Savaşın başlamasından bir gün önce Avrupa piyasalarında megawatt saat başına 32 euro seviyesinde olan doğalgaz fiyatı, çatışmaların beşinci gününde yüzde 62 artarak 53 euroya ulaştı. Piyasaların açılmasıyla birlikte jeopolitik risklerin yükselmesi fiyatların hızla yukarı yönlü hareket etmesine neden oldu.

Dünyanın en kritik enerji geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nın savaş tehdidi altına girmesi, özellikle sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) taşıyan gemilerin rotalarını da etkiledi. LNG sevkiyatlarında yaşanan belirsizlik, küresel arz endişelerini artırarak fiyatları yukarı çekti. Analistler, Ortadoğu’daki savaşın uzun sürmesi halinde doğalgaz fiyatlarındaki yükselişin Avrupa ekonomisinin büyümesini yavaşlatabileceği ve bazı Asya ekonomilerini de ciddi biçimde etkileyebileceği uyarısında bulunuyor.

Avrupa’da referans gösterge olan Hollanda Doğalgaz Transferi Sözleşmesi (TTF) vadeli işlemleri 3 Mart Salı günü megawatt saat başına 60 euronun üzerine çıktı. Haftalık bazda fiyatların yaklaşık yüzde 76 oranında yükseldiği ifade ediliyor.

Asya piyasalarında da benzer bir tablo görülüyor. Japonya, Güney Kore, Çin ve Tayvan’a yapılan teslimatları kapsayan Kuzeydoğu Asya LNG referans fiyatı bir yılın en yüksek seviyesine çıkarak megawatt saat başına yaklaşık 43 euroya ulaştı.

Enerji piyasalarında tedirginliği artıran gelişmelerden biri de Katar’daki üretim kesintisi oldu. Dünyanın en büyük LNG üreticilerinden Katar, Tahran'ın Ras Laffan ve Mesaieed Sanayi Şehri’ne yönelik insansız hava aracı saldırılarının ardından 2 Mart’ta üretimi geçici olarak durdurduğunu açıkladı. Goldman Sachs, bu kesintinin kısa vadede küresel LNG arzını yaklaşık yüzde 19 oranında azaltabileceğini tahmin ediyor.

Uzmanlara göre Avrupa ve Asya ekonomileri, hem kaya gazı üretimi hem de LNG tedariki sayesinde daha avantajlı konumda bulunan ABD’ye kıyasla doğalgaz fiyat şoklarına daha açık durumda. Avrupa’nın tükettiği doğalgazın yaklaşık yüzde 25’inin LNG olması, bölgeyi jeopolitik krizlere karşı daha hassas hale getiriyor.

Küresel LNG üretiminin yaklaşık yüzde 20’sinin Hürmüz Boğazı’ndan geçtiği belirtilirken, bölgede yaşanabilecek uzun süreli bir aksamanın 2022’de Rusya-Ukrayna savaşının başlamasıyla ortaya çıkan enerji krizine benzer yeni bir şok dalgası yaratabileceği değerlendiriliyor.

Muhabir: Mehmet Yaman