Kavramlar halkların kültürünü ve geleneğini yansıtır. En büyük çözülmeler ise kavramları ortadan kaldırınca başlar. Modern dünyanın "kavramsal çöküşü" New York'tan yayılan yeni bir dalgayla başka bir hal almaya başlıyor. Demokratların öncülüğünde alınan skandal kararla, "anne" ve "baba" ifadeleri resmi kayıtlardan silinmek isteniyor. Aileyi bir toplumun yapı taşı olmaktan çıkararak sadece "biyolojik süreç"e indirgeyerek o muhteşem bağı mekanik ifadelerle değiştirmeye çalışan bu hamle, toplumun temel taşı olan aile kurumuna vurulan en büyük darbelerden biri olarak görülüyor.
"Anne" ve "Baba" yoksa peki ne olacak?
New York’ta Demokratlar, aldıkları yeni bir kararla akıllara durgunluk veren bir süreci başlattı. Resmi metinlerdeki "anne" ifadesi yerine "gebelik üstlenen ebeveyn" (gestating parent); "baba" ifadesi yerine ise "doğurmayan ebeveyn" (non-gestating parent) tabirlerinin kullanılmasını öneren tasarı kabul edildi.
Peki, bu ne anlama geliyor? Bu sadece bir kelime değişikliği değil; bu, binlerce yıldır insan neslini ayakta tutan "anne-çocuk" ve "baba-çocuk" arasındaki o şefkat dolu, duygusal ve kutsal bağın "mekanik bir işleme" indirgenmesiyle toplumun yapı taşı olan aileyi yıkmak ve bireyselleşmeyi tamamen meşrulaştırmak. Bir anneyi sadece "gebelik üstlenen bir vücut", bir babayı ise "doğurmayan bir figüran" olarak kodlamak, aile kavramını biyolojik ve duygusal olarak imha etme projesi oldukça aşikardır.
Taktik belli: "Kavramları değiştir, toplumu çökert"
Hepimizin bildiği gibi bir toplumu çökertmek istiyorsanız, önce onun temel birimini; yani aileyi yok edin. Etmeniz gerekir, küresel odaklar ise uğraştıkları tam olarakta bu. New York'ta atılan bu adım ise bu stratejinin en somut ve tehlikeli örneği olarak tarihin kara lekesinde yerini aldı.
Toplumu duygusuzlaştırmayla bağları koparmak en etkili taktiklerden biridir. "Anne" dediğinizde aklınıza sevgi, fedakârlık ve şefkat gelir. "Gebeliği üstlenen ebeveyn" dediğinizde ise sadece tıbbi bir süreç. Kelimelerle oynayarak, insanı duygularından arındırıp onu "sistemin bir parçası" haline getirmeye çalışıyorlar.
Rollerin Silinmesi halinde ise toplumda otorite, saygı, şefkat ve bireyselleşen toplumlarda merhametsiz bir nesil ortaya çıkar. Baba figürünü "doğurmayan ebeveyn" diye tanımlamak, babalığın evdeki otorite, koruyuculuk ve rehberlik rolünü anlamsızlaştırmaktan başka birşey değildir. Aile birliğini değil, aile üyelerinin birbirinden kopuk bireyler olduğu bir "sistem" kurmak için artık somut adımlar atmaya başladılar.
Bireysel dayatmaların yerini artık küresel resmi bir dayatma mekanizmasını devreye aldılar. Bugün New York'ta başlayan bu uygulama, yarın küresel bir standart haline getirilerek tüm dünyada "aile karşıtı" bir mevzuatın altyapısını oluşturacak ve toplumlar yozlaşarak birer robotun ötesine gidemeyecek.
Aile, Toplumun Sığınağıdır!
Aile, sadece bir "ebeveyn-çocuk" ilişkisi değil; merhametin, kültürün, değerlerin ve nesilden nesile aktarılan insanlığın sığınağıdır. Anne ve baba kelimeleri, bir çocuğun hayattaki ilk güvenli limanını temsil eder. Bu kelimeleri resmi metinlerden kazımak, aslında o güvenli limanları yıkmak, güveni, şefkati, merhameti ve birlik olma ruhunu ortadan kaldırmak demektir.





