• DOLAR 31.034
  • EURO 33.808
  • ALTIN 2027.586
  • ...

Mart ayında Türkiye’de ağırlanan ve geçen hafta da İklim Zirvesinde müslüman ülke devlet başkanlarının sıcak ilgi gösterdiği terör rejiminin cumhurbaşkanı Herzog, üç gün önce bir kanalda şöyle diyordu: "Bu savaş sadece İsrail ile Hamas arasındaki bir savaş değil, Batı medeniyetini kurtarmaya ve korumaya yönelik bir savaş."

Daha önce benzer sözleri bu çetenin diğer mensupları da dillendirmişti.

Yani lafı dolaştırmadan açıkça ne demiş oluyorlar:

“Çocukları, kadınları rasgele en vahşi biçimde hiç durmadan öldürüyorsak bunu batı medeniyeti adına yapıyoruz. Adına ister soykırım deyin ister devlet terörü biz bu katliamı batı modernitesi için yapıyoruz. Hastaneleri, kiliseleri, camileri, okulları kapitalizm, demokrasi, liberalizm, pozitivizm, sekülerizm gibi ne kadar uygar fikirler ideolojiler filan varsa onlar için bombalıyoruz. Gazetecileri basın özgürlüğüne katkımız olsun diye BM çalışanlarını da promosyon niyetine keyfimize göre hayattan kopartıyoruz.”

“Asıl bozguncular kendileriyken şuursuzca bizler ancak ıslah edicileriz” diyen bu hakiki yamyamlar, bu medeniyet okus pokusunu yeni değil yaklaşık iki asırdan beridir kullanmaya başladılar.

O yüzden mesela Merhum Mehmet Akif: “Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar” diyor.

Yahut  Mahatma Gandi kendisine, “batı medeniyeti hakkında ne düşünüyorsunuz?” diye sorulduğunda; “olsa iyi olurdu.” cevabını veriyor.

Kuzey Afrika’da sekiz milyon müslümanı ve yine aynı kıtada Antropolog Welss’in rakamlarına göre, 100 milyon siyahiyi katlederken dayanakları medeniyet idi.

Sömürüp işgal ettikleri, kafalarına göre devlet dağıtıp sınır çizdiklerinde de mevzuları medeniyet idi.

Saymakla bitmeyen tüm cürümleri için tılsımları aynı idi: Medeniyet..

Ve İslam Ülkeleri..

Hakiki medeniyeti ellerinden alındıktan sonra her belini doğrultmaya çalıştığında, ümmetin diğer bileşenleriyle aralarındaki ihtilafı çıkarlarının gereği görerek yeniden yıkılan zavallı tıfıllar, tufeyliler takımı gibi..

Halepçe Katliamı’nda şaşkın, Bosna soykırımında avare. Irak, Afganistan, Arakan, Somali, Filistin ve diğer bütün kıyımlarda kayıp, güçsüz, perişan bir izleyici..

Fakat şimdilerde hafiften bir kıpırdanma var.

Evet belki Gazze’deki vahşeti yine durduramıyor ancak el Kassam’ın tünelleri kadar olmasa da diplerde ve yüzeyde öyle fay hatları var ki gün geçtikçe daha da hareketleniyor, hatta yanına dünya vicdanını da alarak kırıldıkça kırılıyor.

Ufukta batıyı bekleyen çok büyük bir zelzele var. Bu sarsıntı, özellikle içten içe anlamsızlığın, hiçliğin, tatminsizliğin, ruhsuzluğun, tükenmişliğin, terkedilmişliğin, yalnızlığın ve değersizliğin ateşinden bir çıkış yolu arayan refah seviyesi yüksek “medeni” toplumları kendine getirecek.

Öte yandan terör rejiminin yıkılması bilhassa müslüman ülkelerin idare, medya, ekonomi gibi alanlarında tüm sırları ifşa eden devasa depremlere yol açacak.

O yüzden Herzog, kötü niyetli sözlerinin devamında şöyle diyor: "Onlar şer güçlerini temsil ediyorlar. Önce İsrail'i yok etmek, sonra Avrupa'ya geçmek, oradan da Amerika'ya geçmek istiyorlar. 11 Eylül saldırılarını hatırlıyorsunuz. Dünyanın anlaması gereken de bu."

Aslında kastettiği şey, el Kaide kışkırtması filan değil, dünyayı düşünce olarak yeniden formatlama ihtimali olan bir fikri devrim..

Korkunun ecele faydası yoktur.

Dünya halkları şu anda Hamas’ın destansı askeri başarısından ziyade kendisine reva görülen akıl almaz zulme karşı asil duruşundan etkileniyor. Bunu besleyen inancı sorguluyor.

İşgal rejimi elbette ki, her gün öldürdüğü bin Filistin’liye karşılık dünyanın öte yakasında milyonların dirildiğini görmek istemiyor.

Küresel emperyalizmin mabetlerinin boşaldığına inanmak istemiyor.

Koruduğunu iddia ettiği batı medeniyetini gerçekte kökünden yıkarken devirdiği sütunların sesini duymak istemiyor.

ABD ve AB ile elele vererek ortada bir medeniyet bırakmadığı halde buna itibar eden batılıların ahmaklığı da öyle Freud’un psikoloji terapileriyle düzelecek bir şey değil.

Yine de Herzog, ABD’li sözcüler gibi çok basit yalanlar sallamıyor. Büyük laflar ediyor. 

“Medeniyetimizin yaşaması için daha fazla bomba lazım” diyor.

“Daha fazla zulüm, daha fazla yıkım.”

Bakalım direniş vurmaya devam ettikçe medeniyet itirafları nasıl çeşitlenecek.

“De ki: “Elinizden geleni yapın! Biz de yapacağız!” (Hud 121)