• DOLAR 32.227
  • EURO 35.067
  • ALTIN 2443.381
  • ...

Var.

Peki nasıl?

Önce şu şahidliğin izini sürelim.

Müslim’de yer alan bir Hadisi Şerif, müşrik olmayan kırk kişi, Müslümanın cenazesinde ona şefaat ederse yani onun için “iyi bilirdik” diye şahitlik ederse, Allah-ü Teala’nın bu şahitliği mutlaka kabul edeceğini belirtir.  

Yine Ebu Hüreyre'den (ra) nakledilen bir Hadis-i Şerif’te de: “Bir Müslüman öldüğünde, en yakın komşularından üç hane halkı kendisinin iyi bir insan olduğuna şahitlik ederlerse, Yüce Allah (cc), "Bildikleri kadarıyla şahitlikte bulunan kullarımın şahitliğini kabul ettim ve kendi bildiklerimi de bağışladım." buyurur.

Bunu teyid eden bir Hadis-i Şerifi de Abdullah b. Mes'ud aktarıyor: Bir adam Resulullah'a (sav), “İyi mi kötü mü yaptığımı nasıl bilebilirim?” diye sorunca Efendimiz sav): “Komşularının, "İyi yaptın!" dediğini duyarsan iyi yapmışsındır; onların, "Kötü yaptın!" dediğini duyarsan da kötü yapmışsındır.” buyurur.

Şahitlik, “insan davranışlarını değerlendiren ve çıkar çatışmalarına çözüm getiren kurallar bütünü” diye tarif edilen hukuk için en temel dayanaklardan biridir.

Ve yukardaki Nebevi hakikatler, bireyin teşhisinde toplumun gözleyici şahitliğinin hafife alınamayacağını öğütlüyor.

Şu anda kırk kişi filan değil sekiz milyar insan altı aydır tüm yönleriyle dehşetli bir hadiseye şahitlik ediyorlar. İçlerinde nice alim, salih, veli, müttaki, mücahid ve günahsız kullar da var. Hem de öyle kulaktan duyma, yazıdan okuma değil, canlı yayında ayan beyan görerek, her karesini doğrudan izleyerek şahitlik ediyorlar.

İmam-ı Caferi Sadık (ra); Kork o mahkemeden ki, Hâkimin kendisi şahittir. sözüyle beşerin şahitliğini yok saymıyor. Aksine beşerin şahidliği, Hak Teala’nın şahitliğinin de bir çeşit ispatı oluyor.

Aklı başında hiç kimse, kendi eliyle kendi aleyhine şahidler edinmez. Ne diyor ayet-i kerime: İman edenlerle karşılaştıklarında 'İman ettik' derler; kendi başlarına kaldıkları zaman ise, derler ki: 'Allah'ın size açtık (açıkladık)larını, Rabbiniz katında aleyhinizde bir delil getirsinler diye mi onlarla konuşuyorsunuz? Hâlâ akıllanmayacak mısınız?' (Bakara Suresi 76)

Bu ayetin nüzul sebebi için şöyle denmiş: Beni Kurayza yahudilerinin Ahzab savaşındaki ihanetinden sonra Resulullah(sav) kalelerinin altından onlara: "Ey maymunların kardeşleri! Ey domuzların kardeşleri! Ey Tağut`a kulluk edenler!" diye seslenince telaşa kapılmışlar ve kendi aralarında şöyle demişler: "Bunları Muhammed`e kim bildirdi? Bunlar olsa olsa sizden çıkmıştır. Allahın size açmış olduğu şeylerden, onlara size karşı ellerinde bir delil olsun diye mi bahsediyorsunuz?"

Ellerinin ayaklarının bile dile gelip kişinin yaptıklarına şahitlik edeceğine iman eden bir Müslümanın, yarın kıyamet günü mesela Filistin’li mazlumların şahitliği karşısında korkmaması mümkün mü?

Geçenlerde Prof. Dr. Abdurahman Ateş Hocanın şu ifadesi bu durumu özetliyordu:

Şu âna kadar ölmüş olanlara hiç bu kadar imrenmemiştim. Çünkü onlar Gazze'de yaşananlara tanık olmadıkları için dünyada Allah'ın gazabına maruz kalmaktan kurtuldular ve ahirette de Gazze'lilerin hesabı sorulmayacak. Gazabından rahmetine sığınıyoruz Rabbimiz!

Ve iki gün önce Prof. Dr. Mehmet Görmez Hoca da ne dedi: “Gazze’de katledilen her masumun hesabı sadece israildeğil, tüm Müslüman ülke yöneticilerine de sorulacak. Reel politik mazeretler hiçbir idareciyi mahşerdeki büyük hesaptan kurtaramayacak.”

Şimdi idareciler başta olmak üzere altı aydır hayatta olup eli ayağı tutan yani geçerli bir özrü olmayan her Müslümanı titretmesi gereken soru şu: “Kendi aleyhine bu kadar şahidle mahkemeye çıkıp da berat etmek nasıl mümkün olacak?”

Elbette ki Cenab-ı Mevla, çok bağışlayıcıdır lakin söz konusu olan günah başkasının hukuku. Yani hukukul ibad, diğer bir deyişle hukukullah. Bunun affı öyle kolay değil. Bu saatten sonra sadece yetkililer değil, her Müslüman için başka bir tahliye seçeneği çok zor.

Üstelik binlerce Gazze’li şehid olmadan önce “sizi Rabbimize şikayet edeceğiz” demişken.

Kurtulmak için tek bir ihtimal gözüküyor: Defter mühürlenip kapanmadan “Allah için adil şahitler” olarak Filistin’lileri memnun edecek bir adım atarak kötü vaziyeti düzeltmek.

Olabilir mi böyle bir şey.

Neden olmasın?

Tüm insanlık, onun Hz. Hamza’yı katlettiğine şahid iken sonra iman edip yalancı peygamber Müseylemetül Kezzab’ı öldüren Vahşi b. Harb gibi niceleri yok mu?

O halde hiçbir Allah’ın kulu, “Filistin için ne yaptım?” sorusuyla vicdanını rahatlatmadan uyumamalı, ölmemeli.

Diyarbakır’da görev yaparken bir yolunu bulup Gazze’ye yaralı çocukların yardımına giden Op. Dr. Taner Kamacı gibi.

Her gün binlerce Gazze’liye sıcak yemek dağıtan Umut Kervanı, Yetimler Vakfı, Yetim Eli Vakfı, İHH, TDV ve diğer hayır kurumları gibi..

Yeter mi?

Bilinmez.

Herkesin yükümlülüğü ayrı.

Devletin başındakilerin işi devletle. Ticaret ehlinin ki ticaretle.

Defterler dürülmeden, mühürlenmeden, ölmeden..

Henüz mühlet bitmeden, ölüm meleği listeden düşürmeden..