Bu yıl soykırımcı israilin 1967’de Kudüs’ü işgal etmesinden bu yana Filistinlilerin Ramazan ayında Mescid-i Aksa'da namaz kılamadığı ilk Ramazan oldu.

İşgal altındaki Batı Şeria’da yaşayan Filistinliler için bu durum özellikle ağır. Çünkü Ramazan, israilin sınırlı da olsa Mescid-i Aksa’ya giriş izni verdiği nadir dönemlerden biri.

Covid-19 salgını sırasında bile sokaklar bugünkünden daha kalabalıktı. O dönemde ibadet kısıtlamaları Mescid-i Aksa’yı yöneten İslami Vakıf tarafından uygulanmıştı.

Bu kez ise kalabalıkların girişini savaş gerekçesiyle yasaklayan israil makamları oldu.

Dikkat çekici şekilde, aynı kural şehrin diğer tarafı için geçerli değil. Restoranlar ve kafeler dolu, sinagoglar ise açık.

Bu durum, boş sokakların Kudüs tarihinde yeni ve daha karanlık bir dönemin habercisi olduğunu açıkça gösteriyor. israil, savaşı bir bahane olarak kullanarak Mescid-i Aksa’yı ibadet edenlerden arındırmaya ve tam kontrol sağlayacağı yeni bir düzen kurmaya çalışıyor.

Filistinliler için Mescid-i Aksa, Filistin’in temeli. Onu kaybetmek, dindar olsun ya da olmasın herkes için varoluşsal bir kayıp anlamına gelir.

2021’de Mayıs ayındaki ayaklanmalar sırasında binlerce Filistinli Mescid-i Aksa’ya yürümüştü. Dindar ya da seküler, Müslüman ya da Hristiyan fark etmeksizin herkes oradaydı.

Filistin’in her yerinden insanlar, sadece dini önemi nedeniyle değil, aynı zamanda Filistin kimliğinin simgesi olduğu için Mescid-i Aksa’yı korumak amacıyla buraya akın etmişti.

Bugünkü kapanmanın, alanın tamamen ele geçirilmesine ve statükonun köklü şekilde değiştirilmesine zemin hazırlayacağı korkusu yaygın. israil tek taraflı olarak yeni bir düzen dayatıyor. Bu durum, İbrahim Camii’nde olduğu gibi buranın da büyük ölçüde Yahudi ibadet alanına dönüştürülmesi riskini doğuruyor.

1994’te ABD doğumlu yerleşimci Baruch Goldstein, Ramazan ayında camide ibadet eden yüzlerce Müslümana ateş açmış, 29 Filistinliyi şehit etmiş, 125 kişiyi yaralamıştı.

Saldırı israil aşırı sağının bir kesimi tarafından yüceltildi. Goldstein’ın Kiryat Arba’daki mezarı, radikal Siyonistlerin ziyaret ettiği bir yer haline geldi.

israilin aşırı sağcı ulusal güvenlik bakanı Itamar Ben Gvir, 2023’te Goldstein’ı yücelten bir görselin önünde konuşma yaptı.

Saldırının ardından, israil öncülüğündeki bir komisyonun önerisiyle cami bölündü. Alanın üçte ikisi Yahudilere, üçte biri Müslümanlara ayrıldı.

Şimdi aynı senaryo Mescid-i Aksa için de mi hazırlanıyor?

İslami Vakıf’ın uluslararası ilişkiler direktörü Auni Bazbaz, kapanmanın ciddi sonuçlar doğurabileceğini söyledi:

“Özellikle hayatın başka yerlerde normale döndüğü bir dönemde Mescid-i Aksa’nın kapalı tutulması, göz ardı edilemeyecek riskler ve sonuçlar doğurabilir.”

Bazbaz, caminin kapalı tutulmasının “gerilimi ve halk öfkesini artırabileceği” uyarısında bulundu.

Kudüslü aktivist ve şehir uzmanı Fahri Ebu Diyab ise güvenlik gerekçesinin gerçeği yansıtmadığını söyledi:
“Polis ve hükümet bizi korumayı umursamıyor. Kudüs’te Filistinliler için sığınak bile yok.”

Ebu Diyab’a göre amaç; camiyi boşaltmak, Filistinlileri uzaklaştırmak ve özellikle Ramazan ayında ibadet haklarını engellemek:
“Mescid-i Aksa’ya ulaşmamız engellendi ama insanlar hâlâ sokaklarda ve pazarlarda.”

Mescid-i Aksa’nın kapatılması, Eski Şehir’de Filistinlilere yönelik daha geniş bir kuşatmanın parçası.

Bir genç şöyle anlatıyor:
“Geçim kaynağımızı yok ettiler. Ramazan’da iş yapmayı bekliyorduk ama herkesi kapattılar. Sadece gıda satanlara izin verildi. Bir arkadaşım dükkanını açtığı için 6 bin şekel (yaklaşık 1.935 dolar) ceza ödedi. Ama zaten kime satış yapacaksın? Şehir kapalı, müşteri yok.”

israil, Eski Şehir’in girişlerini kapattı. Şam Kapısı’nda askerler kimlik kontrolü yapıyor. Sadece içeride adresi olanların geçişine izin veriliyor.

Mescid-i Aksa bayram namazı için de açılmadı. Mescid-i Aksa'nın kapalı kalmasıyla birlikte, yüz binlerce Filistinli, Ramazan Bayramı namazını onun avlusunda kılma imkanından mahrum kaldı

Kaynak: MEE