Altın fiyatları 2025 yılında üst üste rekorlar kırarken, bu yükselişin arkasında birden fazla küresel faktör etkili oldu. ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirimleri, doların zayıflaması, enflasyon beklentileri ve artan jeopolitik riskler altına olan ilgiyi artırdı. Ancak uzmanlara göre, bu yükselişin en belirleyici unsuru Donald Trump’ın ikinci kez ABD Başkanı olması oldu.
Trump’ın yeniden iktidara gelişiyle birlikte ABD’nin küresel sistemdeki rolüne dair güçlü değişim sinyalleri verildi. Washington’un “dünyanın jandarması” rolünden uzaklaşması ve doların sınırsız şekilde basılan küresel rezerv para olma konumunun sorgulanmaya başlaması, yatırımcıları altın gibi parasal arzı sınırlı varlıklara yöneltti.
2025’te medyada en çok merkez bankalarının altın alımları konuşulsa da, fiyatları rekor seviyelere taşıyan asıl talep borsa yatırım fonlarından (ETF) geldi.
Merkez bankaları, 2025 yılı genelinde yaklaşık 900 ton net altın alımı yaptı. Bu rakam, 2024’teki 1.045 tonluk rekor alımın altında kaldı. Polonya, Çin, Türkiye ve Kazakistan gibi ülkeler alımlarda öne çıktı. Talep sürse de alım hızı yavaşladı.
Altın ETF’leri, 2025’te asıl fiyat itici gücü oldu. Küresel altın ETF’lerine yıl genelinde 800 tonun üzerinde net giriş yaşandı. Özellikle ABD ve Avrupa merkezli kurumsal yatırımcıların güçlü alımları, ralliyi hızlandırdı. 2023’te ETF’lerden çıkış yaşanmış, 2024’te ise talep neredeyse sıfır kalmıştı.
Bireysel yatırımcılar da piyasada aktifti. Külçe ve madeni para talebi her çeyrek 300 tonun üzerinde gerçekleşti. 2025’te bireysel yatırım talebi toplamda yaklaşık 1.200 ton seviyesine ulaştı. Çin ve Hindistan başta olmak üzere Asya’dan gelen talep dikkat çekti.
Uzmanlara göre Trump yönetiminin, ABD’nin altın ve diğer sınırlı arzlı varlıklara daha fazla önem vereceği yönünde verdiği sinyaller, özellikle ABD’li kurumsal yatırımcıları harekete geçirdi. Bu durum yalnızca altınla sınırlı kalmadı; COMEX piyasasında ABD merkezli bankalar, gümüşte de ilk kez net “long” pozisyona geçti.
Altındaki yükseliş aynı zamanda küresel ekonomiye dair risklerin de göstergesi olarak değerlendiriliyor. Deglobalizasyon, ticaret savaşları, jeopolitik boşluklar ve bölgesel çatışmalar; stagflasyon ve resesyon risklerini artırıyor. ABD’nin dolar yerine altın, gümüş ve Bitcoin gibi üretimi sınırlı varlıklara yönelmesi bu süreci hızlandıran faktörlerden biri olarak görülüyor.
Altın Fiyatları Bundan Sonra Ne Olur?
Uzmanlar, altın fiyatlarındaki rekorların geçici değil, yapısal bir dönüşümün işareti olduğu görüşünde. Ancak kısa vadede dalgalanmalar yaşanabileceği de vurgulanıyor. Önümüzdeki dönemde Fed’in faiz politikaları ,jeopolitik gelişmeler ve çatışmalar enflasyon ve doların seyri altın fiyatlarının yönünü belirleyecek. Yapısal yükseliş trendi sürse bile, olası küresel deflasyonist baskılar veya yeni bir ekonomik kriz, kısa süreli geri çekilmeleri beraberinde getirebilir.




