• DOLAR 32.361
  • EURO 34.46
  • ALTIN 2438.652
  • ...

Ateşkes konusunda olumlu gelişmeler giderek daha fazla ciddiyet kazandı. Detaylar bugünlerde büyük ölçüde netleşecektir.

Bu defa ki ateşkesin önceki gibi geçici olmayacağı, işgal rejiminin hile ve ihanetlerine karşı güvence içereceği açıktır.

İşgal rejiminin bu ateşkese olan ihtiyacı, Hamas’ın ihtiyacından kat kat fazla.

Bunun en önemli sebebi sahadaki askeri kayıpları değil, dünya toplumları nezdinde her zamankinden daha fazla cezalandırılmayı hak eden gerçek suçlu olarak görülmesi ve bunun ülke yönetimlerine yüklediği siyasi ağırlıktır.

Soykırımın perde arkasında değil bizzat önündeki aktörü olan Amerika’nın, dört ay geçmesine rağmen;

Hamas’ın elindeki esirleri alamaması,

Tünelleri kapatamaması,

Gazze’liyi yıldıramaması,

Direniş güçlerini mağlup edememesi,

Gerek kendi kamuoyunun gerekse diğer batı ülkelerindeki halkların tepkilerini ve dikkatlerini dağıtamaması,

Küresel bir hal alarak devasa zararlar veren boykotu durduramaması,

Yemen’in müdahalelerini bile önleyememesi,

İslam ülkelerinin başındaki dostlarının işinin giderek zorlaşması, işgal rejimiyle normalleştirilen ülkelerin bu projeyle aralarının açılmaya başlaması,

Katliam görüntülerinin ve işgalcinin askeri perişanlığının tüm medya araçlarında yayılmasının önüne geçilememesi,

Uluslararası arenada gerek resmi demeçlerin gerekse hukuki süreçlerin işgalci ve ortakları aleyhine çeşitlenerek artması,

ABD ve Avrupa’nın kimi ülkelerinde yaklaşan bazı seçimlerin bu olaydan etkilenme ihtimali,

Gazze’de yaşayan herkesin Hamas’lı ve terörist diye nitelenmesine yeryüzünde hiç kimsenin itibar etmemesi,

Batı yönetimleri ile İslam dünyası arasındaki kopuşun Rusya ve Çin cephesiyle alakası

ve daha bir çok neden, Amerika’nın, işgal rejiminin bizzat kendisini rahatlatacak bir ateşkese ikna etmesini sağlaması gerekirdi ki herhalde şu anda buna uzak değiller.

            Ateşkes şöyle ya da böyle gerçekleşecek de, bu dört ayda yaşananlar, illa ki gerek bölge yönetimlerinde gerekse batılı devletlerde bir çok şeyi değiştirecek.

Arap ülkelerinde devlet erki ile maddi çıkar ilişkisi olanları, meseleye inanç ve müspet milliyet penceresinden bakanlardan hayli uzaklaştırmakla kalmayacak, işgal rejimiyle her türlü yakınlığı ciddi biçimde zorlaştıracaktır.

            İslami söyleme dayalı sivil yapılar, ümmet bilinci ile milli çıkarlar arasındaki çizgilere odaklanacak ve kardeşliğin edebiyatından öte İslam alemi olarak birbirini koruma ile izzet arasındaki alakaya çalışacaklar. 

Alimler Birliği gibi ilmî yönü kadar işgal rejimi karşısındaki açık tavrıyla öne çıkan kuruluşlar güvenilirlikte çok ileri noktaya gelecekler.

Amerika’yı eylemsizliğe sevkeden Afganistan İslam Emirliği ve Yemen gibi ülkelerin popülerliği hızlı bir şekilde artacaktır.

Bunun yanında işgal rejiminin zulmünü açık bir şekilde dile getiren vicdan sahipleri her alanda söz sahibi ve taraftar toplayan kimseler haline gelecekler.

Ve daha neler neler.

İnsaniyeti Kübra, bu Miraç’tan sonra başka bir alem olacak.

Öyle Mescid-i Aksa’lı.

Öyle müteselli.

Öyle bahara varmış.

Öyle fetih müjdesine mazhar.

Öyle galip biiznillah.