İSTANBUL, VAN, ADANA…
Peygamber Sevdalıları Vakfı tarafından "Vahdet ve Kurtuluş Önderimiz Hazreti Muhammed" temasıyla aynı günde üç şehirde yüzbinlerin katılımıyla Mevlid-i Nebi etkinlikleri düzenlendi. Hazreti Peygamberi Anlama ve Sünnetini Yaşama" etkinlikleri kapsamında geçtiğimiz haftalarda Batman ve Diyarbakır’da yapılan etkinliklerde büyük bir teveccüh ile meydanları dolduran peygamber aşıkları dün; İstanbul, Van ve Adana semalarını salavat ve tekbirler ile inletti.
Yurt içinden ve dışından kanaat önderleri, alim, siyasi parti ve STK temsilcilerininde yoğun bir katılımın olduğu etkinliklerde yapılan konuşmalarda birlik ve dayanışma vurgusu yapıldı.
Filistin, Gazze, İran ve Suriye başta olmak üzere İslam coğrafyalarına yönelik devam eden saldırı ve barbarlıklar karşısında tek kurtuluş yolunun vahdet ve direniş olduğuna dikkat çekildi.
“BİZ VAHDET İÇERİSİNDE OLDUĞUMUZ ZAMAN İZZETLİ OLMUŞUZDUR”
İstanbul Bağcılar Meydanı'nda düzenlenen Mevlid-I Nebi etkinliğin İstanbul halkı yoğun bir katılım gösterdi. Etkinlik meydanı "ABD ve siyonistlerin Gazze'de katlettiği evlatlarımız" ve "ABD ve siyonistlerin İran'da katlettiği evlatlarımız" yazıları eşliğinde şehid edilen çocukların fotoğrafları ile süslendi. Mitingde İTTİHADUL ULEMA Başkan Yardımcısı M. Beşir Şimşek ile Peygamber Sevdalıları Onursal Başkanı Mehmet Göktaş Hoca birer konuşma gerçekleştirdi.
İslam dünyasının içinde bulunduğu duruma ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulunan Molla Beşir Şimşek, "Ey Müslümanlar! Biz niye bu haldeyiz? Niye Aksa'mıza sahip çıkamıyoruz? Niye Gazze'mize sahip çıkamıyoruz? Niye oradaki kardeşlerimize bir bardak su ulaştıramıyoruz? Niye bu zillete boyun eğiyoruz? Bu zilletin sebebi ne? Düşmanın çok güçlü olmasından mıdır? Hayır! Kesinlikle hayır! Bu zilletin en büyük sebebi, ümmet olarak, Müslümanlar olarak, ihtilaflarımızdır. Birbirimize düşmemizdendir. Bırakalım bu ihtilafları, birbirimizle çekişmeyi bırakalım. Ancak bunu yapmadığımız zaman vallahi bu bebeklerin katili biz oluyoruz. Kürdüyle, Türküyle, Arabıyla, Acemiyle, Malazgirt ruhuyla, Çanakkale ruhuyla ne muhteşem zaferlere imza attı ecdadımız. O ruh neydi? O ruh Kur'an'i ruhtu. O ruh İslam'i ruhtu. Peygamber Efendimiz'e ittiba'ın beraberinde getirdiği güçtü. Başka bir şey değildi. Demek ki biz vahdet içerisinde olduğumuz zaman izzetli olmuşuzdur" ifadelerini kullandı.
VAN’DA PEYGAMBER AŞIKLARI MEYDANI DOLDURDU
Van’da düzenlenen Mevlid-i Nebi etkinliği de binlerce Peygamber âşığının katılımıyla büyük bir coşkuyla yapıldı. Alanda muhtaçlar yararına kullanılmak üzere kermes kuruldu. Tevhid bayraklarının yanı sıra Şeyh Said ve Said Nursi'nin posterin yer aldığı bayraklar alana yerleştirildi. Alanın girişinde işgalci siyonist rejimi simgeleyen kanlı paçavra da yere serilirken vatandaşlar paçavraya basarak meydana giriş yaptı.
