Geleneksel okuryazarlık bariyerini tamamen ortadan kaldıran görsel algoritmalar, eğitim düzeyi fark etmeksizin bireyleri dopamin sarmalına alıyor.

Olay, bir gündüz kuşağı programına katılan bir adamın açıklamasıyla Türkiye gündemine oturdu. Eşine boşanma davası açan vatandaşın canlı yayındaki açıklamaları, dijital çağın getirdiği en tuhaf ve sarsıcı aile facialarından birini deşifre etti.

Anlatılan aile faciasının merkezinde okuma yazması olmayan sosyal medya bağımlısı bir anne ve bu uğurda harcanan çocuklar var.

Her şey, annenin akıllı telefonla tanışması ve TikTok dünyasına adım atmasıyla başlıyor. Okuma yazma bilmemek, video odaklı bu platformda kadın için bir engel teşkil etmiyor. Kadın, yapay zekanın sunduğu yüz değiştirme efektlerini keşfediyor. Aynada gördüğü sosyo-ekonomik gerçekliğinden sıyrılmak için sürekli bu efektleri kullanarak kendine dijital, kusursuz ve sahte bir "ikinci kimlik" inşa ediyor. Telefon başından 2 yıl boyunca kafasını kaldırmıyor.

Kadın, efektlerle güzelleştirdiği bu sahte profil üzerinden platformda başkalarıyla yazışmaya başlıyor. Ancak burada devasa bir lojistik sorunla karşılaşıyor. Okuma yazması yok. Bu engeli aşmak için akılalmaz ve vicdansız bir yönteme başvuruyor. Kendi öz çocuklarını yanına oturtarak, gelen mesajları onlara okutuyor ve karşı tarafa göndermek istediği cevapları yine çocuklarına yazdırıyor.

Annenin bu sanal dünyadaki mesaisi o kadar büyük bir boyuta ulaşıyor ki sırf telefonla ilgilenmek, canlı yayınlar açmak ve yazışmalarını sürdürebilmek için çocuklarını okula göndermeyi bırakıyor.

Eşinin 2 yıldır telefondan başını kaldırmadığını söyleyen koca, eşinin "sosyal medyayı kendi çocuklarına tercih ettiğini" belirterek derhal boşanma davası açıyor.

Devlet mekanizmaları evlilik oranlarını artırmak ve aileyi korumak adına teşvik paketleri üzerinde kafa yorarken, mevcut ailelerin evlerin içinde nasıl atomize olduğunu ve dijital kafeslerde eridiğini görmezden geliyor.

TV'ye yansıyan olay kontrolsüz teknolojinin, yapısal cehaletle birleştiğinde toplumu en küçük biriminden başlayarak nasıl imha ettiğinin somut örneği oldu.

Küresel sosyal medya şirketleri milyarlarca dolar reklam geliri için insan psikolojisinin en zayıf halkalarını sömürürken, devlet, sadece aile yıkıldıktan sonra mahkeme salonunda karar veren bir seyirci konumunda kalıyor. Eğer toplumsal yapı korunmak isteniyorsa, dijital platformlara karşı agresif içerik filtreleri, sert algoritmik kısıtlamalar ve anlık sosyal hizmet takiplerinin derhal hayata geçirilmesi talep ediliyor.

Muhabir: Mehmet Yaman