• DOLAR 32.205
  • EURO 35.116
  • ALTIN 2500.695
  • ...

Bazı alimler, Allah yolunda can veren bir şehidin, şehadetiyle o davaya en az 300 kişinin yetişeceğinden söz ederler. Herhalde bu sayı, o şehidin direnişine, düşmanın yaptığına göre değişecektir.

Haliyle enkaz altında henüz naaşlarına ulaşılmamış 6 bin kişiyle beraber toplam 20 bine ulaşan şehidin bugün “insanlık” davasına kazandırdığı kişi sayısı bire üç yüz değil bire milyonlar gibi gözüküyor.

Şu anda Amerika gibi en iri ve melun siyonist gibi en iğrenç zalimlerin eliyle toprağa düşen her Filistin’li masumun bedeni öyle filizleniyor, öyle dallanıp budaklanıyor, öyle çiçek açıyor, öyle meyve veriyor ki, küresel emperyalizmin ruhlarını öldürdüğü milyarlarca insan artık evinde değil, uykusunda değil, suskunluğunda değil, kıyamda, boykotta, meydanlarda, çağlayıp akmada..

Dünyanın şimdiye kadar şahit olmadığı bu çapta bir öfke seli karşısında devletlerin başına çöreklenmiş bu lanetli çetenin vaziyeti idare etmekte zorlanmaya başlaması dünyayı komple ateşe atmalarına yol açabilir mi? Bu kritik bir soru.

Ve gerçekten yerküre çok ilginç bir kavşağa geldi.

Hamas’ı denklemden çıkarıp yerine Filistin’li bir şey koymaya çalışıyorlar, bulamıyorlar.

Klavyeye rasgele dokunur gibi hastane, okul, kilise, cami, basın vs tüm sinir uçlarına basıyorlar halk geri adım atmıyor.

ABD’den, Almanya’dan, İngiltere’den filan çok özel birlikler getiriyorlar olmuyor.

İlk defa üretilmiş ne kadar füze çeşidi varsa, güya yasaklı kimyasal silahlar varsa hepsiyle katlediyorlar olmuyor.

Arap, Kürt, Türk gibi nice millet içerisindeki paralı köpeklerini havlatıyorlar olmuyor.

Generalleri, albayları, yarbayları ve bilmem ne uzmanı, bilmem ne üst düzey komutanı kim varsa güvendikleri dallar bir bir kırılıyor, telef oluyorlar.

Her gün kendi elleriyle kendi örümcek ağlarını bozar gibi, ne kadar çürük, ne kadar dayanıksız, ne kadar sahte, ne kadar içi kof olduklarını cümle aleme ifşa ediyorlar.

Korkaklıklarından tankları kendilerine mezar oluyor, Gazze dışında ise sığınaklarından çıkamıyorlar.

Cihanın dört bir tarafında ürünleri, şirketleri, zincir firmaları “teröre destek markaları” diye lanetten paylarını alırken, terör rejiminin yanında olan tüm güçler, kendi toplumları nezdinde bu soykırım suçuna ortaklık cürümüyle etiketlenip nefret odağına dönüşüyorlar ve makamlarının geleceği hakkında her gün daha fazla endişeye kapılıyorlar.

Ve işin başında “asla ateşkes filan yok, bunları bitirene kadar durmacağız” derken günün sonunda 50 yaşlı esir kadına karşılık Filistin’li 300 kadın ve çocuk esiri serbest bırakma, 4 gün saldırıyı durdurma, 300 tır yardım konvoyu ile akaryakıt girişi karşılığında ateşkesi kabul ediyorlar ve tanklarını Gazze’nin dışına çıkarıyorlar.

Tüm insanlık, Allah azze ve celle’nin indirdiği apaçık mucizeyi izlerken maalesef, müslüman ülke yönetimleri bu şanlı zaferden kendilerine düşebilecek hisseyi kaçırmış gözüküyorlar. 

Halbuki mesela Türkiye, sadece sert sözlerle yetinmeyip bunun yanında, amerikan üslerini ve limanlarını işgal rejimine kapatmak ve ticareti kesmek gibi bir iki somut adım atsaydı, sadece Gazze’ye değil kendine de çok şey kazandıracaktı.  

Bu kayıpta hâlâ yenilmiş bir işgal rejimiyle ipleri koparmanın dünya gerçekliğinden kopmak olduğunu fısıldayanların çok büyük payı var.

Bu hüsranda bütün yaşananlara rağmen hâlâ Türkiye’nin bölgedeki kimi çıkarları için işgal rejimiyle ilişkileri sürdürmesinin gerekliliğini kulaklara üfleyen zavallıların çok büyük payı var.

Evet. Şimdi Hamas kazandı. Ne yapacaksınız? Ne diyeceksiniz? Bizim sayemizde mi oldu diyeceksiniz. Bu lanetli terör çetesini bu duruma biz mecbur ettik mi diyeceksiniz.

Geçti o iş..

Ancak henüz gece bitmiş değil, bir şeylerin fırsatı hala var.

“Sabah yakın değil mi?” (Hud 81)