Berlin'de 3 Ocak'ta elektrik kablolarına yapılan sabotaj sonucu kentin güneybatısında yaklaşık 100 bin kişi, İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemin en uzun elektrik kesintilerinden birini yaşamış, günlerce elektrik ve ısıtmasız kalmıştı.

Elektrik kablolarına yapılan saldırıyı aşırı solcu Volkan Grubu (Vulkan Gruppe) üstlenmişti. Öte yandan, Federal Savcılık, söz konusu saldırıya ilişkin "terör" şüphesiyle soruşturma başlattığını duyurmuştu.

Ancak beşinci günün sonunda Stromnetz Berlin, tüm abonelere yeniden elektrik sağlayabilmişti.

Bu olay, son dönemin en uzun elektrik kesintisi olarak kayıtlara geçerken, ülkede mağdur vatandaşların barınma ve ısınma gibi ihtiyaçlarının karşılanmasına dönük hazırlık olmadığını da ortaya koydu.

3-7 Ocak tarihlerinde birçok insan elektrik ve ısıtma olmadan yaşarken, bazıları da otel ve acil durum barınaklarına sığınmak zorunda kaldı. Kapalı dükkanlar, internet ve cep telefonu bağlantılarının kesilmesi, şehrin bazı bölgelerinde yaşamı neredeyse durma noktasına getirdi.

Berlin'deki saldırı, Almanya'nın kritik altyapısının sabotaja ne kadar açık olduğunu bir kez daha ortaya koyarken, muhalefetteki siyasiler, federal hükümet ve İçişleri Bakanlığını ülkeyi krizlere daha dayanıklı hale getirmek için "yeterli olmadığı" konusunda eleştirdi.

Finlandiya, İsveç, Estonya, Letonya ve Litvanya gibi ülkelerde krizlere hazırlık, yıllardır güvenlik ve sosyal politikanın ayrılmaz parçası olurken, bu ülkelerdeki hükümetler, halkı acil durum planları, kendini koruma önlemleri ve tedarik konularında sistematik olarak bilgilendiriyor. Bu ülkelerde düzenli olarak kriz senaryoları üzerinde tatbikatlar yapılıyor, toplum ve ekonomi bu sürece yakından dahil ediliyor.

Söz konusu Avrupa ülkelerini hazırlıklarına rağmen, kıtanın en büyük ekonomisine sahip Almanya’nın bu konuda geride kalması dikkati çekiyor.

Alman siyasiler, halkın kriz durumlarına daha iyi hazırlanmasını ve uluslararası modelleri örnek almasını talep ederken, Alman Kızılhaç Örgütü (DRK) sivil savunmaya daha fazla yatırım yapılmasını istiyor.

Yeşiller Partisi parlamento grup başkanı Irene Mihalic, Alman Handelsblatt gazetesine yaptığı açıklamada, Baltık ve İskandinav ülkelerindeki toplumların krizlere hazırlık konusunda “çok daha ileride” olduğunu belirterek, Almanya’da politikacıların acilen onlardan bir şeyler öğrenmesi gerektiğini ileri sürdü.

Mihalic, Alman hükümetini, toplumu sabotajla siber saldırılar ve dezenformasyon gibi hibrit tehditlerin tehlikelerine karşı daha iyi hazırlamakta başarısız olmakla suçladı.

Muhabir: Yakup YÜKSEK