Sunuculuğunu Levent Dalgın ve Mustafa Öztünç’ün yaptığı mitingde İTTİHADUL ULEMA üyesi Molla Emrullah Uysal, Kürtçe; Cengiz Aydın Hoca ise Türkçe bir konuşma gerçekleştirdi.
MEVLİD-İ NEBİ MİTİNGİNE ADANA'DA YOĞUN KATILIM
Adana'da günlerce devam eden yoğun hazırlıkların ardından “Vahdet ve Kurtuluş Önderimiz Hazreti Muhammed" temasıyla Mevlid-i Nebi etkinliği gerçekleştirildi.
Merkez Park etkinlik alanına Peygamber Sevdalıları ve Umut Kervanı tarafından kurulan kermes ile etkinlik boyunca halka hizmet verildi. Kermesten elde edilen gelir ise hem Gazze'ye hem de yetim ve mağdurlara yardım olarak kullanılacak. Programda Mevlid-i Şerif okundu, ezgi ve ilahiler seslendirildi. Mitingde ayrıca Peygamber Sevdalıları Akdeniz Bölge Koordinatörü, Adana İl Müftüsü Mehmet Taşçı ve Peygamber Sevdalıları Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Çelik birer konuşma gerçekleştirdi.
İstanbul'da Mevlid-i Nebi mesajı okundu:
Peygamber'in mücadelesindeki
kararlılığı her Müslüman kuşanmalı
“Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam; O’nun kulu ve elçisi olan Direniş Önderi Hz. Muhammed’e (sav), ehl–i beytine ve ashâbına olsun.
1–Direniş; Kutlu ve Yakın Zaferlerin Müjdesidir: Direniş Önderi Hz. Muhammed Mustafa'dır. (sav)
Müslüman coğrafyalara dayatılan, vicdan ve insafı rafa kaldıran, amansız ve orantısız bir savaşın karşılığı ancak kutlu bir direniştir. Tarihte bilinen soykırımlardan daha vahşi olan son saldırılar, zalimlerin merhametsiz ve kirli yüzlerinin tezahürüdür. Direniş Önderi Hz. Muhammed’in (sav), Müslümanları korumadaki yaklaşımı ve zalimlerle mücadele hususundaki kararlılığı; izzet ve şeref sahibi her Müslümanın kuşanması gereken esaslı bir düsturdur. Bu direnişin örnekliği; Bedir’in izzetinde, Uhud’un imtihanında, Ahzap Ordularına karşı sebatın ruhunda saklıdır.
2–Kudsiyet; Hak ve Batılın Ayrım Nişanesidir: Hakikatin Şahidi Hz. Muhammed’dir. (sav)
Şiddetli fitnelerin, Müslüman zihinleri bulanıklaştırdığı bu zorlu çağımızda; ihtiyaç duyduğumuz fecr–i sadık, Filistinli mücahitlerin haklı mücadelesinde gün gibi parıldamaktadır. Hakikat odur ki bu bir Furkan Savaşı’dır. Akledenler için; hak ve batıl net bir şekilde ayrılmıştır. HAMAS, İslami Cihad, Gazze halkı ve Mescid–i Aksa murabıtlarının direnişi; bir asırdan fazladır uyutulmaya çalışılan Ümmetin şerefli evlatlarını artık uyandırmıştır. Uyananlar sadece Müslümanlar değil; müstemleke ve emperyalist devletlerin kendi halklarından vicdan sahibi tüm insanlardır.
3–Hamiyet; Haklı Bir Mücadelenin Tükenmez Gayretidir: Şeref Sahibi Hz. Muhammed’dir. (sav)
Uluslararası mahkemelerin yaptırımlarının siyonist israil ve müstemleke devletlere işlemediği ortadır. Müslüman halklar, “devletin âli menfaatleri” bahanesine sığınan yöneticilerini harekete geçirmelidirler. Zira “emperyalist ve müstemleke canavarın” yutmaya çalıştığı sadece mazlum Filistin halkı değil, tüm Müslüman halklardır.
