Atölye'de Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'na konuk olan Kurum, gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.
Yüzyılın Konut Projesi'ne ilişkin soru üzerine Kurum, 6 Şubat 2023'te 11 ilde "asrın felaketi" olarak nitelendirilen depremlerin yaşandığını ve 14 milyon vatandaşın bu depremlerden etkilendiğini hatırlattı.
Projeye, her ilden gelen talepler doğrultusunda başladıklarının altını çizen Kurum, şöyle devam etti:
"500 bin konut gerçekten bugüne kadar Cumhuriyet tarihinde yapılmamış bir rakam. Daha önce 1 milyon 750 bin konutu bitirdik, hamdolsun. Şimdi de yeni 500 bin konutu milletimize sunuyoruz. 81 ilde kuralarımızı çektik. İnşaatlarımıza başladık. İlk konutları 2027 yılının mart ayı itibarıyla teslim etmeye başlayacağız. Amacımız 500 bin konutun tamamını 2028'de vatandaşlarımıza sunmak olacak. Bunun için çalışıyoruz. Deprem bölgesinde 2 yılda bu başarı hikayesini yazan devlet, bugüne kadar 1 milyon 750 bin konutu teslim eden irade, inşallah onu da en yakın zamanda vatandaşımıza en güzel haliyle, en sağlam haliyle teslim edecektir."
Bu yerleşim modellerinin şehirlerde, ilçelerde ve beldelerde örnek teşkil etmesini istediklerini vurgulayan Kurum, şunları kaydetti:
"Bizim bugüne kadar yapmış olduğumuz deprem bölgesindeki konutlarda 11 ilde hamdolsun hiçbir vatandaşımızın burnu bile kanamadı. Bir taraftan da 'dirençli şehir' dediğimiz şehri inşa ediyoruz. Yani ülkemizin yüzde 70'i hemen hemen deprem bölgesinde yaşıyor. Dolayısıyla bir taraftan da 'dirençli şehir' inşa ediyoruz, bu da çok önemli. Biz depremleri engelleyemeyiz ama depremlere hazırlıklı olmak zorundayız. Bu kapsamda da yeni 500 bin konutla birlikte ülkemizin deprem direncini de artırıyoruz ve depreme hazırlıklı hale getiriyoruz. Toplanma alanları da içinde düşünülüyor. Vatandaşımızın çocuk oyun parkında oynayabileceği, okuluna yürüme mesafesinde gidebileceği ulaşımıyla, istihdamıyla, üretimiyle her alanda bu projeyi önemsiyoruz.
Bir taraftan da bu proje istihdama katkı sağlayacak. Burada 250'ye yakın sektörü ilgilendiren bir konudan bahsediyoruz. Ülkemizin büyümesine katkı sağlayacak, fabrikalarda üretim durmayacak. Onlar yine istihdam oluşturacaklar. Dolayısıyla böyle topyekun bir büyüme, kalkınma projesi, aslında sosyal devlet bakış açısı. Bugün dünyanın neresine giderseniz gidin artık sosyal devlet bakışı rafa kaldırılmış. Artık ülkeler bırakın vatandaşına yardım etmeyi böylesi afetlerde, sellerde, yangınlarda vatandaşını sigorta şirketinin insafına bırakıyor. Dolayısıyla burada çok önemli bir vazifeyi devlet vatandaşına yapmış oluyor. Bu barınma hakkı dediğimiz Anayasa'dan gelen hakka devlet de elini, gövdesini aslında taşın altına koyarak, Sayın Cumhurbaşkanımız burada güçlü bir iradeyi 2002'den beri olduğu gibi bugün de milletimize sunmuş oluyor."



