Türkiye’de yargı sistemindeki hantallık ve bitmek bilmeyen dava süreleri, vatandaşın "geç gelen adalet" karşısındaki mağduriyetini artırmaya devam ediyor. Adalet Bakanlığı’nın 2024 ve 2025 yılı verilerinden derlenen ürkütücü istatistikler, adliye koridorlarının sadece birer bekleme salonuna dönüştüğünü gözler önüne seriyor.
BAKAN GÜRLEK HAREKETE GEÇİLDİĞİNİ DUYURDU
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan 2025 yılı adalet istatistiklerine ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı.
Gürlek, vatandaşların adalet hizmetlerine daha hızlı ve etkin erişimi için çalışmaların kararlılıkla sürdüğünü belirterek, “Yaptığımız düzenlemeler ve geliştirdiğimiz uygulamalarla, lekelenmeme hakkı kapsamında dosyaları en başta ayıklıyor, vatandaşlarımızın gereksiz yere yıpranmasının önüne geçiyoruz” dedi.
Bakan Gürlek, hâkim başına düşen dosya sayısının azaltıldığını, her dosyaya daha fazla zaman ayrıldığını, soruşturma ve dava süreçlerinin hızlandırıldığını vurgulayarak “Daha hızlı işleyen, daha adil ve vatandaş odaklı yargı sistemini güçlendirmeye kararlılıkla devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.
DOSYA SAYILARI MİLYONLARI AŞTI: KARAR SÜRELERİ UÇURUMA DÖNDÜ
Verilere göre, 2024 yılında Cumhuriyet Başsavcılıklarındaki toplam dosya sayısı 11 milyon 661 bini aşarak rekor tazeledi. Ancak asıl acı tablo, bu dosyaların sonuçlanma hızında saklı. Mahkemelerdeki yoğunluk nedeniyle adalet terazisi ağır aksak ilerlerken, bazı suç türlerinde karar süresi insan ömründen çalıyor.
İstatistikler, davanın türüne göre adaletin kapısının ne kadar geç açıldığını açıkça gösteriyor:
Dava / Suç Türü: Ortalama Karar Süresi
Hırsızlık Suçları: 10 Yıla Kadar
İflas Dosyaları: 3.498 Gün (Yaklaşık 9.5 Yıl)
İcra-İflas Daireleri: 1.047 Gün
Boşanma Davaları: 156 Gün
Yargıtay (Temyiz): 2-3 Yıl
HAKİME BAŞINA DÜŞEN YÜK
2025 yılı başı itibarıyla hâkim başına düşen dosya sayısında %10’luk bir azalma olduğu iddia edilse de, sahada karşılık bulan gerçekler çok farklı. Adli yargıda bir hâkimin önüne yıl boyunca ortalama 450 ile 890 arasında dosya düşüyor. Uzmanlar, bu yoğunluk altında verilen kararların niteliğinin de tartışmaya açık hale geldiğine dikkat çekiyor.
"Geciken adalet, zulümdür." Yargıdaki bu hantallık, sadece davacı ve davalıyı değil, toplumun adalete olan güvenini de temelinden sarsıyor. Özellikle hırsızlık gibi doğrudan toplumsal huzuru ilgilendiren suçlarda davanın 10 yıl sürmesi, suçlunun dışarıda elini kolunu sallayarak gezmesine, mağdurun ise hakkını alamadan yaşlanmasına neden oluyor.
İSTİNAF VE TEMYİZ ÇIKMAZI
Yerel mahkemeden çıkan kararların bir de üst mahkeme serüveni var ki, burası tam bir "zaman tüneli". İstinaf mahkemelerinde ortalama 1-2 yıl süren bekleyiş, dosya Yargıtay’a sıçradığında 3 yıla kadar ek süreler demek oluyor. Yani en basit bir alacak davasının dahi kesinleşmesi 5-6 yıllık bir sabır sınavına dönüşüyor.