4–Adalet: Huzur ve Selâmetin Cihana Teminidir – Muhammed Mustafa (s.a.v.) Bu Ümmetin Lideri ve Başkomutanıdır
İslâm dini; adalet, sulh ve selâmeti cihana sunan bir âb-ı hayattır. Hz. Peygamber’in (sav), insan onurunu muhafazaya yönelik ortaya koyduğu eşsiz merhameti, gönülleri fetheden hikmetli bir mekteptir. İnsanlığa –cesaret ile birlikte– merhameti de öğreten HAMAS’lı mücahitlerin esir takası meselesinde ortaya koydukları yaklaşım, bu yüce ruhun birer yansımasıdır. Filistinli ve siyonist israilli esirlerin şahsında yapılacak olan vicdanlı bir mukayese, İslâm’ın merhameti ile küfrün vahşetini yansıtan bir aynadır.
5–Şehadet; Adanmışlığın ve Arınmışlığın Ulvi Neticesidir: Cesaret Öncüsü Hz. Muhammed’dir. (sav)
Şehadet, adanmış ömürlerin hak edilmiş neticesidir. Şehitler, haklı mücadelenin yol levhalarıdır. Aksa Tufanı şehitlerinden İsmail Heniyye, Yahya Sinvar, Muhammed Daif ve dahi tüm şehitler, ümmetin iftiharıdır. Onlar, dünyevileşme hastalığına tutulan Müslümanlara, İslâm davası uğruna adanmışlığın ve arınmışlığın nasıl olacağını iftiharla sunan kutlu öğretmenlerdir. Geride kalan müminlere düşen ise şehitlerin bıraktığı mirası sahiplenme ve bu yolu sürdürme sorumluluğudur.
6–Kardeşlik; Yardımlaşma ve Dayanışmanın İslâmî Sorumluluğudur: Vefa Timsali Hz. Muhammed’dir. (sav)
Aksa Tufanı ile Siyonistleri hezimete uğratan HAMAS’lı mücahitler ve Filistin halkı, bu kutlu direnişte yalnız bırakılmışlardır. Bundan dolayı tüm Dünya Müslümanları Gazze halkına borçludur. Gazze’nin yeniden ihyası ve inşası, insani ve İslami sorumluluğumuzun bir gereğidir. Müslüman her fert ve topluluk, gücü nispetinde yardım etmelidir.
7–Hikmet; Hürriyet ve Özgürlüğün Sabır Aynasıdır: Kurtuluş Rehberi Hz. Muhammed’dir. (sav)
Hürriyet, tüm Müslüman coğrafyaların en temel hakkıdır. Halkları Müslüman olan coğrafyalarda sürdürülen savaşlar, Müslümanlar için hiç bir zaman fayda sağlamamıştır. Müslüman coğrafyalara musallat olmuş zalim liderlerin devrilmesi ile savaşın bitmesi, savaşın devam ettirilmesinden elbette daha hayırlıdır. Suriye’de gerçekleşen inkılâbın, Suriye halkına barış ve huzur getirmesini ümit ediyoruz. Geçmişte yapılan hatalardan ders çıkararak, daha kuşatıcı bir yaklaşımla, yeniden inşa süreci başlatılmalıdır.
8–Vahdet; Ortak Yönlerin Güçlü Bir Vurgusudur: Müslümanların Lideri Hz. Muhammed’dir. (sav)
Aksa tufanı ve son gelişmeler, İslam dünyasının ne denli ayrılık içinde olduğunu, başlarına emperyalist ve müstemlekeler tarafından atanmış liderlerin şahsi menfaatlerini gözeterek zilleti izzete tercih ettiklerini gözler önüne sermiştir. Emperyalist ve müstemleke güçler, Müslüman coğrafyaların başına musallat ettikleri sözde liderler eliyle kavmiyetçilik ve mezhepçilik gibi hastalıkları derinleştirirken, bunun neticesinde hâsıl olan ihtilaf ve kardeş kavgasından istifade etmektedirler. Bu sözde liderlerin, Müslüman halkların problemlerine lakayt davranışları ve umursamaz tutumları artık kabul edilemez bir hâl almıştır. Müslüman halklar, mazlum coğrafyalarımızın muhafazası için mücadele eden, gerçek manada sorumluluk taşıyan ve bu hususta güçlü bir irade ortaya koyan yapı ve liderlerin etrafında kenetlenmelidirler.”