

"Yapay zeka sürekli onaylıyor"

Yapay zeka ile kurulan iletişimde sistemin çoğu zaman kullanıcıyı sürekli onaylayan bir dil kullandığını belirten Gürkan, bunun kısa vadede kişiyi rahatlattığını ancak uzun vadede bireyin kendi düşüncesini sorgulama becerisini zayıflatabileceğini ifade etti.

Gürkan, “Fark ettiğiniz gibi yapay zeka ile konuştuğunuzda sizi sürekli onaylıyor. Bir şey yazıyorsunuz ve hemen ardından ‘harika, mükemmel bir düşünce’ gibi ifadelerle başlıyor. Önce olumlu bir geri bildirim vererek kişiyi tatmin ediyor. Bu durum, kişinin kendi düşüncesini daha doğru ve mutlak kabul etmesine neden olabiliyor.” dedi.

Gürkan, bu onaylayıcı yapının kullanıcı üzerinde duygusal bir tatmin oluşturduğunu ve kişinin buna alışarak sürece daha fazla bağlanabildiğini ifade etti.

"Teknoloji bilinçli kullanılmalı"

Gürkan, teknolojinin tamamen hayatın dışına çıkarılamayacağını, ancak bilinçli kullanımın zorunlu olduğunu belirtti. Gürkan, sosyal medya ve yapay zekanın hayatı kolaylaştıran yönleri bulunduğunu ancak kontrolsüz kullanımın bireyler üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini söyledi.

"Ruh sağlığı tanısı uzmanlık gerektirir"

Gürkan, yapay zeka üzerinden ruhsal rahatsızlıklara yönelik tanı koyma girişimlerinin riskli olduğunu, bireylerin kendilerinde bazı belirtiler görerek yapay zekaya yönelmesinin yanlış sonuçlara yol açabileceğini ifade etti.

Kaynak: İLKHA